Türkiyenin en güncel forumu Türkiyenin en güncel forumu
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.
22 Ekim 2014, 10:54:23


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Güvercinler Ve Ikları Hakkında bilgiler  (Okunma Sayısı 6889 defa)
 
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
tekkesim

Savletli
*

Karma 30
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 697
Üye ID: 21
Nerden:

Aktiflik
Seviye
Deneyim

Gönderdigi Mesajlari Gör
« : 01 Nisan 2007, 11:45:51 »

                                    Konu çerisinde Buabilecekleriniz
                                                 
 AZMAN
BAĞDAT
BANGO
TİP
DÖNEK
BURSA
ÇAKAL
DOLAPÇI
POSTACI
TAKLAMBAÇ
ADANA
ANKUT
BAĞDADI
BAŞTANKARA
BAYBURT
ÇORUM
DEMKEŞ
GÖĞSÜAK
GÜMÜŞKUYRUK
YUSUFİ
İSTANBULLU KILKUYRUK
İZMİR MAKARACISI
KETME IRKI
KIZILBAŞ IRKI
HÜNKARİ
MEVERDİ
MÜLAKAT
ORYANTAL MAKARACI (ORIENTAL ROLLER)
SELÇUKLU IRKI
ŞIHŞELLİ
TRABZON IRKI
TAKLACI IRKI
TRAKYA MAKARACISI
KUMRU             


                     

                                           AZMAN
Azman,kısa gagalı uçucu ırkların içerisinde Denizli'de en yaygın ırktır. Bangoda görülen köşeli kafa yapısı,patlak ve dışa çıkık gözler Azman ırkında görülmez.Bangolara oranla daha uzun boylu, sivri uçlu kanat yapısına sahip ve uçucudurlar.

Kafa yapısı incelendiğinde başın öne doğru bombe yaptığı ve iki göz arasından gaga ucuna doğru bir üçgen oluşturduğu görülür.Gaga, bangolara oranla uzundur. Gözler normal büyüklüktedir ve her renkte görülebilmektedir. Dayanıklı bir bünyeye sahip azman ırkı çok iyi bakıcılık yapar.Uzun ömürlüdürler.

Uçuşları sırasında birbirlerine çok yakınlaşarak grup oluştururlar. Kümes üzerinden neredeyse hiç ayrılmazlar ve pırıltı gösterildiğinde hızla kanatlarını kapatarak dalarlar.Bu özellikleri sebebiyle dolapçı ve döneklere refakatçi olarak uçurulurlar.Gruplarda belli bir sayı standartı aranmaz. Yavru azmanlar tecrübeli gruplar içinde alıştırılmalıdır.Eğer birkaç yavru beraber uçurulursa saatler sürecek bir gezintiye razı olunması gerekecektir.

Nesli takip edilmiş yavruları uçurduysanız pek korkmanıza gerek yok, gezinti sonrası hiç yorulmamışçasına yuvaya döneceklerdir. Hemen her renkte görülebilen azmanların en beğenilen renk varyasyonu karakuyruklardır. Karakuyrukta kapak ( kuyruk altı beyaz tüyler ) olmamasına dikkat edilir.Ayrıca ciba ( kanat-kuyruk ) beğenilen ve aranan bir renktir. Denizli azmanlarında beyaz kuyruklu ciba bulunmaz.Kanat rengi neyse kuyruk renkleri de aynıdır.Son yıllarda değişik ırkların girişiyle beyaz kuyruklu cibalar da görülmeye başlanmıştır.Diğer beğenilen renkleri düz renkler,çiller ve çakallardır Denizli'de yetiştirilen azmanlarda tepe,paça ve tozluk görülmez.

Logged

tekkesim

Savletli
*

Karma 30
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 697
Üye ID: 21
Nerden:

Aktiflik
Seviye
Deneyim

Gönderdigi Mesajlari Gör
« Yanıtla #1 : 01 Nisan 2007, 11:47:31 »


Ülkemizde Bağdat, Bağdadi, Bağdadiye ve Bağdatlı adları ile bilinen bu güvercin ırkı, Irak kökenlidir. Dünya da Bagdat, Baghdad, Bagdette gibi adlarla bilinmektedir. Günümüzde doğu ve güneydoğu bölgelerimizde yetiştirilmektedir. Ancak sayıları azalmıştır. Korunması için önlemler alınması gerekmektedir.

Dünyada ve özellikle de Avrupa’da köken olarak bu ırktan kaynaklanan çeşitli tipte Bağdat güvercinleri bulunmaktadır. Bu güvercinlerle bizim yetiştirdiğimiz Bağdat güvercinleri arasında köken olarak kan benzerliğinin dışında belli bir benzerlik yoktur. Ülkemizde yetiştirilen Bağdat güvercinleri daha çok Suriye Bağdatlarına benzemektedir.

Bağdat güvercinlerini, bir yere yuva yaptıktan sonra, başka bir yere alıştırmak imkansız gibidir. Aradan 10 yıl geçse bile bıraktığınızda, ilk yuvasına geri döndüğü söylenmektedir. Bu özellikleri onları gerçekten de çok değer verilen bir güvercin haline getirmiştir. Ülkemizin batı bölgelerinde, Irak yöresinden ve Doğu bölgelerimizden getirilen güvercinlere genel olarak Bağdat adı verme gibi yanlış bir eğilim olmakla birlikte, Bağdat adı, gerek doğu ve güneydoğu, gerekse diğer bölgelerimizde ayrı ve kendine özgü özellikleri olan bu ırkı karakterize etmektedir. Bazen posta güvercinlerine Bağdat denildiği de olmaktadır. Bağdat güvercinleri eski dönemlerde posta güvercini olarak kullanılmış olmakla birlikte, bugün bildiğimiz posta güvercinleri ile ayrı ırkları temsil etmektedirler. Yöresel olarak “Posta Burunlu” ve “Homoma” gibi adları vardır.

Bağdat’ın Osmanlı devleti topraklarına katılması 1534 yılında Kanuni döneminde olmuştur. Daha sonra bir ara tekrar İranlıların eline geçen Bağdat, son olarak 1639 yılında 4. Murat devrinde yeniden alınmıştır. Hata 4. Murat Bağdat’ı almasının anısına İstanbul’da bugün Topkapı sarayı içinde bulunan ünlü Bağdat köşkünü yaptırmıştır. Bağdat güvercinlerinin Osmanlı dönemi öncesinden beri Irak’da yetiştirildiği bilinmektedir. Osmanlı döneminde de bu güvercinler bölgede yetiştirilmeye devam edilmiş ve geliştirilmişlerdir. Bu güvercinler, eski dönemlerde, tüm çevre bölgelerde değer verilen ve bilinen bir güvercin ırkıdır. Bir çok kaynakta adından bahsedilen bu güvercin ırkı için, dönemin en değer verilen ve en pahalı kuşu olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz. Daha çok haberleşme amaçlı kullanılan bir kuştur. Uzun uçması ve yuvasına bağlılığı onu, iyi bir posta güvercini haline getirmiştir. Oyunlu bir kuş değildir, takla atma gibi özellikleri bulunmaz. Anadolu’da eski devirlerde salma kuşu olarak kullanılmıştır. Salma kuşları, genel olarak belli bir uzaklığa götürülüp bırakılan ve yuvasına ne kadar kısa sürede dönerse o kadar değerli kabul edilen güvercinlerdir. Anadolu’da Osmanlı döneminden beri devam eden eski bir gelenek olan salma yarışlarında kullanılan güvercinler, genellikle bu ırkımızdır. Salma yarışları, farklı kuşçuların, kuşlarını belirlenen uzak bir noktadan aynı anda bırakmaları ile başlar. Kimin kuşu yuvasına daha önce dönerse o kuşçu yarışı kazanmış sayılır. Kuşların bırakıldıkları uzaklıklar, 50 – 100 km arasında değişmektedir. Evliya Çelebi Bursa’dan bırakılan Bağdat güvercinlerinin, İstanbul’a hemen ulaşabildiklerini söylemektedir. Bu güvercinler hakkındaki en eski bilgileri 1650’li yıllarda Bağdat’ı ziyaret eden Evliya Çelebi’den almaktayız. Evliya Çelebi, bu güvercinlerden övgü ile uzun uzun bahsettikten sonra, Bağdat’ta bu güvercinlerin kökenini araştırarak bizlere çok değerli bilgiler aktarmaktadır. Bu bilgilere göre, Bağdat güvercinlerinin geçmişi oldukça eskilere kadar gitmektedir. Bağdat’ta bulunan “kuşlar kalesi” denilen kalenin içinde yer alan eski kilisedeki papazların, bu kuşları haberleşme amacı ile kullandıklarını, bu geleneğin onlardan sonra Bağdatlı tüccarlar tarafından devam ettirildiğini ve geliştirildiğini belirtmektedir. Bu kuşların o dönemde Mısır, Dimyat, İskenderiye, Cezayir, Tunus, Fas, Merakeş, Yembu, Cidde, Mekke ve Yemen’de beslendiğini gene Evliya Çelebi’den öğrenmekteyiz. Bu güvercinler o dönemde, Şam’a, Mısır’a, Halep’e, Hind ve Sind’e götürülüp sırtlarına kağıtlar bağlanıp bırakılıyorlar ve buralardan Bağdat’a geri geliyorlardı.

Bağdat güvercinleri, normal güvercinlere göre daha iri bir ırktır. Vücut ağırlıkları 500 - 600 gramdan aşağı olmaz. Bir kilo gelenleri de bulunmaktadır. Gaga uzun ve kalındır. Burun delikleri belirgindir. Burunun üzeri etli olur. Burun üzeri eti büyük olanlar daha tercih edilirler. Ayaklar paçasız olup büyük ve kırmızı renklidir. Ayak parmakları dikkati çekecek kadar uzundur. Göz rengi, turuncu veya kırmızı olup gözler büyüktür. Kırmızı göz rengi bu güvercinlerde makbuldür. Göz çevresi tüysüz, kırmızı ve kabarık etlidir. Boynu uzun ve aşağı doğru yay çizer vaziyette kartal görünüşlü bir güvercin ırkıdır. Bu güvercinler gerdanlı olurlar. Her rengi olmakla birlikte çoğunlukla siyahtır. Siyah üzerine dağılmış şekilde farklı renkleri üzerinde taşıyan tipleri yaygındır.
Günümüzde Anadolu’da eskisi kadar yaygın değildir. Hatta tükenmiştir denilebilir. Özellikle doğu ilerimizde ve güneydoğu Anadolu’da bulunabilen bir ırktır. Bu ırkımızın da nesli tehlike altındadır. Acilen korumaya alınıp geliştirilmesi gerekmektedir.

Logged

tekkesim

Savletli
*

Karma 30
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 697
Üye ID: 21
Nerden:

Aktiflik
Seviye
Deneyim

Gönderdigi Mesajlari Gör
« Yanıtla #2 : 01 Nisan 2007, 11:48:48 »


Güvercin soylarından çok geniş kapsamlı bir türdür. Bu tür diğer güvercin türlerine göre daha ufak olmasıyla bilinir.Soyu, 8.yüzyılda Afrika'dan gelmektedir.

Vücudu ve renkleri bir harmoni oluşturarak mükemmel uyumlu bir görüntü oluşturur.Kafa büyük, vücut orantısına ve büyüklüğüne göre kısa kalın bir gaga yapısı vardır. Ağız geniş ve gaga toplu iğne başı görüntüsündedir. Gözler patlak, göz çerçevesi beyazdır. Göğsünde gül bulunur.Ayaklar çıplak ve kısadır. Bango ismi, Galeba ismi verilen martılara benzediği için verilmiştir. Almanya'da KRAUSENTAUBEN İngiltere'de CORTBECKS olarak isimlendirilmişlerdir.

RENKLER:

Kırmızı, siyah, mavi, sarı renkleri vardır. Vücutları beyaz, kanat ve kuyrukları renklidir.

UÇUŞ ÖZELLİKLERİ:

Bangolar uçuş özelliğinden çok, güzellikleri için beslenirler. Düz uçumlu olup, yüksek uçar ve kümesinden pırıltı verildiğinde hızla aşağıya dalarlar. Bu özelliğinden ötürü özellikle dönek besleyen kişiler, döneklerinin daha randımanlı dönebilmesi için mutlaka bir bango ile birlikte uçururlar. Bangolar yaklaşık, 1- 1,5 SAAT uçarlar. Kendi kümesinden kuş gösterildiğinde hemen dalışa geçer ama kesinlikle bir başkasının kümesine bu refleksi göstermez. Kolay kolay yakalanmazlar. Döneklerse tam tersine, aşağıdan verilen her pırıltıya reflekslidirler.Bangoları genelde ılıman iklimi olan bölgelerde beslemek daha doğrudur. soğuk bölgelerde hem sağlıklı üreyememekte, hemde sağlık problemleri ile sık sık karşılaşılmaktadır. Türkiye'de özellikle İstanbul ve İzmir'de beslenmekte olup, eskiden bir çok ilde beslenmekteydi.Aynı nesil Bulgaristan'da da beslenmekte olup, KABAK ismi ile tanımlandırılmaktadırlar. Avrupa'da ise en çok Berlin'de beslenmekte olup, orada da BERLİN BANGOSU olarak adlandırılmıştır. Bu Bangolar genelde mavi kanat olup, üzerinde siyah şeritler bulunmaktadır.

BESLENMESİ:

Bangolar uçmayan kuşlara ait besin reçetesi ile beslenmelidirler. Aşağıda bu reçete belirtilmiştir. Bezelye 30% Fiğ 10% Soyulmuş arpa 20% Küçük mısır 6% Süpürge tohumu 4% Buğday 10% Darı 20% Bangoların vücutları küçük olduğundan, günde 25 gr. yem beslenmeleri için yeterli olmaktadır. Dönek, kelebek, taklacı, posta gibi orta büyüklükteki güvercinler ise, 30-35 gr., Bağdat ve göğüs şişiren kuşlarsa 50-55 gr. yem ile beslenebilirler.

Logged

tekkesim

Savletli
*

Karma 30
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 697
Üye ID: 21
Nerden:

Aktiflik
Seviye
Deneyim

Gönderdigi Mesajlari Gör
Tip
« Yanıtla #3 : 01 Nisan 2007, 11:58:46 »




Dünyada “Tippler” adı ile tanılan bu güvercinlere, ülkemizde İngilizce’den kısaltılarak kısaca “Tip” adı verilmektedir. Ülkemizde yerli bir ırk olmayıp tamamen ithaldir. Son yıllarda yurdumuzda da yetiştirilmeye hatta kuş pazarlarında bile rastlanmaya başlanmıştır. Tippler kelimesi İngilizce’de “Akşamcı” anlamına gelmektedir. Bu kelime İngiltere’de olduğu gibi bizde de akşamdan akşama içkisini yudumlamayı adet haline getirmiş kişiler için kullanılan bir değimdir. Bu güvercinlere akşamcı denmesinin nedeni, bu kuşların gece de uçuşlarını sürdürebilmelerinden kaynaklanmaktadır.

Tip ırkının orijininin Asya kökenli ve Hindistan – Pakistan merkezli olduğu bilinmektedir. Asya kökenli güvercin ırklarının bir çoğu gibi bu ırkın da sonradan Avrupa’ya gönderilmiş olduğu bir gerçektir. Ünlü gezgin Marco Polo, 13. yüz yılda bu olaya tanıklık edenler arasındadır. Daha sonradan ipek yolu rotası boyunca özellikle 16. yüz yılda çeşitli güvercin ırklarının Avrupa’ya taşındığını bilinmektedir. Güvercinlere olan merakları ile bilinen Moğol hükümdarlarının bu konuda önemli rol oynadıkları bilinen bir gerçektir. Tip ırkının da bu hükümdarlar aracılığı ile ilk kez İngiltere’ye gönderilmiş olduğu düşünülmektedir.

İngiltere’de Manchester kentinin güneyinde yer alan ve küçük bir kasaba olan Macclesfield’de bu güvercinlerin eski dönemlerden beri var oldukları bilinmektedir. 1875 yılında Cumulet ve bazı taklacı türlerin melezlenmesi sonucu elde edilmiş bir ırktır. Tip ırkı güvercinler, eski dönemlerde ipek üretimi ile tanılan bu kasabadan diğer komşu illere de yayılmıştır. Özellikle Sheffield’da yaygınlaşmışlardır. Bu nedenle Sheffield ve Macclesfield Tipplerleri bilinen iki ünlü Tippler türüdür. 1930 yıllarda var olduğu bilinen Sheffield hayvan pazarında Tippler yetiştiricileri toplanmaktaydılar. Bu hayvan pazarı 1939 yılından sonra II. Dünya savaşının başlaması ile birlikte ortadan kalkmıştır. Sheffield’da “Macs” adı ile anılan Macclesfield Tipplerleri, daha iyi gece uçuş özellikleri kazanabilmeleri için farklı güvercin ırkları ile kırılarak geliştirilmişlerdir. Bu kırılmalar sonucu gösteri ve yarış kuşları olarak farklı uçuş özellikleri bulunan tippler çeşitleri geliştirilmişlerdir. Bugün bilinen tipplerler bu kırılmalar sonucu elde edilmişlerdir.

Tip ırkı güvercinler birer performans kuşudurlar. Uzun süreli ve yüksek uçmalarının yanı sıra gece de uçuşlarına devam etmeleri en karakteristik özellikleridir. Bu güvercinler nokta yükseklikte 10–15 saat arasında çok rahat uçuşlarını sürdürebilmektedirler. Hava karardıktan sonra da en az 2 saat kadar uçuşlarına devam ettikleri bilinmektedir. Her zaman yuvalarına geri dönme özellikleri, akıllı davranışları, yuvasına çabuk alışması ve enerjik görünümleri ile sempatik ve cana yakındırlar. Uzun uçucu olmaları nedeni ile uçuş için sabahın erken saatlerinde salıverilirler.

Sabah 0.6 saatleri uçuş için uygundur. Daha geç saatlerde uçurulduklarında geri gelebilmeleri zorlaşmaktadır. Uçuş sırasında hava koşullarının iyi olmasına dikkat edilmelidir. Her zaman aç olarak uçurulurlar. Ancak uçuştan 2 saat öncesinde sabah 0.4 saatlerinde su içmeleri sağlanır. Çünkü bu kuşlar uçtuktan sonra yere sadece susadıkları için inerler. Yuvalarına geri geldikten sonra akşamüzeri günde bir kez olmak üzere yemlenirler. Verilen yem karışımları içersinde suyu emen taneler olmamasına dikkat edilir. İdeal uçuş grubu 5–7 kuştan oluşmaktadır. Ülkemizde tip yetiştiricileri daha çok kelebek ve dönek gibi dalıcı dönücü ırkları daha yükseltebilmek amacıyla tipler ile birlikte uçurma amacıyla bu ırka eğilim göstermektedirler.

Uçuş sezonu öncesinde en az 3 ay dinlenmeye alınırlar ve uçurulmazlar. Hatta bu süre içinde kanat telekleri çekilerek yeni tüy gelmesi sağlanır. Bu süre içinde mineral ile vitamin takviyeleri ile çok iyi beslenirler. Bakımları ve yetiştirilmeleri aynı posta güvercinlerinde olduğu gibi özen ve sabır gerektirir.

Fiziki yapı olarak orta büyüklükte kuşlardır. Baştan kuyruğa doğru gidildiğinde incelen bir yapı gösterirler. Başları yuvarlak ve düzgündür. Boyunları orta uzunlukta ve kalınlıktadır. Gaga hafif ince ve orta uzunluktadır. Uzun gaga istenmeyen bir durumdur. Gaga rengi genellikle siyahtır. Ancak bazı renklerde kemik rengi gaga da kabul edilmektedir. Kanatlar kuyruk üzerinde taşınır. Kuyruk 12 telekten oluşur. Dar ve düz bir yapıda olan kuyruk biraz uzun görünümlüdür. Gözler inci göz tabir edilen şekilde açık renkli ve parlak olmalıdır. Çok belirgin olmayan göz çevresi halkası gri renklidir. Kısa ve kuvvetli olan bacaklar koyu kırmızı renkte olmalıdırlar. Ayaklarda paça bulunmaz. Ülkemizde bazı Tip ırkı güvercinlerin paçalı oldukları bilinmektedir. Bunlar paçalı bazı ırklarla kırılma sonucu geliştirilmişlerdir. Ayak tırnakları genellikle siyah renk olur ancak bazı renklerinde kemik renk tırnak bulunabilir. Tip ırkında bir çok renk çeşidi vardır. Şeritli ve şeritsiz olanları bulunur. Beyaz renk üzerinde genellikle farklı renkli tonlarda benekli bir yapıya sahiptirler.

Ülkemizde son yıllarda yurt dışından getirilerek yetiştirilmeye başlanmış olan bu ırkın fazla yaygın olduğunu söyleyemeyiz. Ara sıra İstanbul ve Bursa gibi büyük kuş pazarlarında rastlanmaktadır. Çanakkale’de Doc. Dr. Türker Savaş’ın 2000 yılından bu yana Almanya’dan getirdiği damızlıklarla bu ırkı geliştirmeye çalıştığı bilinmektedir.

Logged

tekkesim

Savletli
*

Karma 30
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 697
Üye ID: 21
Nerden:

Aktiflik
Seviye
Deneyim

Gönderdigi Mesajlari Gör
« Yanıtla #4 : 01 Nisan 2007, 12:00:27 »



Döneklerler de kelebekler gibi 14-16 kuyruk teleğine sahiptir. Siyah, mavi, kırmızı renklere sahiptir. kafaları kanat ve kuyrukları beyazdır yüksek uçarlar pırıltıya hassasiyetleri vardır uzak mesafelerden gelmeleri de biraz güçtür.


Salındıklarında çok çabuk yükseklik kazanan bu kuşlara yerden kuş gösterildiğinde (pırıltı) kanatlarını toplayarak dalarlar ve bu dalış süresince bir yada bir kaç kez kanat kuyruk ekseninde pervane şeklinde dönerler.Bu ırkta ıslah hedefi, yüksek hızda uzun mesafe dönüştür.

Dönüş esnasında kanatların duruşu kuştan kuşa farklılık gösterir. Bazıları kanatlarını neredeyse vücutlarına yapıştırarak dönerken, büyük bir kısmı dönüş esnasında kanatlarını çeyrek açık tutarlar. Diğer bir kısmı ise kanatlarını oldukça fazla açarak dönerler. Yandan bakıldığında kuşun her dönüşte kendisini çevirttirdiği ve rollerlardan (dolapçılardan) farklı olarak,dönüşler arası geçiş, çok hızlı dönüşlerde dahi açıkça belli olur. En iyi dönüş 45 derecelik açıyla daldığında görülebilir.Bu açıdan sapma dalış ve dönüş kalitesini olumsuz olarak etkiler. Daha çok Denizli tarafında büyük bir ilgiyle Dolapçılar ve dönekler yetiştirilmektedir.

Kümeste ürkek görünen bu kuşların aslında kontrolleri çok kolaydır.Kümes önünde eğer bir kaç kuş varsa yerden kolay kolay kalkmaz. Hatta isterseniz bir grup döneği bir sopayla sürerek tanımadıkları yerlere dahi götürebilirsiniz. Dışarıdan bir müdahale olmadığı sürece,yani onları aşırı derecede ürkütecek bir şey olmadığı sürece uçmazlar.Ancak bu özelliklerinden dolayı kötü uçucu oldukları sonucu çıkarılmasın. Dönek yavruları diğer bir çok ırka nazaran daha çabuk uçmaya alıştırılabilirler. Hiç uçmamış bir yavru kolayca uçan kuşların ardından yükselebilir. İşte bu özellikleri nedeniyle genç kuşlar ilk uçurulduklarında çok dikkat edilmesi gereken bir nokta var. İlk uçuşlarında dahi diğer kuşları takip edip fazlaca yükselebilirler ancak çoğunlukla aşağıdan kuş gösterildiğinde diğer alışkın kuşlar gibi hızla aşağıya inememektedirler. Henüz çevreyi de yeterince tanımadıkları için çok yüksekten fazla açılmakta ve kaybolmaktadırlar. Hele hele çevrede başka kuşlar uçuyorsa ve hatta yabani güvercin ve kumrular dahi yavrunun şaşırmasına neden olabilirler. Bu durum da yavru kuşun yanında daha önce uçan kuşların ürkütülerek yere inmeleri önlenmeli ve mümkünse daha fazla kuş kaldırılmalıdır.

Buradan da anlaşılacağı gibi yavruların ilk uçuşlarında çok yükselmeleri ve açılmaları engellenmelidir.Bu amaçla fazla uzun süre uçmayan ve çok yükselmeyen başka ırktan kuşlar kullanılabilir.Ancak bu yöntem dahi,daha önce belirttiğim gibi eğer çevrede kuşların konsantrasyonunu bozacak başka kuşlar varsa,risklidir. Yavru yitirmemenin diğer bir yolu erken uçurmamaktır. Eğer ilk olarak 8-10 haftalık yaşta uçurulurlarsa,yön bulma yetenekleri gelişmiş olacağından ve yerden de olsa çevreyi daha iyi tanımış olacaklarından kaybolmaları zordur. Bazı ırklarda ilk uçurmanın geç yaşta yapılması uçuş kalitesini ve diğer yetenekleri (takla gibi) olumsuz yönde etkilemektedir. Hatta bu ırklarda 8-10 haftalık yavruların 5-6 haftalıklara nazaran yalnızca havaya kalkmalarını sağlamak bile güçleşir. Dönekler formda tutuldukları sürece ilk uçurma çok daha geç yaşta yapılsa dahi sorun yaratmaz. Ergenleşmiş, yani 20-22 haftalık hayvanların dahi uçurulmarı çok kolaydır. Ancak bu dönemde beslenmelerine dikkat edilerek yağlanmaları önlenmelidir.

Tüm uçucu kuşlarda olduğu gibi bu ırkta da yemin sınırlı tutulması gereklidir. Yağlanma iyi uçan ve dönen kuşlarda dahi dalış ve dönüş kalitesini olumsuz yönde etkiler.Önerim kuşlar aç olduklarında bir öğünde yiyebilecekleri yem miktarının sabah 1/3'ünü ve akşam 2/3'ünü olmak üzere iki öğünde verilmesidir. Uçan kuşlara ağırlıklı olarak buğday verilebilir. Buğdayla birlikte çok az miktarda kaliteli damızlık yemi de verilmelidir. Kuşun kümese bağlanması yani çevreyi tanıma turları bittikten sonra dalış ve dönüş alıştırmasına geçilebilir. Bu amaçla alıştırılacak kuş tecrübeli bir kuşla uçurulmalıdır. Kuşlar yeterli yüksekliğe ulaştıklarında ve ikisinin de pozisyonları inecekleri yere aşağı yukarı 45 derece olduğunda (rüzgar altında), önce herhangi bir işaretle (ıslık, düdük, mendil sallama, el sallama vb.) dikkatlerinin yere çekilmesi gerekir. Bu işaret bir süre sonra kuş için dalışa hazır ol anlamı kazanır. Akabinde derhal kuş gösterilerek tecrübeli olan kuşun dalışa geçmesi sağlanmalıdır. Çok geçmeden tecrübesiz olan da onu takip edecektir. Eğer aynı anda ikiden fazla kuş uçurulursa,her ne kadar toplu uçan kuşlar olmalarına rağmen hepsinin aynı anda pozisyon almalarının sağlanması güçleşir. Havada nerede olurlarsa olsunlar aşağıdaki kuşa (pırıltı) reaksiyon göstereceklerinden istenen dalış ve dönüş sonucu alınamaz. Bazı yetiştiriciler bir kerede bir kuş uçurmaktadırlar. Bu yöntemin avantajı kuşun kontrolünün çok kolay olmasıdır. Ancak dezavantajda yalnız başına uçan kuşun yeterli yüksekliğe çıkamamasıdır. Alıştırmada pozisyon aldıktan sonra inecekleri yere yani kuş gösterilecek yere mutlaka bakmaları sağlanmalıdır. Zira dalış ve dönüş kalitesi bu durumdan önemli derecede etkilenmektedir. Dönekler uçarken onları iyi izleyebilecek ve onlarında bizi iyi görebilecekleri bir yerde durulmalıdır. Kuşlar uçarken onların bizi göremeyecekleri bir yerde durmamız, daha sonra ortaya çıkıp pozisyon almalarını beklemek boşunadır. Zira pozisyon al işareti kendimiz oluruz ve kuşlar bizi görür görmez dalış için beklemeye başlar ve hatta dalışa geçerler. Bu nedenle daima görünecek bir yerde bulunmalı ve dalış için hazır ol işareti verilmelidir.

Orta irilikte ancak oldukça uzun sayılabilecek bir güvercin ırkıdır.14 adet olan kuyruk telek tüyleri de genellikle normalden uzun ve geniş sayılabilir.Bir çoğunda kuyruk hafifçe,kelebeklerde olduğu kadar olmasa da ,çatı şeklinde iki yana eğimlidir.Kanatlarını kuyruğun üzerinde taşıyan bu ırkta kanatlar uca doğru biraz sivrice ve kanat açıklığı diğer bir çok ırka nazaran bira daha geniştir (iki kanat ucu arası mesafe).Aynı zamanda uzunca bir gagaya sahiptirler.Kısa sayılabilecek ayaklara sahip olan bu kuşların duruşu neredeyse yere paraleldir.Türkiye'de yetiştirilen döneklerde paça ve tepe görülmez.Son yıllarda sıkça görülmeye başlayan paçalı yada tozluklu olanları, Makedonya (Yugoslavya) döneği ile melezdir.Alaca ve düz her renkte görülen bu güvercinlerde en yaygın renkler beyaz kafalı,kanat uçları beyaz ve beyaz kafalı,kanat uçları ve kuyruk beyazdır.diğer tarafları genellikle siyah, ondan sonra görülme sıklığına bağlı olarak sırasıyla mavi (siyah şeritli) yada çakmaklıdır.En az rastlanılanları kırmızı (ressesif) alacalardır.Beyaz kafalı ve uzun kanat telekleri beyaz olanlarına İzmir yöresinde Baska, ayrıca kuyruğu da beyaz olanlarına Galaca adı verilmektedir.Renklerine göre şöyle adlandırılmaktadırlar; kara galaca, kara baska,mavi galaca vb. Ressesif kırmızıları,ister düz renkte olsunlar isterse alaca,çakal olarak adlandırılmaktadırlar.Göz renkleri genellikle siyah olmakla beraber,yabani göz rengi hariç,diğer göz renklerine de rastlanır.Eşeysel olgunluk (kızgınlık),beslenmeye bağlı olmakla beraber diğer ırklara göre biraz daha geçtir.Aynı zamanda trichomonad ve paramixovirus gibi hastalıklara karşı daha duyarlıdırlar.Yavrulara bakma özellikleri posta ve dewlaplara nazaran kötüdür.Genellikle bir yuvadaki yavrular arasında belirgin bir gelişme farklılığı görülür Ana yetiştirilme bölgesi Türkiye'nin batısıdır.Buralardada çok yaygın olmamakla birlikte bazı kentlerde neredeyse yalnızca dönek yetiştirilmektedir.En fazla yetiştiricisi büyük kentlerden İzmir'dedir. İzmir'den sonra Bursa'yı ve Denizli'yi sayabiliriz. Özellikle İzmir ve Bursa'da başka ırklarda yaygın olarak yetiştirilmesine rağmen Denizli'de neredeyse yalnızca dönek yetiştirilmektedir.İzmir ve Bursa'da en çok göçmenlerce yetiştirilmektedirler.Bu illerin dışında Ege kıyısında bazı ilçelerde,örneğin Ayvalık ve Trakya'da da Malkara ve Keşan ilçelerinde hemen hemen yalnızca bu ırka rastlanmaktadır. İstanbul'da da hemen her ırkın olduğu gibi çok az sayıda da olsa yetiştiricisi mevcuttur

Salındıklarında çok çabuk yükseklik kazanan bu kuşlara yerden kuş gösterildiğinde (pırıltı) kanatlarını toplayarak dalarlar ve bu dalış süresince bir yada bir kaç kezkanat kuyruk ekseninde pervane şeklinde dönerler.Bu ırkta ıslah hedefi,yüksek hızda uzun mesafe dönüştür.Dönüş esnasında kanatların duruşu kuştan kuşa farklılık gösterir. Bazıları kanatlarını neredeyse vücutlarına yapıştırarak dönerken,büyük bir kısmı dönüş esnasında kanatlarını çeyrek açık tutarlar.Diğer bir kısmı ise kanatlarını oldukça fazla açarak dönerler.Yandan bakıldığında kuşun her dönüşte kendisini çevirttirdiği ve rollerlardan (dolapçılardan) farklı olarak,dönüşler arası geçiş,çok hızlı dönüşlerde dahi açıkça belli olur.En iyi dönüş 45 derecelik açıyla daldığında görülebilir.Bu açıdan sapma dalış ve dönüş kalitesini olumsuz olarak etkiler Kümesde ürkek görünen bu kuşların aslında kontrolleri çok kolaydır.Kümes önünde eğer bir kaç kuş varsa yerden kolay kolay kalkmaz.Hatta isterseniz bir grup döneği bir sopayla sürerek tanımadıkları yerlere dahi götürebilirsiniz.Dışarıdan bir müdahale olmadığı sürece,yani onları aşırı derecede ürkütecek bir şey olmadığı sürece uçmazlar.Ancak bu özelliklerinden dolayı kötü uçucu oldukları sonucu çıkarılmasın.Dönek yavruları diğer bir çok ırka nazaran daha çabuk uçmaya alıştırılabilirler.Hiç uçmamış bir yavru kolayca uçan kuşların ardından yükselebilir.İşte bu özellikleri nedeniyle genç kuşlar ilk uçurulduklarında çok dikkat edilmesi gereken bir nokta var.İlk uçuşlarında dahi diğer kuşları takip edip fazlaca yükselebilirler ancak çoğunlukla aşağıdan kuş gösterildiğinde diğer alışkın kuşlar gibi hızla aşağıya inememektedirler.Henüz çevreyi de yeterince tanımadıkları için çok yüksekten fazla açılmakta ve kaybolmaktadırlar.Hele hele çevrede başka kuşlar uçuyorsa ve hatta yabani güvercin ve kumrular dahi yavrunun şaşırmasına neden olabilirler.Bu durum da yavru kuşun yanında daha önce uçan kuşların ürkütülerek yere inmeleri önlenmeli ve mümkünse daha fazla kuş kaldırılmalıdır .

Buradan da anlaşılacağı gibi yavruların ilk uçuşlarında çok yükselmeleri ve açılmaları engellenmelidir.Bu amaçla fazla uzun süre uçmayan ve çok yükselmeyen başka ırktan kuşlar kullanılabilir.Ancak bu yöntem dahi,daha önce belirttiğim gibi eğer çevrede kuşların konsantrasyonunu bozacak başka kuşlar varsa,risklidir.Yavru yitirmemenin diğer bir yolu erken uçurmamaktır.Eğer ilk olarak 8-10 haftalık yaşta uçurulurlarsa,yön bulma yetenekleri gelişmiş olacağından ve yerden de olsa çevreyi daha iyi tanımış olacaklarından kaybolmaları zordur.Bazı ırklarda ilk uçurmanın geç yaşta yapılması uçuş kalitesini ve diğer yetenekleri (takla gibi) olumsuz yönde etkilemektedir.Hatta bu ırklarda 8-10 haftalık yavruların 5-6 haftalıklara nazaran yalnızca havaya kalkmalarını sağlamak bile güçleşir. Dönekler formda tutuldukları sürece ilk uçurma çok daha geç yaşta yapılsa dahi sorun yaratmaz. Ergenleşmiş, yani 20-22 haftalık hayvanların dahi uçurulmaları çok kolaydır.Ancak bu dönemde beslenmelerine dikkat edilerek yağlanmaları önlenmelidir.

Tüm uçucu kuşlarda olduğu gibi bu ırkta da yemin sınırlı tutulması gereklidir.Yağlanma iyi uçan ve dönen kuşlarda dahi dalış ve dönüş kalitesini olumsuz yönde etkiler.Önerim kuşlar aç olduklarında bir öğünde yiyebilecekleri yem miktarının sabah 1/3'ünü ve akşam 2/3'ünü olmak üzere iki öğünde verilmesidir.Uçan kuşlara ağırlıklı olarak buğday verilebilir.Buğdayla birlikte çok az miktarda kaliteli damızlık yemi de verilmelidir.

Kuşun kümese bağlanması yani çevreyi tanıma turları bittikten sonra dalış ve dönüş alıştırmasına geçilebilir. Bu amaçla alıştırılacak kuş tecrübeli bir kuşla uçurulmalıdır.Kuşlar yeterli yüksekliğe ulaştıklarında ve ikisinin de pozisyonları inecekleri yere aşağı yukarı 45 derece olduğunda (rüzgar altında), önce herhangi bir işaretle (ıslık, düdük, mendil sallama, el sallama vb.) dikkatlerinin yere çekilmesi gerekir.Bu işaret bir süre sonra kuş için dalışa hazır anlamı kazanır.Akabinde derhal kuş gösterilerek tecrübeli olan kuşun dalışa geçmesi sağlanmalıdır.Çok geçmeden tecrübesiz olan da onu takip edecektir.Eğer aynı anda ikiden fazla kuş uçurulursa,her ne kadar toplu uçan kuşlar olmalarına rağmen hepsinin aynı anda pozisyon almalarının sağlanması güçleşir.Havada nerede olurlarsa olsunlar aşağıdaki kuşa (pırıltı) reaksiyon göstereceklerinden istenen dalış ve dönüş sonucu alınamaz.Bazı yetiştiriciler bir kerede bir kuş uçurmaktadırlar.Bu yöntemin avantajı kuşun kontrolünün çok kolay olmasıdır.Ancak dezavantajda yalnız başına uçan kuşun yeterli yüksekliğe çıkamamasıdır.Alıştırmada pozisyon aldıktan sonra inecekleri yere yani kuş gösterilecek yere mutlaka bakmaları sağlanmalıdır. Zira dalış ve dönüş kalitesi bu durumdan önemli derecede etkilenmektedir.Dönekler uçarken onları iyi izleyebilecek ve onlarında bizi iyi görebilecekleri bir yerde durulmalıdır.Kuşlar uçarken onların bizi göremeyecekleri bir yerde durmamız,daha sonra ortaya çıkıp pozisyon almalarını beklemek boşunadır.Zira pozisyon al işareti kendimiz oluruz ve kuşlar bizi görür görmez dalış için beklemeye başlar ve hatta dalışa geçerler.Bu nedenle daima görünecek bir yerde bulunmalı ve dalış için hazır ol işareti verilmelidir

Logged

tekkesim

Savletli
*

Karma 30
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 697
Üye ID: 21
Nerden:

Aktiflik
Seviye
Deneyim

Gönderdigi Mesajlari Gör
« Yanıtla #5 : 01 Nisan 2007, 12:01:50 »


 

Bursa ilimizden adını alan bu güvercin ırkı Bursa'dan başka ağırlıklı olarak İstanbul, İnegöl, Mustafa Kemal Pasa ve Afyon yörelerinde yetiştirilmektedir. Yerel ismi Oynar olan Bursa ırkı Osmanlı Devleti zamanında da yetiştirilmiş bir ırktır. Özellikle Bursa'da babadan oğula devretmiş, 60-70 yıl öncesinden günümüze kadar nesilleri takip edildiği bilinen Bursa ailelerine rastlamak mümkündür.

Başlıca renkleri ; siyah kanat akkuyruk, akkanat akkuyruk ve beyaz olan Bursa ırkının (renk tanımlarını sayfanın altında bulabilirsiniz) 12 tel kuyruk yapısı ve kuyruküstü yağ bezesi bulunur.

Bursa bu özellikleriyle Mülakat ve Çakal ırkından hemen ayrılır. Kuyruğun alt ve üst kapakları siyah olmalı yalnızca 12 tel kuyruk ve altındaki ince kapak beyaz bulunmalıdır. Siyah kanat akkuyruklarda beyaz gaganın ucundaki siyahlık tercih edilirken akkanat akkuyruklarda ise kanat uçlarındaki beyaz teleklerin 7-7 formunda olmasına dikkat edilir. Dik duruşlu, neşeli ve hareketli bir yapıya sahiptirler. Orta irilikteki vücut yapısında geniş ve dışa çıkık bir göğüs, uzun ve kalın yapılı beyaz bir gaga ilk dikkati çeken özelliklerdendir. Kanatları vücuduyla orantılı olarak normal uzunluktadır. Burun üzerinden başlayan alın yapısının öne doğru çıkık olması yine önemli bir özelliktir. Göz çevresindeki etli yapı kesinlikle beyaz ve belirgin olmalıdır. Sari veya kırmızı etli göz çevresi istenilmez. Göz rengi de çok önemli olup beyaz veya mavimsi beyaz olmasına dikkat edilir. Bursa ırkının taşıdığı siyah renk tonuna hemen hemen başka hiç bir güvercin ırkında rastlanılmaz. Hatta diğer güvercin ırklarındaki parlak siyah renk tarif edilirken Bursa kusu gibi ifadesi çokça kullanılır. Yanar-döner çok parlak bir siyah rengi yine başka hiç bir güvercin ırkında rastlanılamayacak kadar kırmızı ayaklar taşır. Beyaz tırnakların standart olduğu ayaklarda bilekten asağısının temiz yani kesinlikle tüysüz-tozluksuz olması gerekir. Biçimsel özellikleri keskin elemelerden geçirilen Bursa ırkı makaraci ırklarımızdan biridir. Sakin karakteri uçuşa geçeceği anda telaşlanmasıyla değişir. Sert kanat atışlarıyla çok farklı Yüksekliklerde alışmaya bağlı olarak yaklaşık4-5 saat uçar. Ortalama 10 güvercinlik gruplar halinde uçurulurlar. Birbirlerini takip ederler ama biraz mesafe aralığı vererek kısmen dağınık uçarlar. Yanlarına refakatçi verilmez, pırıltıya duyarlılıkları yoktur. Bu yönüyle havada kontrol edilmeleri zordur. Salmalarından oldukça açılabilirler. Diğer salmalara ve havada karşılaştıkları diğer gruplara aldırış etmeden gezerek uçarlar. Salmalarına inmelerine yakın veya çok yüksekteyken makaraya girerler. Bulut yüksekliginde makaraya girdiklerinde grupta kısmi bir dagılma görülürken ortalama 1-5 arası kombinasyonlarla makaraya girmeleri seyretmeye deger bir görüntüdür. Kanat döverek veya uçus sırasinda aniden başları tam kuyruk üstüne gelecek sekilde kanatları açık pozisyonda makaralarını sergilerler. Yere inislerinde zorlanırlar, salmalarının üzerinden bir kaç teget geçme sonrasında aniden iniş yaparlar.Havada sergiledikleri bir baska farklı görüntü ise ani yükselti degistirmeleridir. Yükseklerdeyken aniden kanat atarak 45 derecelik açıyla dalmaya benzer bir hareket göstererek hızla alçalırlar sonra tekrar hızla yükselmeye baslarlar. Sahin veya atmaca saldırısı anında bu özelliklerini kullanarak onlardan ustalıkla uzaklasabilirler.Bursa ırkı alıştığı salmadan başka hiç bir salmaya itibar etmezken satıldığı yere çok çabuk alışır. Yalnız bir kerelik alıştırma egitimi dahi Bursa ırkının sadık uçucu olması için çoğu kez yeterlidir. Uçus egitimi alanların 45-50 km. mesafeden evlerine dönmeleri beklenir. Buradan anlaşılacağı gibi yavrular uçus egitimi alırken ve sonrasında pek problem çıkarmazlar. Bakımı kolay olan Bursa ırkının dayanıklılığı ve mükemmel yavru bakımı yetistiricisine sagladığı avantajlardandır.Bursa yetistiricileri çok hassas kriterlerle ırkı muhafaza ettiklerinden dolayı bugün arı ve mükemmel ailelere rastlamak ülkemiz yetistiriciliği adına gurur vericidir.
KARABAS: Sadece kanat-kuyruk beyaz ve kafa siyah ise.
KARAKANAT : Sadece kuyruk tüyleri beyaz ise.
AKMAN : Kafa döneklerdeki gibi tamamen kesme beyaz ise.
ABRAS : Kafadaki beyazlık alında ise.
KILITLI : Beyazlık gözden göze serit gibi birleşirse.
SÜRMELI veya ÇEKMELI : Beyazlık göz hizasından kafanın arkasına doğru giderse.
NOKTALI- MUSKALI- YASMAKLI : Kafada gaga altında beyazlık varsa beyazlığın büyüklüğüne göre sırayla (azdan çokluğa) Noktalı, Muskalı, Yasmaklı ismini alır.Mavi renkli olanlar ayrı bir irk olup;MÜLAKAT . Mülakat uzlaşma anlamındadır. Yabani güvercinle Bursa OYNAR'in eşleşmesi ile elde edildiği sanılmaktadır.

Logged

tekkesim

Savletli
*

Karma 30
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 697
Üye ID: 21
Nerden:

Aktiflik
Seviye
Deneyim

Gönderdigi Mesajlari Gör
« Yanıtla #6 : 01 Nisan 2007, 12:04:04 »




Makaracı ırklarımızdan biri de Çakaldır. Ülkemizde “Çakal” adı ile bilinen bu güvercinler, dünya üzerinde “Çakal Roller”, “Cakal Roler”, “Rouleur de Cakal” gibi adlarla tanınmaktadır. Eski kuşçuların “Nalbant” da dedikleri bu kuşları, eski dönemlerde Bursa’da çoğunlukla atlara nal çakılması işinde çalışan esnaflar yetiştirirmiş.

Nalbant adı buradan geliyor. Ancak günümüzde kullanılan ve bilinen bir isim değildir. Çakal adı, bu kuşların renk olarak çakal (Canis aureus ) benzemeleri nedeni ile bu kuşlara verilmiştir. Bu güvercinler gerçekten de kızılkahve ve pas rengi olurlar. Çakal adlandırması ülkemizde bu renge sahip diğer kuşlarda da örneğin kelebek ırkında da kullanılmaktadır. Bu durum kısmen bir karışıklığa neden olmaktadır. Bunun yanı sıra genel olarak kuşçularımız arasında Çakal ırkını, Bursa ırkının bir renk tipi gibi algılama eğilimi yaygındır. Gerçekten de bu iki ırk birbirinin renk tipi olabilecek kadar benzerdirler.

Çakal ırkı günümüzde hızla azalmıştır. Ülkemizde yetiştirildiği bölgeler olan Marmara ve Trakya’da eskisi gibi fazla ilgi görmemesi sonucu giderek kaybolmaya yüz tutmuştur. Yurdumuzda bu bölgeler dışında zaten rastlanmadıklarını söyleyebiliriz. Bugün ne yazık ki korunması gereken ırklarımız arasına girmişlerdir.

Tekirdağ / Çorlu’dan Tayyar Başaran adlı yetiştiricimizin bu ırkı eskiden beri geliştirmeye çalıştığı bilinmektedir. Gene Edirne’den Metin Ayaz adlı yetiştiricimizin Çakal ırkı üzerine çalıştığı bilinmektedir. Performans ırlarımızdan biri olmasına karşın son dönemlerde daha çok renk ve şekline bakılarak alınıp satılmaya başlaması sonucu uçuş özellikleri gerilemiştir. Hatta Doç. Dr Türker Savaş, bugün bu kuşların neredeyse hiç uçmadıklarını belirtmektedir. Bu durum kuşkusuz yetiştiricilerin tutumu ile yakından ilgilidir.

Bu kuşların Ankara’daki tek yetiştiricisi olan Zeki Güleröz 1974 yılından beri aynı damarı koruyarak gelmektedir. Kendisinin kuşlarını uçarken seyrettim. Oldukça uzun uçtuklarına şahit oldum. Hatta geçenlerde ilginç bir olay yaşadık. Bursa ırkı ile birlikte akşamüzeri 17.00 de uçurduğumuz Çakallar, bir süre uçtuktan sonra nokta yüksekliğine çıktılar ve saat 20.00 gibi gözden kayboldular. Ancak dürbün ile izleyebiliyorduk. Saat 21.00 de hava karardı ve yaklaşık 20 kuşluk filo geri gelmedi. Kuşlar ertesi gün sabah havanın aydınlanması ile birlikte teker teker geri dönmüşler. Geceyi nerede nasıl geçirdiklerini bilmiyoruz.

Çakal ırkının tarihi geçmişi ve özellikle de ne zamandır yetiştirildiği hakkında bir belgeye sahip değiliz. Bu konudaki bilgilerimiz eski kuşçuların söylediklerine dayanmaktadır. Söylenenlere göre bu güvercinler, Şehremini ve Kocamustafapaşa kuşları olarak da bilinmektedirler. Bu iki semt İstanbul Fatih’te birbirine komşudur. Bu kuşlar eskiden bu semtlerde yoğun olarak beslenirmiş. Eski adı Samatya olan Kocamustafapaşa semti İstanbul’da eskiden azınlıkların ve özellikle de Rumların yaygın olarak oturdukları bir semtti. Samatya adı Rumca olduğu için değiştirilerek sonradan Kocamustafapaşa adı koyulmuştur. Irkın kökeni ve ülkemize nereden geldiği konusunda kesin bir bilgi sahibi olmamakla birlikte, büyük bir olasılıkla Rumlar kanalı ile Balkan ülkelerinden ya da diğer Avrupa ülkelerinden yurdumuza gelmiş olabilirler. Bu bilgiler ışığında Çakal ırkının yurdumuzda İstanbul kökenli olarak geliştiğini ve yayıldığını söyleyebiliriz.

Türk güvercin ırklarını tanıtan Almanca bir kaynakta da bu güvercinlerin 100 yıldır ülkemizde tanındığı belirtilmektedir. Çakal güvercinleri dış görünüş olarak Bursa ırkına çok benzerler. Gagaları Bursa güvercinlerine göre biraz daha kısa ve incedir. Ayaklarda paça bulunmaz. Ayakların dirsekten aşağısı tüysüz olur. Tepelilik özellikleri yoktur. Kanatlar kuyruk üzerinde taşınır. Gözler açık çakırdır. Göz çevresi halkası biraz belirgin ve açık renklidir. Vücut olarak büyüklükleri Bursa kuşları ile hemen hemen aynıdır.

Çakal ve Bursa arasındaki en belirgin fark, kuyruk telek sayısı ve kuyruk üstü yağ bezesi konusundadır. Çakallarda kuyruk telek sayısı 14 ve bazen de 16 olabilmektedir. Kuyruk üstü yağ bezeleri bulunmaz. Bursalar da ise telek sayısı 12 dir ve kuyruk üstü yağ bezesi bulunur. Kanatlarda ki beyaz teleklerde 7 ye 7 formu aranılan bir özelliktir. Kuyruk teleklerinde renkli tüy bulunmamalıdır. Kuyruğun alt ve üst kapakları düzgün biçimli ve renkli tüylerden oluşmalıdır. Kuşun renkli olan bölümlerinde ve özellikle karın altında ve kafa üzerinde beyaz tüyler olmamalıdır.

Bu güvercinlerin renk olarak sarı ve kırmızı olmak üzere iki tipi bulunmaktadır. Her tipin ise, akkuyruk ve akkanat akkuyruk olarak iki ayrı çeşidi vardır.

Sarı : Pas rengi olarak tanımlayabileceğimiz renkteki kuşlardır. Akkuyruk olanlarda kuyruk teleklerinin tamamı beyaz olur. Arada farklı renk tüy olmamalıdır. Akkuyruk akkanat olanlarında ise kuyrukla birlikte kanat telekleri de beyazdır. 7 ye 7 formu ideal kabul edilir, arada renkli telek bulunmamalıdır.

Kırmızı : Sarılara göre daha koyu tonlu olurlar. Kızıla yakın bir kırmızı renge sahiptirler. Akkuyruk olanlarda kuyruk teleklerinin tamamı beyaz olur. Arada farklı renk tüy olmamalıdır. Akkuyruk akkanat olanlarında ise kuyrukla birlikte kanat telekleri de beyazdır. 7 ye 7 formu ideal kabul edilir, arada renkli telek bulunmamalıdır.

Çakal ırkı uçuş özellikleri bakımından makaracı ırların bütün özelliklerine sahiptir. Son yıllardaki uçuş performansındaki gerilemeye karşın, aynı Bursa ırkı gibi uçar. Makara yapma ve uzun uçma özellikleri vardır. İyi bir Çakal 3 - 4 saatten aşağı uçmaz.

Logged

tekkesim

Savletli
*

Karma 30
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 697
Üye ID: 21
Nerden:

Aktiflik
Seviye
Deneyim

Gönderdigi Mesajlari Gör
« Yanıtla #7 : 01 Nisan 2007, 12:05:30 »




Türkiye'de Denizli dışında pek çok bölgede dolapçılara dönek denildiğini biliniyor, ancak Denizli'de dolapçı ve dönek kesin olarak ayrılmaktadır.Bu ayırım Denizli'li yetiştiriciler tarafından uzun yıllardır yapılmakta ve isimlendirilmektedir.

Dolapçı ırkını karşılaştırmalarla tanıtmak gerekirse yapıları itibariyle Dönekler ile hava oyunları itibariyle Kelebekler ile karşılaştırmak gerekir.

Döneklere oranla kısa boylu, kısa bacaklı fakat basık yapılı döneklere oranla dik duruşludur. Hemen her renkte görülebilen dolapçılarda gaga renkleri kuşun renk yapısına göre değişir. Ayrıca, örneğin siyah bir dolapçıda hem beyaz hem siyah gaga rengine rastlanılabilir.Yabani (sarı) dahil her çeşit göz rengi bulunabilir.Erkekler daima kanatlarını kuyruk üzerinde taşırken dişilerde kuyruk altında taşıyanlara rastlayabilirsiniz.14 tel (bazen 16) kuyruk sayısına sahip dolapçılarda kuyruk düzeni aranılan bir özelliktir.Irk olarak kuyruküstü yağ bezesi olmayanların daha iyi netice vereceğine inanılır.Hastalıklara açık döneklere oranla çok daha sağlıklı olan dolapçılar yine döneklere oranla daha iyi bakıcıdırlar.

Dolapçı Denizli'de grup uçucusudur. Yine grup olarak uçurulan Azmanların biraz üzerinde veya kısmen içinde uçarlar. Grup yalnız dolapçılardan oluşuyorsa kümes üzerinden ayrılmayan bir düzenle biraz dağılarak hızla yükselirler. Azmanlar gibi birbirlerine çok yanaşık uçmadıkları gibi Kelebeklere oranla havada çok fazla dağılmazlar.Kanat atışları döneklerden daha serttir.Döneklerde görülen pırıltıya aşırı duyarlılık dolapçılarda pek görülmez. Kumru, yabani güvercin veya başka kümeslerden verilen pırıltılar dolapçıyı kolay kolay şaşırtmaz. Öyle ki Denizli'de 15-20 km. mesafeden yarışma amacıyla bırakılarak denenmektedirler. Akıllı nesiller Denizli'li kuşçular tarafından sıkıca takip edilmektedir. Bunun bir sebebi her akşam üzeri grupların havada birbirleriyle karıştırılmasıdır. Oyun kaabiliyeti ne kadar ideal olursa olsun iyi bir dolapçı aynı zamanda kümesine sadık olmalıdır.

Dolapçı ne kadar yüksekte olursa olsun kümesinden pırıltıyı gördüğünde derhal yıkılır. Burun üzeri kanatları tam açık spiraller çizerek hızla kümesinin bulunduğu noktaya dalar.Spiraller ne kadar dar ve hızlı olursa o kadar beğenilir ve seri dolap olarak adlandırılır.Geniş spiraller çizen ve yavaş alçalanlara fırtıkçı adı verilir, beğenilmezler.Dönekte görülen bir kaç metrelik kesintisiz pervane dönüşü dolapçıda görülmez. Kelebek dalışından çok daha seri ve hızlı bir dalışla alçalır. Bilindiği gibi dönek kanatlarını toplayarak veya hafifçe aralayarak bir kaç metre boyunca düz bir hatta hızla fırıldak gibi döner ve belli bir açı veya yükseklik ister. Dolapçı spiralleri takip eder, açı veya yükseklik seçimi yapmaz.Döneklerle melezler dönmeye yakın oyunlar yapsa da dönüyor sayılmazlar.

Sakin yaratılılışlı döneklere oranla daha ürkek olan dolapçıların yavruları uçuşa alıştırma esnasında kollanmalıdır. Gruplar eşliğinde alıştırılmaya başlatılan yavrular çok çabuk uyum kazanırlar.Başka filolarla çarpışmaya girmeden bir kaç tecrübe geçiren yavru daha sonra güvenilir bir uçucu olacaktır.

En beğenilen renkleri sütbeyaz,yamalı,çil ve akkuyruklardır. Döneklere has akbaş-akkuyruk renklerine çokça rastlanılır.Son yıllarda Denizli'de görülen tepelileri Yugoslav kuşları ile melezlenmiştir.Bacaklarında tozluk veya paça bulunmaz.

Osmanlı Devletinin balkanları fethiyle beraber varlıklı Türk ailelerinin anadolu üzerinden Dönek ırkını beraberlerinde götürdüklerini biliyoruz. Bu gün hala balkan ülkelerinde en iyi dönek yetiştiricileri yaşlı Türklerdir.Çeşitli kaynaklarda bu bilgiler yer almaktadır. Cumhuriyetimizin kurulışundan sonra mübadele yıllarında tekrar geriye dönen Türk aileleri dönek ırkını yanlarında geri getirmişlerdir. Denizli'ye döneklerin getirilişinin bu yolla olduğu bilinmekle beraber dolapçıların çok daha önceleri güvercinliklerde bulundukları bilinen ve söylenen bir gerçektir. En büyük olasılık bu iki ırk uzun yıllar ayrı kalan akrabalardır.

Logged

tekkesim

Savletli
*

Karma 30
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 697
Üye ID: 21
Nerden:

Aktiflik
Seviye
Deneyim

Gönderdigi Mesajlari Gör
« Yanıtla #8 : 01 Nisan 2007, 12:08:08 »




Diğer ırklarda olduğu gibi saf kan bir posta güvercini olmaz.Zira 1850 yıllarından sonra Belçikada çeşitli ırklara mensup güvercinler arasında yapılan eşleştirmeler sonucunda bu günkü yarış güvercinleri (modern racing pigeon) ortaya çıkmıştır.Bu nedenle posta güvercinlerini diğer ırklarda olduğu gibi standart form özelliklerine sahip olmasını bekleyemeyiz.Örnek vermem gerekirse bu güvercinler arasında tozluklu veya paçalı olarak tabir edebiliceklerimizde vardır paçasız veya tozluksuz olanlarıda vardır.

Ayrıca kimi kuşlarda göğüs kısmında bizim bazı bango kuşlarımızda olduğu gibi gül çıkaranlarda mevcuttur.Zaman içersinde belirli soylar ortaya çıksada bu soylardan muhtelif renk ve desene sahip kuşların çıkması çok doğaldır.

Posta güvercini yarış amaçlı yetiştirildiği için form özelliklerinden ziyade zeka ve bunun parelelinde yarışlarda başarılı olması her zaman için daha fazla önemsenmiştir.Bu demek değildirki posta güvercininde gözle görünen bazı vasıflar aranmaz.Tam tersine kuşun yarışlardaki başarılarının yanı sıra fiziki olarakta elde istenilen vasıflara sahip olması her yetiştiricini ortak amacıdır.Bu vasıflar nelerdir sorusuna gelince ;

Tüy yapısı: tüy yapısı posta güvercininde aranılan en önemli özelliklerden bir tanesidir.İyi bir posta güvercinini elinizde tuttuğunuzda adeta ipeğe dokunduğunuzu hissetmelisiniz.Kadife gibi yumuşak tüyler kuşun iyi bir soydan geldiğinin göstergesidir.Tüy yapısı neden bu kadar önemlidir.Zira tüyü iyi olmayan bir güvercin hafif yağmurlu bir havada çabuk ıslanır dolayısıyla uzun süre havada kalamaz.Yarışlarda kuşlarımızı ne tarz bir hava durumu beklediğini bilemediğimiz için her türlü hava şartlarında havada kalabilen ve ıslanmayan güvercinler bizler için çok önemlidir.Kendim kümesimde denemek için bazen özellikle hafif yağmurlu havalarda kuşlarımı uçururum ve ıslanıp,ıslanmayanları tespit ederim.Bu sene İstanbul –kelkit (950 km)hava mesafesi olan yarışta 35.olan 2000 doğumlu mavi rambo isimli erkek kuşumun hiçbir zaman ıslandığını görmedim.Üstelik bu yarıştan ertesi günü atmaca tarafından göğüs adelesi parçalanmış olarak geldi.Şayet yara almasaydı eminimki daha iyi bir performans sergileyecekti.Bu güvercin 3 senedir yarışıyor ve sayısız defalar ödül kazandı.Erkek kardeşi siyah rambo ise onun kadar kaliteli tüye sahip değil o nedenle sadece viteste (kısa mesafe) yarışıyor ve sayısız bahis ve ödüller kazandı.Uzun mesafeyi bir defa denedi ve başarısız olup eve geç döndü.Bunu sadece sizlere iki kardeşin farklılıklarına örnek olsun diye yazıyorum.Hiç şüphe yokki ayrı katagorilerde yarışsada ikiside benim için son derece önemli güvercinler.Ancak maraton (uzun mesafe) güvercini mutlaka mükemmel bir tüy yapısına sahip olmalıdır.Ünlü uzman Piet De Weerd diyorki;kuru kümeslerin nemli kuşlarını besleyin,nemli kümeslerin kuru kuşlarını beslemeyin.Dünyaca ünlü bu uzmanın anlatmak istediği şey bana göre nemli olan kümeslerde kuşlar sağlıklı olmadığı için kuru ve kırılgan bir tüy yapısına sahiptir ancak kuru olan kümeslerdeki kuşlar sağlıklı olduğu için tüyleri hafif yağlanır ve tüylerin üzerini pudralanmış gibi telekleri koruyucu beyaz toz kaplar ve bu kuşlar insana nemli bir tüy yapısına sahip olma hissi verir.

Göz ve gaga yapısı: posta güvercininde gözlerin büyük önemi vardır.Birçok yetiştirici özellikle damızlık seçmelerinde gözlerin önemini vurgular.Şahsen bende bu teoriye kısmende olsa inanıyorum ve önem veriyorum.Posta güvercininde gözler son derece canlı ve metalik renklere sahip olmalıdır.Donuk ve mat gözlere sahip olan güvercinin mutlaka sağlık problemi vardır.Nasılki insanlarda gözler kalbin aynası ise kuşlardada gözler sağlığın aynasıdır.Kuşun burun deliklerini ve gagasını kapattığınızda şayet gözlerinden baloncuklar çıkarıyorsa bu güvercin sağlıksızdır.Normal sağlıklı güvercin ile süper sağlıklı güvercin arasında fark vardır.Bizler süper sağlıklı kuşlara sahip olmak isteriz.Ayrıca kuşun gözüne göz damlası damlattığınızda süper sağlıklı güvercinin gözü bu damlayı hemen emerken sağlıksız veya normal sağlıklı güvercinin gözü damlayı emmez ve yanlara akıtır. Eşleştirmelerde mutlaka zıt göz rengine sahip olan kuşları birbirlerine vururuz.Böylece çıkacak olan yavrular canlı gözlere sahip olur.Gözler kuşun vucudunda kafanın üst bölgesinde yer alıp içe doğru hafif gömülmüştür.Bazı kuşlarda ise gözler adeta şaşı gibi kuşun gaga istikametine doğru öne bakar ve bu kuşlar genellikle olağan üstü damızlıklardır.Gaga çok fazla uzun olmamalı (orta boy olmalı) ve burun delikleri rahat nefes alıp vermeye uygun olacak şekilde yeterli genişlikte olmalıdır.Gaganın gözlere doğru hayali bir çizgisini çektiğinizde bu hat gözlerin tam ortasından geçmelidir.Kafa vucutla dengeli olarak yeterli büyüklükte olmalı ve hafif kavisli yuvarlak bir görüntü arzetmelidir.Gaga üstünde yer alan sakız (cere) kar beyazı ve pütürsüz olamalı ve arada herhangi bir boşluk olmamalıdır.Kuşun ırkına bağlı olarak bu sakız büyük veya küçük olabilir.

Göğüs kemiği; Her ne kadar yarışlarda kısa göğüs kemiğine sahip kuşlarında kazandığı görülsede uzun ve hafif eğimli bir göğüs kemiği tercih sebebidir.Zira göğüs adeleleri uçma esnasında göğüs kemiğine baskı uygular.Göğüs kemiği ne kadar uzun olursa bu uygulanan baskının şiddeti daha geniş bir alana yayılacağı için kuş daha az yorulur.Ayrıca kuşun ön tarafında yer alan göğüs kısmının hafif yuvarlanması ve genişlik arzetmesi gelişmiş bir ciğer yapısının göstergesidir.Göğüs kemiği vucudun ön kısmından çıkıntılı olarak başlar ve arkaya kadar uzanarak çatal tabir ettiğimiz kısma yakın biter.Kuşu elimize aldığımızda elimizle okşamak suretiyle göğüs kemiğini kontrol ederken aynı zamanda göğüs kemiğinin her iki yanında yer alan göğüs adelelerini kontrol etmiş oluruz.Güvercinde adele yapısı çok önemlidir.Mümkün olduğunca gelişmiş ve esnek olmalıdır. Göğüs kemiğinin kuvvetli olup olmadığını test etmek için elimize aldığımız güvercinin sırtına her iki elimizin baş parmakları yardımıyla baskı uygularız.Bu esnada bütün yük göğüs kemiğine bindiği için güvercinin göğüs kemiği şayet zayıfsa bu baskıya dayanamaz ve kuyruğunu havaya dikmek suretiyle tepki gösterir.Göğüs kemiği güçlü olan güvercin ise kuyruğunu yere doğru sarkıtır.Bu uygulamayı yaparken çok dikkatli olmalıdır zira aşırı baskı güvercinde sakatlıklara neden olabilir.

Sırt veya Bel : güvercinde sırt veya bel dayanma gücü açısından son derece güçlü olmalıdır.Geniş bir bel kuyruğa doğru daralır. Ayaklar; ayaklar ince,açık pembe ve pulsuz olmalıdır.Ayak uzun veya kısa olabilir.Geçmişte ayakları çok uzun olduğu için birçok iyi güvercin elenmiştir.Oysa güvercinin ayak yüksekliği genel yapısıyla doğru orantılıdır.Ancak her iki ayak boyuda birbiriyle eşit uzunlukta olmalıdır.Biri uzun biri kısa olmamalıdır.

Kanatlar; bu konunada da bu güne kadar çok çeşitli teoriler ortaya atılsada genel kanı bir güvercinin kazanması için iki adet kanatının olması yeterlidir şeklindedir.Bununla beraber kısa mesafe yarışları için kısa kanatlı ve sprinter özelliğe sahip kuşlar daha uygundur.Uzun mesafe yarışları için ise uzun kanatlı güvercinler daha uygundur.Benim tercihim güvercin yerde dururken kanat uzunluğu kuyruk üzerinde uzanan siyah çizgiye Oturması hatta bu çizgiyi çok az geçmesidir.Kuşun kanatını yelpaze şeklinde yana doğru açtığınızda özellikle en baştaki ilk dört telek aynı boyda olmalı ve diğer teleklerden bariz olarak uzun olmalıdır.Bu 4 telek uçları bıçak gibi keskin olmalı ve dışa doğru eğim göstermelidir.Kuşun kanatını 2 ayrı kısımda ele alacak olursak ilk 10 adet büyük telek birincil kanattır ,diğer kısa 10 adet telek ise ikincil kanattır.Kuşun birincil kanatının son teleği olan 10.telek diğer ikincil kanat teleklerinin başlangıcında bariz olarak yüksekse bu tarz kuşlar hız yarışları için kullanılabilir.

Kuyruk; posta güvercininde kuyruk adeta bir dümen vazifesi gördüğü için ve havadaki denge açısından çok önemlidir.Vucut tüyleri kuyruğun başlangıç noktasında üstünü örter ancak çok fazla uzun olmamalıdır.İyi bir posta güvercininde kuyruğun çok fazla uzun ve açık olması havadaki dengesi açısından olumsuzluklar yaratabilir.Kuyruğa genel anlamda bakıldığında sona doğru daralmalı ve adeta tek bir tüy görüntüsü vermelidir. Kuyruk boyu kanat uzunluğundan en fazla 1 cm fazla olabilir.Posta güvercinini elinize aldığınızda birkaç dakika sakinleşmesi için bekledikten sonra her iki elimizin pamaklarını gevşetmek suretiyle kuşun ayaklarını serbest bırakırız.İyi bir posta güvercini bu işlem yapıldıktan sonra kuyruğunu yavaşça yere doğru sarkıtır.Bu yöntem posta güvercini seçmelerinde sıkça kullanılır.

Denge: posta güvercinin vucudunun dengeli olması çok önemlidir.Kuşu elinize aldığınızda ağırlığını öne doğru vermeli gelişmiş bir adele yapısına sahip olmalı ancak çok ağır olmamalıdır.Zira ağır kuşlar uzun süre havada kalamaz ve çabuk yorulur.Ayrıca önden geniş olarak başlayıp arkaya doğru daralan adeta üçgen şeklindeki sportif vucutlu kuşlar tercih edilir.Dengeli bir güvercinde ayaklarından kafasına kadar olan mesafe ile göğüsünden kuyruk sonuna kadar olan mesafe eşit olmalıdır.

Renk ve diğer unsurlar hiç önemli değildir.Sonuç itibariyle her renkten şampiyon olmuş kuşlar mevcuttur. Esas olan tek şey kuşun görünen (mental) vasıflarından ziyade görünmeyen (zihinsel) vasıflarıdır.Benim şahsi fikrim en büyük uzman dahi kuşu elde değerlendirirken yanılgıya düşebilir ama yarış sepeti asla yanılmaz.

Logged

tekkesim

Savletli
*

Karma 30
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 697
Üye ID: 21
Nerden:

Aktiflik
Seviye
Deneyim

Gönderdigi Mesajlari Gör
« Yanıtla #9 : 01 Nisan 2007, 12:10:30 »



    Ülkemizde yaygın olarak Konya’da yetiştirilen bir ırkımızdır. Konya’nın eski ve yerli ırkları arasında olup, Konya’ya Anadolu Selçukluları ile birlikte geldiği tahmin edilmektedir.

Yaklaşık 1000 yıldır Anadolu’da tanılan ve bir ırkımız olup, Konya’da halk arasında “Pirinç dıkdık” adı ile de bilinmektedir. Buradaki dıkdık kelimesi gaga anlamındadır. Bu güvercinlerin gagaları küçük olduğu için bu ad verilmiştir. Günümüzde sayıları çok azalmıştır. Konya dışında neredeyse hiç görülmezler. Konya’da ise eski kuşçuların bazılarında bulunabilirler. Bu nedenle nesli tükenmek üzere olan bir ırkımız olup acil olarak korunması gerekmektedir.

Dünyadaki güvercin ırkları içinde tanınmadığı için yer almayan ve belli bir adı bulunmayan bir ırkımızdır. Konya Büyükşehir Belediyesi hazırladığı bir web sayfasında, Konya’da güvercin yetiştiriciliğine uzun bir yer vermiştir. Bu yazı içersinde Konya’da kuşçuluğun çok eskilere dayandığını belirtmekle birlikte, Konya’nın yerli ırkları olan Selçuklu ve Taklambaçtan hiç bahsetmemesi ilginç ve bir o kadar da kaygı vericidir.Taklambaç ırkı , düz oyunlu bir kuştur. Uçarken tek takla atar. Hiç takla atmayanları da vardır. Takla atanları daha tercih edilirler. Taklambaç ırkında ayaklar paçalı olur. Çok nadiren paçasız olanları da görülür. Bunların kırma oldukları düşünülmektedir. Bu tipleri değersiz olarak kabul edilirler. Uçarken Mardin tipi taklacılar kadar yükseğe çıkmaz, orta yükseklikte bir saat kadar uçarlar. Ancak düzenli uçurulmaları halinde, uçuş özellikleri bakımından aynı Mardin taklacıları gibi yüksek ve uzun uçmaktadırlar. Ancak Mardin tipi taklacılarda görülen, sefere gelme ve fişekleme gibi bir oyun tarzları yoktur.Bu ırkta gaga küçük kalın ve çekkin ( geniş ) bir yapıdadır. Bu nedenle kan olarak Mısri (Güllü, Bango ) ile akrabalıkları olduğu düşünülmektedir. Ancak taklambaçlar, fiziksel olarak göğüs gülü bulunmaması, paçalı oluşları ve gözlerinin küçük oluşu ile bu ırktan ayrılırlar. Bunun yanı sıra bangolara göre vücutları biraz daha büyük yapılıdır. Ayrıca uçarken takla atma özellikleri vardır. Bu özellik bangolarda görülmez.Tüy örtüleri sık dokuludur. Düz kuyrukturlar ve kuyruklarındaki telek sayısı 12 – 16 arasında değişir. 12’den fazla kuyruk teleğine sahip olanlar makbul sayılmazlar. Arka takkalı ya da takkasız olabilirler. Göz yapıları küçüktür. Renk olarak çeşitli renklerde olabilmektedirler. Rastlanan başlıca renkleri, beyaz, siyah ve bunların çeşitli karışımları şeklindedir. Bu renklerin yöresel adlandırılışları şu şekildedir. Aktaklambaç, karataklambaç, karakafa, karakuyruk, karakafa karakuyruk, çallı taklambaç ve kırgın. Ayrıca bu renklerin de bazı alt varyasyonları bulunmaktadır.
AK TAKLAMBAÇ :Bütün vücudu tamamen beyaz renktedir. Bazen beli siyah ak taklambaçlara rastlanır bunlara “beli kara” adı verilmektedir. Gene ak taklambaçların bazen kuyruklarında siyah ve beyaz telekler karışık olarak bulunabilmektedir. Bu tür kuşlara “ebrulu” adı verilmektedir.
KARA TAKLAMBAÇ : Bütün vücudu tamamen siyah renktedir. Bazen bu siyahın tonu hafif açık ve mat bir tonda olabilir. Bu tür kara taklambaçlar değersiz olarak görülürler. Bu kuşlara, “boz zidgara” adı verilmektedir. Bazen de kuşun kafasında beyaz cimke adı verilen benekler bulunabilir. Bu tür kara taklambaçlar ise, “çakal zidgara” adı ile anılırlar.
KARAKAFA : Güvercinin baş kısmı siyah olup diğer tarafları beyazdır. Baş kısmındaki siyahlık boyna doğru sarkma yapmamalıdır. Aynı güvercin “ala” adı ile de anılır. Karakafa kuşlarda eğer beyaz renk normalden daha fazla ise bu kuşlara “kız alası” adı verilir.
KARAKUYRUK : Güvercinin kuyruğu tamamen karadır. Bütün vücut beyaz olur fakat kuşun sırtında “kalp yamalı” adı verilen bir siyah leke vardır. Aynı güvercin “karakuyruk alası” adı ile de anılır. Kara kuyruklarda eğer omuzdan göğüse aşağıya doğru inen siyah bir renk varsa buna “peşkirli” denilir.
KARAKAFA KARAKUYRUK : Güvercinin baş ve kuyruk siyah, diğer tarafları beyaz renkte olursa bu şekilde adlandırılmaktadır. Bazen bu kuşlarda, kuşun kuyruğunda enine şekilde beyaz bir hat bulunur. Bu tür karakafa karakuyruklara, “fenerli” adı verilir.
ÇALLI TAKLAMBAÇ : Bu taklambaçlar da vücut ve kuyruk siyah renkte, kanatlar ise beyaz renkte olur. Bu kuşlarda göz rengi “çakır” tabir edilen tarzda mavi ya da bej hareli bir yapıdadır. Çakırlık her iki gözde de vardır. Bu tür güvercinler “kuyruğu siyah çallı” adı ile de anılırlar.
KIRGIN : Siyah ve beyazdan oluşan karışık renkli bir kuştur. Belirgin bir renk özelliği yoktur. Genellikle kafa, kuyruk, kanat ve paça beyazdır. Boyun ve gövde ise siyahtır. Fazla değerli olarak görülmezler.

TAKLAMBAÇ IRKININ BUGÜNKÜ DURUMU

Bu ırkla ilgili olarak Konya’da yaptığım araştırmada, ırkın ciddi şekilde azaldığını gözlemledim. Konya’da sadece eski ve yaşlı kuşçuların ilgi gösterdiği bir ırk olan taklambaçlar, yaygın değiller. Konya’da Pazar günleri “muhacir pazarında” kurulan kuş pazarında bu güvercinlerden sadece 4 tane görebildim. Bu pazarda ağırlıklı olarak Mardin tipi taklacı güvercinler bulunuyor. Selçuklu ( enseli ) ırkına göre biraz daha yaygın olduğu söylenen bu güvercinlerde de renk çeşitliliği azalmış durumda. Ben sadece ak, karakuyruk ve kırgın renklerine rastladım. Diğer renklerin fazla yaygın olmadığı ve azalmış ya da kalmamış olduklarını tahmin ediyorum. Ben Konya’da bu ırkı yetiştiren Atilla bey ile görüşüp kendisinden ırkla ilgili çeşitli bilgiler aldım. Fotoğraflar, bu yetiştiricimizin güvercinlerine ait olup, tarafımdan çekilmiştir.

Logged

tekkesim

Savletli
*

Karma 30
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 697
Üye ID: 21
Nerden:

Aktiflik
Seviye
Deneyim

Gönderdigi Mesajlari Gör
« Yanıtla #10 : 01 Nisan 2007, 12:12:09 »



Dünyada “Adana Dewlap” adı ile tanılan bu güvercinler, yurdumuzda Adana adı ile bilinmektedirler. Almanya’da “Adana wammen” ya da “kupeli dewlap” adı ile tanınırlar. Ülkemizde ağırlıklı olarak Çukurova bölgesinde yetiştirilmektedirler. Adana, Ceyhan, Mersin, Tarsus gibi yerleşim birimlerimizde yoğun olarak bulunurlar. Ancak bu güvercinler Güneydoğu bölgemizdeki yerleşimlerin yanı sıra diğer bölgelerimizde de beğenilmekte ve beslenmektedirler. Yabancı kaynaklarda köken olarak Lübnan dewlaplarından (Lübnan gerdanlı ırkları) geldiklerine ilişkin bilgiler bulunmakla birlikte, bu bilgilerin doğruluğu tartışılabilir çünkü Adana ırkı güvercinler ile Lübnan dewlapları ile arasında gerek fiziksel gerekse uçuş özellikleri bakımından belirgin farklar bulunmaktadır. Osmanlı döneminden beri ülkemizdeki yetiştiriciler tarafından uzun yıllar içinde ırka farklı özelliklerin de katılmasıyla kendine özgü bir renk, form ve uçuş özelliği kazanan bu güvercinler, bugün Suriye’de de yetiştirilmekte ve burada bile Adana adı ile tanınmaktadırlar. Dünyada İngilizce olarak dewlap adı ile bilinen gerdanlı güvercinler ile akraba olan Adana güvercinleri, dewlaplardan ayrı bir ırksal yapıda olmamakla birlikte, farklı bölgesel özelliklere sahip oldukları için ayrı bir bölgesel grup olarak değerlendirilmelidirler. Adana güvercinleri gerdanlı güvercinler içinde ayrı bir ırk olarak yer almaktadırlar. Yurdumuzda bu güvercinlere yerel olarak, “cins”, “yerli”, “küpeli” gibi adlar verilmektedir. Küpeli (Earring Dewlap) denmesinin nedeni, Adana güvercinlerinin bazılarında görülen bir renk yapılanmasından kaynaklanmaktadır. Küpeli olarak adlandırılan güvercinlerde, kuşun kulağının altından başlayan beyaz renkli tüyler boyuna doğru bir küpe gibi uzanırlar. Adana ırkı güvercinlerimizde, gaga yapısı diğer dewlap ırklarına göre biraz daha uzun olan güvercinler de bulunmaktadır. Uzun gaga olanlarına “Tartaç” adı verilir ve Adana ile Ceyhan’da daha çok yetiştirilirler. Gaga yapısı kısa olan ve bu bakımdan dewlap standartlarına daha uygun olduğunu söyleyebileceğimiz diğer tipler ise “Töme” adı ile bilinirler ve Tarsus civarında daha yaygın olarak bulunurlar. Mersin civarında ise her iki tip de bulunmaktadır.

FİZİKİ YAPILARI

Adana güvercinleri diğer Dewlaplardan vücut yapısı olarak biraz daha küçüktürler ve dolayısıyla daha hafif olurlar. Bunun dışında uzun gagalıları saymazsak, tüm fiziki yapıları dewlap ırkı ile aynıdır. Çok karakteristik bir kafa biçimleri vardır. Alın kemikleri gagadan itibaren düz devam ediyormuşçasına uzanır. Alın çukurluğu yoktur. Kafanın üzerinde biraz düzlük bulunur ve bu tip de olanlar “çekiç kafa” olarak adlandırılırlar. Boyunları biraz kalın ve uzundur. Boynun altında bu güvercinlere klasik biçimini veren gerdan yer alır. Gerdan boyun derisinin belirgin ve sarkık biçimde olmasına verilen isimdir. Bu güvercinlerde gerdan hemen gaganın altından başlar ve gaga ile gerdan arasında çukurluk bulunmaz. Bacaklar yay gibi durur. Göz renkleri genellikle kırmızı, koyu portakal ve tonlarıdır. Bazen çakır gözlü olanlarına da rastlanır. Bu güvercinlerin ayakları biraz uzun ve paçasızdır. Kanatlarda baştan itibaren 8 ya da 9 telek beyaz olmak durumundadır. Kuyruk beyaz olmaz kuşun kendi renginde olur.

RENK ÇEŞİTLERİ VE RENK YAPILANMASI

Adana güvercinlerinin çeşitli renkleri bulunmaktadır. Mavi, siyah, beyaz, kırmızı, sarı, bunların başında sayılabilir. Bu renklerin çeşitli kombinasyonları ve tonları görülebilir. Her rengin özel bir adı vardır. Bu renklerden, örneğin mavi olanına Adana’da “Şami” adı verilmektedir. Bu adlandırmanın yanı sıra, her kuşun renk yapılanmasına ve kuşların üzerlerinde bulunan bazı işaretlere göre farklı adlandırmalar da söz konusudur. Bu renk yapılanma sıfatların başlıcaları, Başıbeyaz, Bozuk, Aynalı, Katrani, Muskalı, Gerdanlı, Küpeli ve Safi gibi adlarla bilinmektedir. Örneğin Şami denilen kuş, üzerinde beyaz renk yamaları bulunduruyorsa “Aynalı Şami” olarak adlandırılır.

Sakar: Bu renk güvercinler bütünü ile siyah renklidirler, ancak kanat telekleri beyazdır.

Şami: Bu Renk güvercinler, taklacı güvercinlerdeki gök rengine benzerler. Açık mavi tonda olup kanat üzerleri siyah şeritlidir.

Zırhlı: Şami olarak adlandırılan güvercinlerde, işaret geni “pul” ise bu kuşlara zırhlı denmektedir. Bu güvercinlerin kanatları üzerinde işaret olarak şerit bulunmaz. Bunun yerine pul pul ufak lekeler halinde siyahlıklar bütün kanat üzerine dağılmış olarak gözlenir. Bu açıdan Taklacı güvercinlerdeki çakmaklılara benzerler.

Meverdi: Beyaz ve kırmızı tondaki kuşlara bu ad verilir. Kırmızının değişik tonları görülebilir. Şeritli ve şeritsiz olmalarına göre farklı şekilde adlandırılırlar. Şeritli olanlarına “çubuklu” şeritsiz olanlarına “Şarabi meverdi” denilir.

RENK YAPILANMA SIFATLARI

Katrani: Şami olarak adlandırılan güvercinlerde işaret geni “yoğun pul” ise bu güvercinler katrani olarak adlandırılmaktadırlar. İşaret geni yoğun pul olduğunda kanatlar üzerindeki siyah lekeler bütün kanat üzerini kapatacak şekilde yayılırlar ve kuşun kanadının üzeri siyah kaplama gibi görünür. Bu açıdan taklacı güvercinlerdeki miskilere benzerler.

Küpeli: Küpeli olarak adlandırılan güvercinlerde, kuşun kulağının altından başlayan beyaz renkli tüyler bir yama şeklinde boyuna doğru uzanırlar ve burada kesilirler. Bu renk yapılanmasına küpe adı verilmektedir. Adana güvercinlerinde küpe yaygın görülen bir desendir.

Sakar: Kuşun gagasının üzerinde, alnının orta yerinde bazen beyaz bir leke bulunur. Yama şeklindeki bu lekeye sakar adı verilmektedir. Adana güvercinlerinde sakar yaygındır. Muskalı adı da verilir.

Aynalı: Adana güvercinlerinde kuşun vücudu üzerinde değişik yerlerinde, özellikle kanatlar üzerinde görülen beyaz büyük yamalara ayna adı verilmektedir. Bu tür güvercinler alacalı bir yapıya sahiptirler. Beyaz yamaların dağılımında belli bir düzen bulunmaz.

Safi: Bu tür güvercinler beyaz ağırlıklıdır. Ancak boyun kısımları renkli olur.

UÇUŞ ÖZELLİKLERİ

Her şeyden önce Adana güvercinleri renk için yetiştirilmezler. Bu güvercinlerde renk önemli değildir. Bu güvercinler tam bir performans kuşudurlar. Adana güvercinleri uçuş özellikleri bakımından diğer dewlaplardan farklı özelliklere sahiptir. Özellikle dalış şekilleri farklıdır. Adana güvercinleri fazla uzun süreli ve büyük gruplar halinde uçurulmazlar. Daha çok 3–4 kuşluk gruplar halinde uçurulurlar. Her bir gruba “Posta” adı verilir. Her posta, postadaki en iyi kuşa göre isimlendirilir. Örneğin Zırhlı postası, Küpeli Şami postası gibi. Her posta içinde bir kuş “Öncü” olarak adlandırılır. Diğerleri ise “Takipçi” olarak adlandırılırlar. Öncünün özelliği aşağıdan parıltıyı gördüğünde dalışı başlatmasıdır. Takipçiler ise öncüyü izlerler. Sadece takipçilerden oluşan bir postayı aşağıya indirmek çok zordur. Her posta uçuş stillerine göre özel olarak seçilerek birleştirilmiş kuşlardan oluşur. Bu seçimi yetiştirici yapar. Bir postayı oluşturmak gerçekten tecrübe gerektirir. Yanlış oluşturulmuş postalar, posta içindeki iyi kuşların performansını olumsuz etkiler. Uçurulduklarında havada daireler çizerek yavaş yavaş yükselirler. Nokta yüksekliğe kadar çıkabilmektedirler. Ancak yerden yönetebilmeleri için çok yükseğe çıkmaları tercih edilmez. Uçurulan bir postanın 15–30 dakika içersinde istenen yüksekliğe ulaşması beklenir. En önemli uçuş özellikleri dalıcı olmalarıdır. Yerden verilecek bir pırıltı veya işaret sonrası hızla dalışa geçerler. Dalış sırasında kuştan beklenen kanatlarını kapatmasıdır. Kanatlar açık olmamalıdır. Ancak bazı güvercinler dalma sırasında kanat çırparlar. Bu tür kuşlar daha çok tercih edilmektedirler. Ayrıca dalış sırasında kuş sarmal dönme yapmamalıdır. Yere gelmeden az önce kanat açarak fren yapar ve konarlar. Adana güvercinleri iki kuşun ancak sığabileceği kapısı kapanabilen küçük bölmelerden oluşan dolaplarda barındırılırlar. Dolapların kapakları geceleri kapalı tutulur. Dolap içinde her çiftin kendine ait bir bölmesi bulunur. Uysal ve sakin yaradılışlı olun Adana güvercinleri dolap içindeki kendi bölmelerine kolaylıkla alınabilirler. Hatta bölmenin kapağını açtığınızda kendiliklerinden dolaba girerler. Bu özellikleri önemlidir çünkü ikinci postanın uçurulması için ilk postanın dolaba alınması gerekmektedir. Bir posta havada iken genellikle ikinci posta uçuşa bırakılmaz. Bir Adana kuşundan beklenen yüksek uçuş ve hızlı iniştir. Adana kuşları iki tip iniş sergilerler. Düz iniş adı verilen şekilde, kuş yuvaya doğru pike yapar ve dönük bir biçimde yuvaya iner. Düz iniş daha çok Adana çevresinde gözlenir. Makaslı iniş adı verilen diğer tipte önden gelen kuş dönük olarak iner, onu takip eden kuşlar mutlaka yere doğru kanat çırparak inerler. Bazı durumlarda öndeki kuşun da kanat çırptığı (makas yaptığı) görülür. Makaslı inişte, iniş hızı daha fazladır. Makaslı iniş Mersin çevresinde gözlenir. İyi bir Adana kuşunun 200 m. kadar yükselmesi, 15 dakika kadar havada kaldıktan sonra 1-2 saniye içinde dalışını bitirmesi gerekmektedir. Bu kuşların dalış sırasındaki hızları 100–130 km/sn kadar olabilmektedir. Kuşlar uçurulduktan sonra aşağıdan verilecek pırıltının zamanı çok iyi tayin edilmelidir. Pırıltı, kuşların yüzü salmaya dönük olduğunda verilmelidir. Böyle olduğunda kuşların pırıltıya verecekleri yanıt çok hızlı ve seri olmaktadır. Eğer aşağıdan pırıltı verilmezse uçuşlarını 1-2 saat kadar sürdürürler.

UÇUŞ EĞİTİMİ

Adana güvercinlerine bu uçuş özelliklerinin kazandırılabilmesi için, 2–3 aylık yavru iken eğitime başlamak gerekmektedir. Uçuş için genel olarak erkek güvercinler seçilirler. Ancak dişilerin de benzer bir performans göstermesi mümkündür. Eğitime tabi tutulacak yavrular, yavrulara kazandırılmak istenen özelliklere sahip diğer güvercinler ile birlikte uçurularak belli özellikleri görmeleri sağlanır. Eğitim önce kanat hamlıklarının alınması ile başlar. Daha sonra bunu nefeslendirme takip eder. Adana güvercinleri ikili ya da üçlü gruplar halinde uçurularak alıştırılırlar. Uçuş sırasında istenen yüksekliğe çıkmaya alıştırıldıktan sonra verilen işareti takiben hızlı dalış geliştirilir. Bir yavru bu eğitimi aldıktan sonra uçuş özelliğine bakılarak öncü veya artçı olarak belirlenip düzenli uçurulmaya başlanır. Eğitimli bir Adana kuşunun bu performanslarını ortalama 8 yıl kadar sürdürebildikleri gözlenmiştir. Ömürleri ortalama 12 yıl olan bu güvercinler, 7 aylık olduklarında çiftleştirilirler. Bahar ve yaz dönemleri yavru alma dönemleridir. Bu kuşların yumurta ve tagrit dönemi adı verilen iki ayrı uçuş dönemi vardır. Tagrit adı verilen dönemde erkek kuş dişiye karşı çok kızgın (istekli) bir durumdadır. Bu dönem kuşların uçuş sırasında performanslarının dorukta olduğu bir dönemdir. Bu kuşlardan daha iyi performans elde edebilmek için, bu kuşların yavru bakmalarına izin verilmez. Bütün ömrü içinde 1 ya da 2 kez yavru bakmaları uygun görülür. Daha fazlası uçuş performansını olumsuz etkilemektedir. Yetiştiricilerinin vereceği işaretleri anlayıp öğrenebilmesi için defalarca uçurularak antrenman yaptırılırlar. Bu güvercinler gerçekten de zeki kuşlardır. Bu çalışma temposu içinde yetiştiricileri ile aralarında belli bir anlaşma gelişir. Bu bakımdan Adana güvercinleri yetiştiricilerinin ilgisine sürekli ihtiyaç duyarlar. Adana güvercini yetiştirmek uzun bir tecrübe gerektirir. Yetiştiricinin kuşlarının özelliklerini ve kendilerine özgü yeteneklerini çok iyi algılayabilmesi şarttır. İyi bir yetiştirici elinde olmayan iyi kuşlardan iyi bir performans beklemek boşa olur. Son yıllarda yurt dışına götürülen Adana kuşlarından beklenen verimin alınamaması, yabancıların Adana kuşlarını diğer dewlap ırkları ile aynı gibi görmelerine neden olmaktadır. Bu durum kanımca yurt dışında gerçekten tecrübeli yetiştiricilerin olmamasından kaynaklanmaktadır. Bunun yanı sıra Adana güvercinlerinde son yıllarda farklı gerdanlı ırklarla yapılan eşleştirmeler sonucu “Çandır” adı verilen melez ırklar ortaya çıkmıştır. Bu tür bilinçsizce yapılan eşleştirmeler sonucu Adana ırkına özgü dalma özellikleri yok olma eğilimine girmiştir. Bu durum Adana ırkı için ciddi bir tehlike oluşturmaktadır. Adana güvercinleri son yıllarda Almanya’da çalışan Türk işçileri tarafından Almanya’ya götürüldüler. Bu nedenle bugün Almanya’da da tanılan ve bilinen bir ırkımızdır.

Fotoğraflar: Ankara’dan Zeki Güleröz ve Durmuş Tandoğan’ın güvercinlerine ait olup tarafımdan çekilmiştir. Bu yetiştiricilerimize verdikleri bilgiler ve kuşlarını fotoğraflamamda gösterdikleri kolaylıklar açısından teşekkür ederim.

Logged

tekkesim

Savletli
*

Karma 30
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 697
Üye ID: 21
Nerden:

Aktiflik
Seviye
Deneyim

Gönderdigi Mesajlari Gör
« Yanıtla #11 : 01 Nisan 2007, 12:13:58 »



 Ülkemizde gut, gud, kut gibi adlarla da anılmaktadırlar. Dünyada “Ankut Trumpeter” ya da “Ankhut Trumpeter” adı ile bilinen bu güvercinler yurdumuzda genel olarak Ankut adı ile bilinirler. Köken olarak Orta Asya Türkmenistan kaynaklı olan bu güvercinler, bizim yerli ırklarımızdan olmakla birlikte, Türklerin göçleri ile birlikte dünyaya yayılmışlardır. Bu göçler tek bir tarihte ve tek bir yöne olmayıp farklı zaman dilimlerinde farklı bölgelere yönelmiştir. Bu bakımdan Ankut ırkı güvercinler de Ortadoğu’dan, Rusya’ya ve Anadolu’nun içlerinden Avrupa’ya kadar dağılmışlardır.

Ülkemizin dışında Rusya’da da yetiştirilmektedirler. Bugün bizim değerini bilemediğimiz Ankutlara Ruslar, sahip çıkmaktadırlar. Ancak çeşitli Rus kaynaklarında, Russian Trumpeter (Russian Barabanshik) ve Bokhara Trumpeter (Bokharski Barabanshik) adları ile bilinen Rus trumpeter ırklarının kökeninin Ankut ırkı olduğu belirtilmektedir. Dünyada genel olarak Trumpeter olarak adlandırılan ötücü güvercin ırklarının bir çok çeşidi bulunmaktadır. Bu güvercinlerden ülkemizde Ankut, Demkeş, Kumru ve Bayburt olmak üzere 4 ayrı ırk yetiştirilmektedir. Bu ırklardan Demkeş ve Ankut’un ortak özellikleri “Dem Çekme” adı verilen ötüş şekilleridir. Dem çekme tabiri tasavvuf müziğinde ve genel olarak Türk müziğinde doğaçlama olarak yapılan sunum sırasında sazlardan birinin soliste sürekli ya da aralıklı olarak eşlik etmesi anlamına gelir. Bu daha çok solistin detone olmaması amacı ile yapılır. Bu güvercinlerin ötüşü dem çekmeye benzetilmektedir.

ESKİ TÜRK TOPLULUKLARINDA ANKUTLAR

Ankut ırkı güvercinler, İslamiyet öncesi Türk topluluklarında ve Şaman geleneklerinde değer verilen ve uğurlu kabul edilen bir güvercindirler. Bu topluluklarda bir çadırda çocuk doğduğunda, bir erkek Ankut güvercini o sabah çadırın üzerine gelip konar ve ötmeye başlarsa, bu durum o çocuğun ilerde Şamanlık yetenekleri olacağı anlamında yorumlanmaktadır. Türk toplumunda Ankut güvercinlerinin özel bir yeri ve önemi vardır. Bunun en önemli nedeni İslam dininin kurucucu Hz Muhammet’in halifelerinden Hz. Ali’nin bu güvercinlerden beslemiş olmasıdır. Evliya Çelebi, Hz. Ali’nin de “kırmızı çatal ibikli çakşırlı güvercin” beslediğini ve bu bakımdan bunları beslemenin sünnet olduğunu yazmaktadır. Burada bahsedilen güvercinler bizim bugün “Ankut” adı ile adlandırdığımız kuşlardır. Çatal ibikten kastedilen şey çift tepedir. (takka, perçem) Çakşır işe paça (tozluk) anlamındadır. Evliya Çelebinin Seyahatnamesinde, Peygamberimizin torunu ve Hz. Ali’nin oğlu olan ve 680 yılında Kerbela’da öldürülen İmam Hüseyin’in atmaca ve doğan avladığı, ayrıca çakşırlı (paçalı) kut güvercin beslediği yazılıdır. Evliya çelebi bu bakımdan 1638 yılında, İstanbul’da kuşu kuş ile avlayan avcıların, pirimiz İmam Hüseyin’dir dediklerini belirtiyor. Gene Evliya Çelebinin belirttiğine göre Ankutların, Sadekut, Taçlıkut, Çakşırlıkut (paçalı) gibi çeşitleri bulunmaktadır. Şanlıurfa’da günümüzde Ankutların uğurlu olduğuna inanılıyor. Bu inanış kaynağını çok eskilerden almaktadır. Hz Eyyüp’ün mağarasında beslediği bilinen bu güvercinlerin, halk arasında çocuğu olmayan kadınlara uğur getirdiği ve hatta gece uykusunda korkan kadınların dertlerine deva olduğu söyleniyor. Hz Eyyüp, cüzzam hastalığına yakalandığı için bir mağaraya çekilmiş ve yaşamını burada devam ettirmiştir. Kendisine burada eşi bakmıştır. Hz Eyyüp’ün bu mağarada Ankut ırkı güvercinler yetiştirdiği bilinmektedir. Günümüzde bu mağara, Şanlıurfa ilimizin 2 Km kadar güneyinde, Eyyubi mahallesinde bir tepe üzerinde bulunmaktadır. Halk arasında bir şifa yeri olarak kabul görmekte ve ziyaret edilmektedir. Ankut ırkımızın toplumumuzda böylesine derin ve köklü bir yeri olmasına ve bu kuşları beslemenin dinen sünnet sayılmasına karşın, son dönemde bu ırkı yetiştirenlerin sayıca azalması sonucu bu ırkımız artık ciddi şekilde yok olmuştur. Bu gün daha çok Doğu ve Güneydoğu illerimizde ve özellikle de Diyarbakır’da bulunurlar. Nevşehir’de de yetiştirildikleri bilinmektedir.

FORM ÖZELLİKLERİ

Dünyada “Ankut Trumpeter” ya da “Ankhut Trumpeter” adı ile bilinen bu güvercinler uçuş kuşu değildirler. Uçurulduklarında fazla uçmadan konarlar. Bu nedenle yuva içinde ve bahçelerde form güzellikleri için beslenirler. Bir tür süs kuşu olan bu güvercinlerin en önemli özellikleri, “dem çekme” adı verilen ötüş şekilleridir. Yetiştiriciler arasında, dem çekme özellikleri ve sürelerine göre değer biçilirler. Dem çekişleri dikkat çekicidir. İyi dem çeken bir Ankut güvercininin en az 40–45 dakika kadar dem çekmesi aranan bir özelliktir. Ankutlar “Kamış paça” tabir edilen tarzda uzun ve geriye doğru kıvrık şekilde paçalı olurlar. Paçasız olanı yoktur. Çift tepelidirler. Kafanın önünde düzgün bir perçem, arkada ise düzgün bir takka bulunmalıdır. Tepesiz olanlarına nadiren rastlanmaktadır. Bunlar kırma kuşlar olup değersizdirler. Gözler parlak ve açıktır. Tüy rengi parlak ve canlı olmalıdır. Gagaları normalden biraz uzun olur. Vücutları normal güvercinlere göre biraz daha iri yapılıdır.

RENK ÇEŞİTLERİ

Ankut ırkı tek renk olarak karşımıza gelmektedir. Kızıla çalan kahverengi tonda bir renkleri vardır. Bu rengi pas rengi olarak da tanımlayabiliriz. Bu rengin biraz açık ya da biraz daha koyu tonları olabilmektedir. Ancak renk canlı olmalıdır. Bir de “Ala gut” adı verilen bir rengi daha bulunmaktadır. Bu renkte kanat telekleri beyaz diğer taraflar kızıl-kahverengidir. Ülkemizde dem çekme özelliği olan diğer güvercin ırklarından Kahverengi Demkeşle, Ankut birbirine benzerler. Demkeş biraz daha iri vücutludur. Ancak her iki ırkın ötüş şekilleri (kuğurmaları) birbirinden farklıdır. Konya yöresinde Ankut ve Demkeş güvercinlerinin, ahırlardaki örümcekleri yedikleri düşünülmektedir. Bu bakımdan bu güvercinlere bu bölgemizde “ahır kuşu” adı verilmektedir. Günümüzde kuş pazarlarında ara sıra rastlanan Ankutlar, form olarak genellikle bozuk bir yapıdadır. Büyük olasılıkla bunlar kırma kuşlardır. Demkeşlerle Ankutların kırıldığı bilinmektedir. Bu tür kırmalarda en dikkat çekici fiziksel özellikler, paçaların olması gereken uzunlukta ve şekilde olmaması, ön tepe ve takkanın düzgün bir yapıda olmaması, kuşun genel renginin parlak ve canlı olmaması, renklerinin solukluğu ve özellikle de karışık renkli olabilmeleridir. Ankut ırkımız bugün gerek kırılmalar gerekse ilgisizlik yüzünden süratle yok olmaktadır. Korunması için acilen önlemler almak gerekmektedir

Logged

tekkesim

Savletli
*

Karma 30
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 697
Üye ID: 21
Nerden:

Aktiflik
Seviye
Deneyim

Gönderdigi Mesajlari Gör
« Yanıtla #12 : 01 Nisan 2007, 12:15:21 »



Ülkemizde Bağdadi, Bağdat, Bağdadiye ve Bağdatlı adları ile bilinen bu güvercin ırkı, Irak kökenlidir. Dünya da “Bagdat”, “Baghdad”, “Bagdette” gibi adlarla bilinmektedir. Günümüzde doğu ve güneydoğu bölgelerimizde yetiştirilmektedir. Dünyada ve özellikle de Avrupa’da köken olarak bu ırktan kaynaklanan çeşitli tipte Bağdat güvercinleri bulunmaktadır. Bu güvercinlerle bizim yetiştirdiğimiz Bağdat güvercinleri arasında köken olarak kan benzerliğinin dışında fazla bir benzerlik yoktur. Ülkemizde yetiştirilen Bağdat güvercinleri daha çok Suriye Bağdatlarına benzemektedir. Ayrıca Lübnan’da “Mijris” adı ile bilinen ve Carrirer ırkı ile akraba olduğu tahmin edilen güvercinler, bizim Bağdat olarak adlandırdığımız güvercinlere oldukça yakındır. Bağdat güvercinlerinin burun üzeri eti ve göz çevresi halkası daha belirgin olanları ülkemizde “Carrier Bağdadi” olarak bilinmektedir. Bunlar Carrier ırkı ile bağdadilerin kırılması sonucu elde edilmiş kuşlardır. Ülkemizin batı bölgelerinde, Irak yöresinden ve Doğu bölgelerimizden getirilen güvercinlere genel olarak Bağdat adı verme gibi yanlış bir eğilim olmakla birlikte, Bağdadi adı, gerek doğu ve güneydoğu, gerekse diğer bölgelerimizde ayrı ve kendine özgü özellikleri olan bu ırkı karakterize etmektedir. Bazen posta güvercinlerine Bağdat denildiği de olmaktadır. Bağdadi güvercinleri eski dönemlerde posta güvercini olarak kullanılmış olmakla birlikte, bugün bildiğimiz posta güvercinleri ile ayrı ırkları temsil etmektedirler. Yöresel olarak “Posta Burunlu” ve “Homoma” gibi adları vardır. Bağdadi güvercinlerini, bir yere yuva yaptıktan sonra, başka bir yere alıştırmak imkansız gibidir. Aradan 10 yıl geçse bile bıraktığınızda, ilk yuvasına geri döndüğü söylenmektedir. Bu özellikleri onları gerçekten de çok değer verilen bir güvercin haline getirmiştir.

TARİHİ GEÇMİŞ

Bağdat güvercinlerinin Türkler tarafından yetiştirilmeye başlaması Büyük Selçuklular döneminde başlamıştır. 1000 li yılların başlarından itibaren bugünkü Ortadoğu bölgesinde egemen olmaya başlayan Büyük Selçuklular, Tuğrul beyin 1055 yılında Bağdat’a girmesi ile birlikte bölgeye bütünü ile egemen olmuşlardır. Bu yıllarda Bağdat güvercinleri Türkler tarafından posta amaçlı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonra I. Haçlı seferi olarak bilinen ve 1098 yılında Kudüs’ün alınması ile son bulan savaşlar sırasında Türkler, Bağdat güvercinleri aracılığı ile haberleşmeyi sağlamışlardır. 1169 yılında Eyyubi hanedanlığının ilk hükümdarı olarak Mısır’a hükümdar olan Selahaddin Eyyubi’nin haçlı orduları ile olan savaşları sırasında ve özellikle de III. Haçlı ordularının 1191’de Akka kuşatması sırasında bütün haberleşme sistemini Bağdat güvercinleri ile sağladığı bilinmektedir. Haçlı orduları vurdukları bir güvercin sonucu bu haberleşmenin varlığını ortaya çıkarabilmişlerdir. Bu olaydan sonra o yıllarda Avrupa’da unutulmaya yüz tutmuş olan posta güvercini ile haberleşme geleneği yeniden canlandırılma yoluna gidilmiştir. Bu amaçla 1191’den sonra bazı Bağdat güvercinleri Haçlı orduları aracılığı ile Avrupa’ya götürülmüştür. Bağdat ırkı güvercinlerin Avrupa’ya ilk gönderilmeleri bu şekilde gerçekleşmiştir. Bu güvercinler yüz yıllar sonra 1800 lü yılların başlarından itibaren Belçika’da geliştirilmeye başlanan modern posta güvercinlerinin elde edilmesinde kullanılmışlardır. 1200 lü yılların başlarında Bizans İmparatorluğu aracılığı ile Anadolu’ya da hakim olan Haçlı orduları İskenderun ile İstanbul arasında Bağdat güvercinlerini kullanarak bir haberleşme sistemi yaratmayı başarmışlardır. Bağdat güvercinlerinin Anadolu’da kullanımları 1200 lü yılların başında bu şekilde başlamıştır. Bir yüz yıl kadar sonra Osmanlıların Anadolu’da egemenlik kurmalarını takiben bu güvercinlerin kullanımının devam ettiği bilinmektedir. Osmanlı ordularının seferleri sırasında sepetler içinde bir çok güvercin taşındığı ve bunların haberleşme amacı ile kullanılan Bağdat güvercinleri olduğunu tarih kitapları yazmaktadır. Bağdat’ın Osmanlı devleti topraklarına katılması 1534 yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde olmuştur. Daha sonra bir ara tekrar İranlıların eline geçen Bağdat, son olarak 1639 yılında 4. Murat devrinde yeniden alınmıştır. Hata 4. Murat Bağdat’ı almasının anısına İstanbul’da bugün Topkapı sarayı içinde bulunan ünlü Bağdat köşkünü yaptırmıştır. Bağdat güvercinlerinin Osmanlı dönemi öncesinden beri Irak’ta yetiştirildiği bilinmektedir. Osmanlı döneminde de bu güvercinler bölgede yetiştirilmeye devam edilmiş ve geliştirilmişlerdir. Bu güvercinler, eski dönemlerde, tüm çevre bölgelerde değer verilen ve bilinen bir güvercin ırkıdır. Bir çok kaynakta adından bahsedilen bu güvercin ırkı için, dönemin en değer verilen ve en pahalı kuşu olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz.

SALMA YARIŞLARI

Daha çok haberleşme amaçlı kullanılan bir kuştur. Uzun uçması ve yuvasına bağlılığı onu, iyi bir posta güvercini haline getirmiştir. Oyunlu bir kuş değildir, takla atma gibi özellikleri bulunmaz. Anadolu’da eski devirlerde salma kuşu olarak kullanılmıştır. Salma kuşları, genel olarak belli bir uzaklığa götürülüp bırakılan ve yuvasına ne kadar kısa sürede dönerse o kadar değerli kabul edilen güvercinlerdir. Anadolu’da Osmanlı döneminden beri devam eden eski bir gelenek olan salma yarışlarında kullanılan güvercinler, genellikle bu ırkımızdır. Salma yarışları, farklı kuşçuların, kuşlarını belirlenen uzak bir noktadan aynı anda bırakmaları ile başlar. Kimin kuşu yuvasına daha önce dönerse o kuşçu yarışı kazanmış sayılır. Kuşların bırakıldıkları uzaklıklar, 50–100 km arasında değişmektedir.

EVLİYA ÇELEBİ VE BAĞDAT GÜVERCİNLERİ

Evliya Çelebi Bursa’dan bırakılan Bağdat güvercinlerinin, İstanbul’a hemen ulaşabildiklerini söylemektedir. Bu güvercinler hakkındaki en eski bilgileri 1650’li yıllarda Bağdat’ı ziyaret eden Evliya Çelebi’den almaktayız. Evliya Çelebi, bu güvercinlerden övgü ile uzun uzun bahsettikten sonra, Bağdat’ta bu güvercinlerin kökenini araştırarak bizlere çok değerli bilgiler aktarmaktadır. Bu bilgilere göre, Bağdat güvercinlerinin geçmişi oldukça eskilere kadar gitmektedir. Bağdat’ta bulunan “kuşlar kalesi” denilen kalenin içinde yer alan eski kilisedeki papazların, bu kuşları haberleşme amacı ile kullandıklarını, bu geleneğin onlardan sonra Bağdatlı tüccarlar tarafından devam ettirildiğini ve geliştirildiğini belirtmektedir. Bu kuşların o dönemde Mısır, Dimyat, İskenderiye, Cezayir, Tunus, Fas, Merakeş, Yembu, Cidde, Mekke ve Yemen’de beslendiğini gene Evliya Çelebi’den öğrenmekteyiz. Bu güvercinler o dönemde, Şam’a, Mısır’a, Halep’e, Hind ve Sind’e götürülüp sırtlarına kağıtlar bağlanıp bırakılıyorlar ve buralardan Bağdat’a geri geliyorlardı.

FİZİKİ ÖZELLİKLERİ

Bağdat güvercinleri, normal güvercinlere göre daha iri bir ırktır. Vücut ağırlıkları 500-600 gramdan aşağı olmaz. Bir kilo gelenleri de bulunmaktadır. Gaga uzun ve kalındır. Burun delikleri belirgindir. Burunun üzeri etli olur. Burun üzeri eti büyük olanlar daha tercih edilirler. Ayaklar paçasız olup büyük ve kırmızı renklidir. Ayak parmakları dikkati çekecek kadar uzundur. Göz rengi, turuncu veya kırmızı olup gözler büyüktür. Kırmızı göz rengi bu güvercinlerde makbuldür. Göz çevresi tüysüz, kırmızı kabarık etli ve belirgindir. Boynu uzun ve aşağı doğru yay çizer vaziyette kartal görünüşlü bir güvercin ırkıdır. Bacaklar uzundur. Kanat ve kuyruk telekleri genellikle kuşun kendi renginde olmaktadır. Ancak bazen beyaz kanat telekli olanlarına da rastlanmaktadır. Günümüzde Anadolu’da eskisi kadar çok değildir. Yetiştiricileri ve sayıları bir hayli azalmıştır. Özellikle doğu ilerimizde ve güneydoğu Anadolu’da daha sık rastlanan bir ırkımızdır.

RENK ÇEŞİTLERİ

Siyah, beyaz, kırmızı, sarı ve mavi başta olmak üzere, bu renklerin beyazla karışımı şeklinde alacalı tipte bir çok renk çeşidi bulunmaktadır. Mavi renk olanlarında kanat üzerinde iki sıra şerit bulunur. Diğer renklerinde şerit bulunmaz. Ayrıca mavinin daha koyu tonlu olanları vardır. İspir ırkı ile yapılan kırmalar sonucu elde edilen güvercinler ise daha açık renkli olmakta ve “İspir Bağdadi” adıyla anılmaktadırlar. Bu güvercinlerde vücut üzeri ispirlerde olduğu gibi hafif kanat işlemeli bir görüntüye sahiptir.

Logged

tekkesim

Savletli
*

Karma 30
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 697
Üye ID: 21
Nerden:

Aktiflik
Seviye
Deneyim

Gönderdigi Mesajlari Gör
« Yanıtla #13 : 01 Nisan 2007, 12:16:38 »



Bugün ülkemizde “Baştankara” ya da “Rahibe” ve “Merve” adı ile bilinen güvercinler, dünyada “Nun” adı ile tanınmaktadırlar. “Nun” kelimesi İngilizce rahibe anlamına gelmektedir. Yurt dışında bu güvercinlerin bu şekilde adlandırılmalarının temelinde, bu güvercinlerdeki renk yapılanmasının rahibelerin giysisini andırması yatmaktadır. Dünyada “German Nun”, “English Nun”, “Spanish Nun” gibi adlarla bilinen bazı çeşitleri bulunmaktadır. Dünyanın çeşitli ülkelerinde yetiştirilen bir ırktır. Amerika’dan Avusturalya’ya kadar geniş bir dağılım göstermektedirler. Polonya’da oldukça yaygındırlar. Baştakara güvercinleri Güneydoğu Anadolu bölgemizde de yaygın olarak yetiştirilen bir ırktır. Özellikle Şanlıurfa ve Diyarbakır illerimizde bulunmaktadır. Ancak hangi ilimizden köken aldığı konusunda elimizde kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Bu bölgemizin dışında ülke genelinde de çok yaygın olmamakla birlikte yetiştirilen bir ırktır.

FİZİKİ YAPISI

Orta büyüklükte ve hatta biraz irice bir güvercin olan baştankaralarda kafa düzgün yuvarlak ve takkalıdır. Takka kulaktan kulağa geniş ve heybetli bir görünümdedir. Gaga orta büyüklükten biraz kısa gibi ve normal kalınlıktadır. Kuşun rengine bağlı olarak gaga rengi siyah ya da açık (kemik) rengi olabilmektedir. Gözler tam yuvarlaktır. Göz çevresi halkası belirgin değildir. Göz rengi inci göz tabir edilen şekilde açık ve parlaktır. Ayaklar normal uzunlukta, koyu kırmızı renkte ve paçasızdır. Göğsü geniş ve dik duruşlu bir güvercindir. Fazla uçucu bir yapısı yoktur, daha çok form için yetiştirilmektedir. Kısa süreli uçuşlar yapmaktadır. Uçarken havadaki görünüşü oldukça güzeldir. Kuyruğunu kanatları üzerinde taşıyan bu ırkta kuyruk telek sayısı 12 tanedir. Baştankaralarda kuyruk üstü yağ bezesi bulunur. Kanatlardaki renkli telek sayısının 7 ye 7 olması ya da eşit olacak şekilde daha fazla olması aranılan bir özelliktir.

RENK YAPILANMASI VE RENK ÇEŞİTLERİ

Baştankaralarda renk yapılanması dikkat çekicidir. Vücut genel olarak beyazdır. Ancak kanat ve kuyruk telekleri renkli olur. Bu renk kuşun kafasında da ilginç bir biçimde dağılım gösterir. Bu renk kafayı tamamen içine alacak şekilde, takkaya kadar devam eder. Takkanın üst noktasında kesilir. Aynı renk boyuna doğru da sarkma yapar ve göğüsün ortasında düzgün bir yuvarlak biçimde son bulur. Kuş adeta renkli bir çocuk önlüğü takmış gibi görünür. Renk çeşidi olarak siyah, kahverengi, sarı, kırmızı, mavi, gümüş gibi renklerinin yanı sıra, bu renklerden bazılarının açık ya da koyu tonları da bulunmaktadır.

Logged

tekkesim

Savletli
*

Karma 30
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 697
Üye ID: 21
Nerden:

Aktiflik
Seviye
Deneyim

Gönderdigi Mesajlari Gör
« Yanıtla #14 : 01 Nisan 2007, 12:17:55 »



Adını Doğu Karadeniz bölgemizdeki Bayburt ilimizden alan, Bayburt ırkı güvercinlerimiz dünyada İngilizce olarak “Turkish whisperer” adı ile tanınmaktadır. Türk fısıldayıcısı ya da ötücüsü adı ile çevirebileceğimiz bu tanımlamadan anladığımız kadarı ile dünyada bu güvercinlerin ötücü yanı ön planda ele alınmaktadır. Ülkemizde de ötücü ırklarımız içersinde değerlendirilmektedirler. Bayburt ırkımız, Bayburt ili ve çevresinde yerel olarak “Çift Gugul” adı ile de bilinmektedir. Dünyada Belçika’da yetiştirilen “Belgian Ringbeater” adlı ile bilinen ırk, Bayburtların büyük olasılıkla çemberci ırklarla (Trabzon) kırılması sonucu geliştirilmiştir. Bu nedenle iki ırk birbirine çok benzemektedir. Belki de bu nedenle ve Trabzon ile yakın bölge kuşları olması sebebi ile, Bayburt ırkımız çemberci bir ırk gibi değerlendirilme eğiliminde olmuştur. Oysa Bayburt ırkımızda çember hareketi yoktur. Çember hareketi ülkemizde ve hatta dünya üzerinde sadece Trabzon ırkımıza özgü bir davranış biçimidir. Bayburt ırkımız tamamen yerel bir ırktır ve ülke genelinde fazla bilinen ve yetiştirilen bir ırkımız değildir. Bu nedenle hakkında az bilgiye sahip olduğumuz bu ırkı kısaca ve bildiğim oranda anlatmaya çalışacağım. Yetiştiricilerinden daha sağlıklı bilgiler geldiğinde bu ırkımızı daha iyi tanıyacağımız inancındayım.

ÖTÜŞ ŞEKİLLERİ

Bayburt ırkının karakteristik özelliklerinden biri ötücü olmasıdır. Özellikle erkek kuşlar dişilerine kur yaparken ötüşlerini sergilerler. Bayburt yetiştirilen kümeslerde genellikle yerde uzunca bir sırık bulunur. Kuş ciğerlerine derin bir hava çekip olduğundan daha büyük görünerek bu sırığın boyunca baştan sona öterek yürür. Bu ötüş şekli yörede “sırık çekme” olarak adlandırılır. Sırık çekme şeklinde ötüş sergileyen kuşlar sağlıklı ve değer verilen güvercinlerdir. Bayburt güvercinin iyisi ötüşten sonra Denizli horozlarında olduğu gibi baygınlık geçirir.

FİZİKİ ÖZELLİKLERİ

Çift gugul denmesinin nedeni bu güvercinlerin takka ve perçemli olmalarından kaynaklanmaktadır. Nadiren sadece arka tepeli (takkalı) olanlarına rastlanmaktadır. Ancak fazla tercih edilmezler. Bu güvercinlerde takka büyük ve kepçe gibi kulaktan kulağa uzanmalıdır. Belçika’da görülen akrabalarında sadece takka vardır. Vücutları orta büyüklükte ve hatta biraz iricedir. Yuvarlak bir baş üzerinde normal büyüklükte gözler ve gaga yer alır. Gaga normal boydadır, ancak normalden biraz ince görünümde olup zarif bir yapısı vardır. Kuşun rengine göre koyu ya da açık renk olabilmektedir. Gözler normal boydadır ve göz çevresi halkası belirgin değildir. Göz renkleri kuşun rengine göre değişmektedir. Genellikle koyu renk gözlere, (kırmızı ve portakal rengi) rastlanmaktadır. Nadiren açık renk gözlü olanları bulunur. Ayaklar paçasız olup açık kırmızı renktedirler. Kanatlarını kuyruk üzerinde taşıyan bir ırkımızdır.

UÇUŞ ŞEKİLLERİ

Bayburt ırkımız ötücü olmasının yanı sıra uçucu özellikleri de bulunan bir güvercindir. Uzun uçtuğu söylenmektedir. Uçarken takla da atar, ancak taklası havada yuvarlanma gibidir. Genellikle tek takla atar. Bazen iki takla üst üste attığı gözlenirse de bu taklalar hiçbir zaman taklacı güvercinlerdeki gibi değildir. Bayburt güvercinleri bir de “Bel kırma” adı verilen kuyruğa basıp aşağı doğru düşme hareketi yaparlar. Kanat sesleri oldukça fazladır. Ürkek yaradılışlı bir güvercindir. Ele gelme tarzı yoktur. Yuvaya girdiğinizde kaçacağım diye tozu dumana katar. Kendini yerden yere vurur.

RENK YAPILANMASI

Bayburt güvercinleri genellikle alacalı renklerde olurlar. Görülen başlıca renkleri, Beyaz, Siyah, Kırmızı, Sarı ve Mavidir. Alacalı olanlarda bu renkler çeşitli şekillerde karışık olarak karşımıza çıkar. Kanat ve kuyruk telekleri beyaz olanları bulunduğu gibi sadece kanat telekleri beyaz olanları, kuyruk telekleri ise kuşun kendi renginde olanları bulunmaktadır. Bunun yanı sıra kanat ve kuyruk telekleri beyaz olmayıp kuşun kendi renginde olanları da vardır. Yaşmaklı denilebilecek tarzda gaga altından boyuna doğru beyaz yamaları bulunanları gözlenmektedir. Alacalıların yanı sıra düz renk olanlarına da rastlanmaktadır. Bayburtların bazılarında dikkat çekici bir renk yapılanması gözlenmektedir. Bu tür olanlarının en belirgin özellikleri kuşun boyun kısmında önden arkaya doğru gittikçe daralan ay şeklinde beyaz bir renk yaması bulunmasıdır. Bu yamaya yörede “yıldız” adı verilmektedir. Bu renk yaması kuşun boynunda asılı bir kolye gibi durmaktadır. Bu yama takkaya kadar düzgün bir şekilde çıkar ve incelerek son bulur. Bu yamanın kafa üzerine uzama yapmaması gerekmektedir. Bu beyaz bölümün haricinde kuşun iki yerinde daha beyazlık bulunur. Bunlardan ilki kuşun kanat telekleridir. Bu güvercinlerin kanat telekleri beyaz olur. İkincisi ise kuşun karın bölgesi ve ayaklarıdır. Gövdenin hemen altından başlamak üzere bu bölümlerde beyazdır. Bunun haricinde Kanat kapakları, kuyruk telekleri ve boyundaki beyaz yama ile karın arasında kalan kısım ise renklidir. Renkli bölümler kuşun rengine göre değişik renklerde olabilirler.

RENK ÇEŞİTLERİ

Süt Beyaz : Düz renk beyaz olanlarına yörede bu isim verilir. Düz beyaz olanları az bulunmakta ve değerli kabul edilmektedirler.
Kara : Siyah olanlarına “Kara” adı verilir.
Mor : Kırmızı olanlarına “Mor” denilmektedir.
Açık Mor : Sarı renk olanlar “Açık mor” olarak bilinirler.
Kumru Tüylü : Mavi renk olanlarına “Kumru tüylü” denilmektedir. Mavi harici bütün renkler şeritsizdir. Mavi renk olanlarda kanat üzerinde iki sıra şerit bulunmaktadır. Mavi renk olanlarda göz portakal rengi ve gaga siyah olmaktadır. Diğer renklerde göz koyu tonlu gaga ise açık renktir.
Alacalı : Bayburt kuşlarının alacalı renkli olanları oldukça yaygındır. Alaca olanlar kendi içlerinde farklı adlandırmalara sahiptirler. Örneğin, Kırmızı renk olup üzeri beyaz pullu olanlarına “Butlu”, Beyaz renk olup üzeri kırmızı pullu olanlarına ise “Kınalı” denilmektedir.

NOT: Bayburt ırkı ile ilgili olarak görüşlerinden yararlandığım ve bu ırka ait çektiği fotoğrafları benimle paylaşan Trabzon’dan değerli yetiştiricimiz Hacı Abi ye teşekkür ederim.

Logged

tekkesim

Savletli
*

Karma 30
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 697
Üye ID: 21
Nerden:

Aktiflik
Seviye
Deneyim

Gönderdigi Mesajlari Gör
« Yanıtla #15 : 01 Nisan 2007, 12:19:26 »



Çorum güvercinleri Anadolu’nun yerli ırklarından biridir. “Çorumlu” ya da daha yaygın adı ile “Çorum çıplağı” olarak bilinirler. Bu güvercinlerin “çıplak” olarak adlandırılmalarının nedeni ayaklarının paçasız olmasından kaynaklanmaktadır. Ülke genelinde fazla yaygın olmadıklarından iyi tanınan ve bilinen bir ırkımız değildir. Daha çok Çorum ilimiz ve bu ile bağlı ilçelerde ve özellikle de Alaca ilçesinde yetiştirildiği bilinmektedir. Çorum dışında Yozgat ilimizde yetiştiricileri bulunmaktadır. Bu bölgelerde değer verilen bir güvercin çeşididir. Bu güvercinler taklacı güvercinlerimizin bir kırması olarak ortaya çıkmışlardır. Ülkemizde çok yaygın olan Mardin tipi taklacılarla, muhtemelen makaracı ırkların kırılması sonucu üretilmiş olan bu ırk, melez bir ırk olduğu için ülke genelinde fazla kabul görmemiştir. Oysa eski ve kendine özgü özellikleri bulunan bu ırkımızın doğru bir tanıtımla hak ettiği değeri bulacağı kesindir. Çorum çıplakları ilgi azlığından gün geçtikçe azalan ve bazı renk tipleri neredeyse tükenme noktasına gelmiş bir ırkımızdır. Bu durum yetiştiriciliğimiz açısından ve yerli ırklarımızı korunabilmesi açısından kaygı verici bir durumdur. Çorum ırkı güvercinlerin köken olarak ne kadar eskiye gittiği konusunda elimizde net bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak bu ırkımızın Hititler döneminden bu yana Anadolu’nun önemli şehirlerinden biri olan Çorum ilimizden kaynaklandığı konusunda bir kuşku yoktur. Çorum ırkının eski yetiştiricilerinden alınan bilgilere göre bu ırkın Osmanlı devleti döneminde de Çorum’da yetiştirildiği bilinmektedir. Yetiştirildikleri yuvalarına çabuk adapte olmasıyla tanınan bu güvercinler, yetiştirildiği evi kolay unutmama eğilimindedirler. Bu nedenle 4-5 yıl aradan sonra bile ilk evine dönen kuşlar olduğu bilinmektedir. Özellikle sağlam damarlı kuşlarda bu özellik daha da belirgindir. Çorum ili içinde eke kuşları alıştırmak bu nedenle biraz sorun olmaktadır. Hastalıklara karşı dayanıklı bir ırkımızdır. Yavru verimlilikleri oldukça iyidir. İyi bir yavru bakıcısıdırlar. Diğer ırklara göre daha az yem tüketiyor olmaları ise ekonomik bir özellikleridir.

FİZİKİ ÖZELLİKLERİ

Çorum çıplaklarının en belirgin fiziki özellikleri ayaklarında paça bulunmamasıdır. Bu güvercinlerin ayaklarında dirsekten aşağıda tüy bulunmamalıdır. Dirsekten aşağısı tüylü olan güvercinler değer kaybına uğrarlar. Bu tür kuşlar paçalı ırklarla ve özellikle de Mardin tipi taklacılarla yapılan kırılmalar sonucu ortaya çıkarlar.

Çorum çıplaklarında beyaz renk olanlar haricinde dikkati çeken ikinci özellik ise, kanat teleklerinin beyaz, kuyruk teleklerinin ise kuşun kendi renginde olmasıdır. Kanat teleklerindeki beyazlık baştan itibaren 7-10 telek arasında değişir. Her iki taraftan eşit sayıda teleğin beyaz olması bir tercih nedenidir. Karın altı bölgesi ise kesme şekilde beyazdır.

Çorum çıplaklarının ayakları biraz ince yapılı olur. Ayakların çıplak kısımları kırmızı renklidir. Orta boy kuşlardır. Taklacı güvercinlere göre biraz daha minyon bir yapıları vardır. Kafaları yuvarlak biçimli olur. Gaga orta uzunlukta ve biraz ince yapılıdır. Gaga rengi, koyu renk kuşlarda siyah olurken beyaz renk olanlarda kemik rengi olur. Göz çevresi halkası biraz belirgin ve beyaz renklidir.

Çorum çıplaklarında eski dönemlerde tepelilik özelliğinin bulunmadığı bilinmektedir. Son yıllarda bazı renklerin arka tepeli (takkalı) tipleri geliştirilmiştir. Arka tepeli tipleri çok yaygın değildir. Çift tepeli ya da sadece ön tepeli (perçemli) tipleri olmaz. Kanat sesleri yok denebilecek kadar azdır. Eğer bir Çorum çıplağında kanat sesi varsa bu Mardin tipi taklacılarla bir kırılma belirtisidir. Hareketli ve enerjik yapıda kuşlardır.

PERFORMANS ÖZELLİKLERİ

Bu güvercinler uçuş özellikleri için yetiştirilen performans kuşlarıdır. Uçarken takla atarlar ve oyun yaparlar. Çorum çıplakları arasında damcı ya da havacı şekilde olanları bulunur. İçlerinden çok iyi oyunlu ve uzun uçan kuşlar çıkabilmektedir. Oyunsuz olanları tercih edilmez ve değersiz olarak görülürler. Uçuş özellikleri bakımından Mardin tipi taklacılara benzerler. Konya civarında Çorum güvercinlerine bu nedenle, “Çorumlu Mardin” denilmektedir. Yüksek uçarlar, özellikle ilk uçurulduklarında iyice yükselirler bazıları havada oyun yapar. Oyun sırasında 5-8 adet takla atarlar. Bazıları ise ilk yükselişten sonra bir süre yüksekte uçar ve yorulunca alçalmaya başlarlar. Alçalmasıyla birlikte yuvasının üzerinde oyun gösterirler. Kanatlarına oldukça hakim bir ırk olduğundan Mardin tipi taklacılar gibi iniş sorunları yaşamazlar. Kuş uçurmak için uygun yeri olmayanlar, balkonda güvercin yetiştirmek durumunda olanlar için gayet uygun bir ırktırlar.

RENK ÇEŞİTLERİ

Çorum çıplakları bilinenin aksine fazla renk çeşitliliğine sahip değildirler. Çorum çıplaklarında görülen renk tipleri 4 tanedir. Bunlar sütbeyaz, gökala, siyahala ve çillidir. Bunların haricinde renk tipi bulunmaz. Çorum dışındaki illerimizde ve özellikle de Ankara’da her görülen paçasız güvercininin Çorum çıplağı olarak nitelenmesi gibi bir eğilim vardır. Bu doğru değildir.

1) Sütbeyaz : Kuşun bütün vücut tüyleri beyazdır. Göz renkleri alacalıdır. Bu renk güneşte daha belirgin olarak fark edilir. Diğer renk çeşitlerine göre daha çok rastlanan bu güvercinlerin değeri biraz daha düşüktür. Süt beyazlarda diğer renk çeşitleri gibi fazla bir özellik aranmamakla birlikte fazla iri yapılı olmamasına ve göz kenarlarının beyaz kısmının belirgin olmasına dikkat edilir. Sütbeyazların “düz kafa” (takka ve perçemi bulunmayan) ve “sütbeyaz arka tepe” (takkalı) olmak üzere iki çeşidi bulunmaktadır. Arka tepeli olan bu renk çeşidine bölgede “sütbeyaz kekili” adı verilmektedir. Bu iki çeşidin haricinde sütbeyaz bulunmaz. Yani takka perçem olanı ya da sadece perçem olanları yoktur.

2) Gökala: Yöresel olarak “govala” ya da “morgovala” adı ile bilinirler. Çorum çıplakları içinde yetiştiricilerin aradığı ayrıntılar açısından en fazla özelliğe sahip olan renk çeşitlerinden biridir. Bu nedenle yetiştirmesi zor ve zahmetlidir. Ancak bir o kadar da değerlidirler. Koyu mavi renkli bu güvercinlerin göz renkleri sarı ya da kırmızı olur. Bu güvercinlerde göz çevresi halkası beyaz ve biraz belirgin, gaga uzun ve çene küçük olmalıdır. Gökalaların ayaklarının dirsekten aşağı kısmı tüysüz olmak durumundadır. Ayaklar kırmızı ve ince yapılıdır. Dirsekten aşağısında tüy bulunan güvercinlere Çorum’da “inik” adı verilir. İnik tabir edilen kuşların paçalı olan Mardin tipi taklacılarla kırılmalar sonucu gelişmiş olduğu bilinmektedir. Mardin tipi taklacılarla yapılan eşlemeler ile bu ırka daha fazla takla atma özelliği kazandırılmaya çalışılmaktadır. Ancak bu tür eşlemeler ırkın orijinal özelliklerinde bozulmalara neden olduğundan Çorumlu yetiştiriciler tarafından uygun karşılanmamaktadır. Kanat telekleri beyazdır. Kuyruk kuşun kendi rengindendir. Kanat teleklerinin her iki tarafta eşit sayıda beyaz olması önem verilen bir ayrıntıdır. Kanat teleklerindeki beyaz telekler 7’den az ise gökalalığı az olarak nitelendirilir, 11’den fazla ise kuşun beyazlık damarı fazladır ve kanat dirseklerinde de beyazlıklar verir. Beyazlığı fazla olan gökalalara bölgede “alaşar” denilmektedir. Bazı gökalalarda ise çene altında şerit biçiminde beyazlıklar bulunur. Bu tür kuşlar “gümüş gerdanlı” olarak adlandırılırlar. Gökalaların boyun bölümleri koyu mavi-mor bir tonda olur. Mor tonun bittiği yerde karına doğru normal gri ton başlar, gri tonun bitiminde ise karın altı beyaz olmak durumundadır. Buna “kesme” adı verilir. Karın altının kesme olması gökalaların önemli ve aranılan bir özelliğidir. Kanat üzerlerinde iki sıra şeridi olan bu kuşlarda şeritlerin renginin kestane renginde olması dikkat çekici bir özelliktir. Çorum’da güvercinin kanatları üzerinde bulunan şeritlere “elif” adı verilir. Kuşun eliflerinin kestane rengi olması bu güvercinin orijinal gökala olduğu anlamına gelir. Elifleri siyah olan gökalalara da rastlanmaktadır. Bu tür kuşlar gökalaların beyaz ile eşleştirilmeleri sonucu elde edilmektedirler. Gökalaların arka tepeli olan çeşitleri de bulunmaktadır. Bunlar Çorum’da “kekili govala” alarak adlandırılırlar.

3) Siyahala: Çorum’da “siyah govala” adı ile bilinen bu güvercinlerde hakim olan renk siyahtır. Siyahalaların kanatları üzerinde şerit (elif) bulunmaz. Kanat telekleri gene iki taraftan beyaz olur. Aynı gökaladaki gibi karın altıda kesme şekilde beyazdır. Bu beyazlıklar haricinde kuşun herhangi bir yerinde beyazlık bulunmaması gerekmektedir. Çorum çıplaklarının siyahala renk çeşidi neredeyse kaybolmak üzeredir. Çorumda bu renk kuşlara sahip olanların sayısı yok denecek kadar azalmıştır.

4) Çilli: Alacalı bir renge sahip olan bu güvercinler genel olarak siyahala ile sütbeyazın ya da gökala ile sütbeyazın eşleştirilmeleri sonucu ortaya çıkmaktadırlar. Kafa ve sırt bölgesi ile vücudunun değişik yerlerinde siyahlıklar ya da grilikler bulunan bu güvercinlerin kuyrukları siyah olmaktadır. Bu güvercinlerin nadir olarak sadece takma kuyruk olanları da oluyor. Vücutları beyaz kuyrukları siyah olan bu çeşitleri “karakuyruk” ya da “karakuyruk çilli” gibi adlarla tanımlanıyor. Çilli renk tipinin “düz kafa” (takka ve perçemsiz) olanları ile sadece “çilli arka tepe” denilen çeşitleri olabiliyor.

Not: Bu araştırma Çorum’dan değerli yetiştiricimiz Mustafa Taşkın’ın katkılarıyla hazırlanmıştır. Kendisine verdiği bilgiler ve gönderdiği fotoğraflar için teşekkür ederim

Logged

tekkesim

Savletli
*

Karma 30
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 697
Üye ID: 21
Nerden:

Aktiflik
Seviye
Deneyim

Gönderdigi Mesajlari Gör
« Yanıtla #16 : 01 Nisan 2007, 12:20:41 »





Orijini Orta Asya Türklerine kadar giden çok eski ırklarımızdan biridir. Demkeş ırkı güvercinler, ötücü ırklarımızdan olup, Anadolu’daki geçmişleri günümüzden 1000 yıl kadar eskiye dayanmaktadır. Dünyada bu güvercinler genel olarak İngilizce’de borazancı anlamına gelen “Trumpeter” adı ile tanınmaktadırlar. Dünya üzerinde trumpeter ırklarının bir çok çeşidi bulunmaktadır. Demkeşler, dünyada bugün en çok “Bokhara Trumpeter” adı ile bilinen ırka yakındırlar. Bokhara trumpeter ırkının köken ırklarından biri olan demkeşler, bu ırka çok benzemekle birlikte arada bazı ayrım noktaları bulunmaktadır. Ülkemizde ötücü güvercin ırklarından ankut, demkeş, kumru ve Bayburt olmak üzere dört ayrı ırk yetiştirilmektedir. Ankut ve demkeş Türkmenistan kökenli, birbirine çok yakın akraba olan ırklardır. Gerçektende ankut ve demkeşler birbirine oldukça benzemektedir. Aralarında üç konuda farklılık bulunmaktadır. Bunlardan ilki, ankutlarda kızıl kahve olarak adlandırabileceğimiz rengin dışında renk çeşidi bulunmaz. Demkeşlerde ise renk çeşitliliği çok fazladır. İkinci, demkeşler ankutlara oranla biraz daha iri vücutlu olurlar. Üçüncü farklılık ise ötüş şekillerindedir. Kumrular ise, Arabistan kökenli olup ülkemizde geliştirilmişlerdir. Bayburt ırkımız ise ülkemize özgü yerel ırklarımızdan biridir. Bu ırklardan ankut ve demkeşlerin ortak özellikleri “dem çekme” adı verilen ötüş şekilleridir. Dem çekme tabiri tasavvuf müziğinde ve genel olarak Türk müziğinde doğaçlama olarak yapılan sunum sırasında sazlardan birinin soliste sürekli ya da aralıklı olarak eşlik etmesi anlamına gelir. Bu daha çok solistin detone olmaması amacı ile yapılır. Bu güvercinlerin ötüş şekli dem çekmeye benzetildiği için bu adla anılmaktadırlar. Demkeş, dem çeken anlamına gelmektedir. Demkeşlerin bugün ülkemizde çok yaygın oldukları söyleyemeyiz. Yetiştiricileri eskiden olduğu gibi fazla değildir ve sayıları hızla azalmaktadır.

TARİHİ GELİŞİM

Demkeş, eski kaynakların neredeyse tümünde adı geçen bir güvercin ırkıdır. Buradan, eski dönemlerde çok yaygın olarak yetiştirildikleri sonucunu çıkartabiliriz. Anlatım şeklinden o dönemlerde oldukça değer verilen bir ırk olduğu anlaşılmaktadır. Evliya Çelebi, İstanbul ile ilgili anlatılarında 1638 yıllarında burada demkeş ırkının yetiştirildiğini belirtmektedir. Bu yazılana dayanarak en az 400 yıldır ülkemizde bilinen ve yetiştirilen bir ırk olduğunu söyleyebiliriz. Belgeli olmayan geçmişlerinin ise çok daha gerilere gittiği bilinmektedir. Demkeşler Orta Asya Türkmenistan kökenlidirler ve Türklerin Orta Asya’dan batıya göçleri ile birlikte 1000 li yılların başında Anadolu’ya gelmişlerdir. Aynı göçler sırasında Rusya tarafına yönelen bazı Türk gruplar aracılığı ile, demkeşler ve ankutlar Rusya’da da tanınmaya başlanmıştır. Günümüzde Özbekistan sınırları içersinde bulunan Buhara kentinde eski dönemlerde dini yapılar içinde, burada görevli din adamları tarafından Türkmenistan kökenli ötücü ırk güvercinler yetiştirildiği ve ırka farklı özelliklerin kazandırılmaya çalışıldığı bilinmektedir. Nitekim çeşitli Rus kaynaklarında da Buhara ırkının köken olarak Orta Asya’dan gelme olduğu görüşüne yer verilmektedir. Buhara ırkının geliştirilmesi sırasında, Orta Asya kökenli ötücü ırklardan demkeşlerin mi yoksa ankutların mı ya da her ikisinin de birlikte mi kullanıldığı konusunda bir bilgiye sahip değiliz. Ancak bu çabalar sonucu bugün dünyada “Bokhara trumpeter” adı ile tanılan, ülkemizde ise kısaca “Buhara” ya da “Buhara Demkeş” adı ile bilinen ırkın ortaya çıktığını biliyoruz. Ülkemizdeki “Buhara demkeş” adlandırmasına hem pazardaki satıcılar arasında rastladım, hem de 1932 tarihli bir yayında gördüm. Bu adlandırılış şeklinden bile, Buhara ırkının, demkeşlerin geliştirilmiş bir biçimleri olduğu sonucunu çıkarmak mümkündür. Buhara trumpeter ırkı, 1800 lü yılların ortalarından itibaren muhtemelen Rusya üzerinden Avrupa ülkelerine de ulaşmış ve buralarda da tanınmıştır. Buhara ırkı Avrupa’da 1865’de İngiltere, 1872’de Almanya ve 1883’de Fransa’da geliştirilmeye başlanmıştır. O dönemde Avrupa’da “Russian trumpeter” adı ile bilinen bu ırk sonradan “Bokhara trumpeter” adı ile anılır olmuştur. Bugün Avrupa’da bulunan bir çok trumpeter ırkı, Bokhara trumpeter ırkının geliştirilmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Bu bakımdan bizim demkeşlerimizin Avrupa’daki trumpeter ırklarının, köken ırkı olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz. Bu ırkların başında İngilizlerin “English trumpeter” ve Almanların “Double crested trumpeter” ırklarını sayabiliriz. Bugün Türkiye’de Demkeş adı ile bilinen ırk, dünyada “Bokhara trumpeter” adı ile bilinen ırka çok yakın akrabadır. Aradaki farklar bazı nüans farklarıdır. Bu farklılıkların en dikkat çekici olanı ön tepe ya da gül olarak adlandırılan kakülün demkeşlerde, tam yuvarlak biçimli olmadığı gibi gözleri ve gagayı örtecek kadar uzun olmamasıdır. Oysa Buharalarda kakül tam yuvarlak biçimli ve oldukça uzundur. Öyle ki kuşun gözleri ve gagasını göremezsiniz. Ayrıca takka adını verdiğimiz arka tepede gene Buharalarda daha gösterişlidir. Bunun yanı sıra demkeşlerin karakteristik bir vücut biçimleri ve duruş şekilleri vardır. Buharalarda vücut, demkeşlere göre daha yuvarlak bir biçim almış olup duruş şekilleri değişmiştir. Ayrıca Buharalar Demkeşlere göre biraz daha iri vücutlu olmaktadırlar.

FİZİKİ ÖZELLİKLERİ

Demkeş bir form güvercinidir. Uçuş ve oyun için değil, fiziksel güzellikleri ve ötüş şekilleri için yetiştirilirler. Bu güvercinlerin “dem çekme” adı verilen ötüş şekilleri önemlidir. İyi ve uzun dem çekenleri tercih edilirler. Dem çekme süresi 40–45 dakikadan az olmamalıdır. Demkeşler, uzun ve hararetli ötüşleri ile dikkat çekerler. Uçurulduklarında fazla uçmaz ve hemen konma eğiliminde olurlar. Bu güvercinlerin tümü paçalıdır ve paçalar, kamış paça tabir edilen tarzda uzun ve geriye kıvrık biçimde olur. Paçasızları olmaz. Gene Demkeşlerin tümü çift tepelidirler. Bu güvercinler takka ve perçemli olurlar. Tepesizleri bulunmaz. Ancak soyunun çeşitli güvercinlerle kırılması sonucu günümüzde tepesizlerine de rastlanmaktadır. Ancak bunlar yetiştiricilerimiz arasında fazla değerli olarak görülmezler. Bu güvercinlerde takka, enseyi tamamen kapatacak şekilde ancak Buharalarda olduğu gibi çok heybetli bir görünümde değildir. Perçem ise tam yuvarlak biçimli ya da yarım daire şeklinde olabilmektedir. Ancak uzunluğu gözleri ve gagayı kapatmayacak şekildedir. İnce ve orta boyda ve zarif bir gaga yapıları vardır. Kuşun rengine bağlı olarak gaga, tırnak ve göz renkleri değişebilmektedir. Bu güvercinler normalden daha iri vücutlu ve gramajlı olurlar. Kanatlar kuyruk üzerinde taşınır. Kalın ve kısa bir boyun yapıları vardır. Göğüs öne doğru hafif bombeli, yuvarlak ve geniştir. Ayaklar normalden biraz daha kısadır. Kendine özgü bir form ve duruş biçimi vardır. Yavru verimlilikleri çok iyi değildir. Özellikle çiftleşme dönemlerinde perçem eğer gözlere kadar geliyorsa, gözlerini kapatan kaküllerinin makasla kesilmesi gerekmektedir. Gene aynı şekilde çiftleşmeyi kolaylaştırmak amacı ile, uzun olan paçaların bir kısmının ve anüs etrafındaki tüylerin temizlenmesinde yarar vardır. Bakıcı kuş yardımı ile yavru verimliliği artırılabilir.

RENK ÇEŞİTLERİ

Demkeşlerde renk çeşitliliği oldukça fazladır. Beyaz, Siyah, kırmızı, mavi, sarı ve kızıl kahverengi, gibi düz renklerin yanı sıra bu renklerin beyaz ve siyah üzerinde dağılımı şeklinde karışık renklerde (alacalı) çeşitleri fazladır.

Logged

tekkesim

Savletli
*

Karma 30
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 697
Üye ID: 21
Nerden:

Aktiflik
Seviye
Deneyim

Gönderdigi Mesajlari Gör
« Yanıtla #17 : 01 Nisan 2007, 12:21:57 »



Diyarbakır’ın dört yerel güvercin ırkından biri olan Göğsüak adı verilen güvercin ırkı, kendi içinde Atlas, Narinci, Ciğeri, Gökela, Kürenk ve Zeytuni olmak üzere 6 renk grubuna ayrılmıştır. Halk arasında Göğsüak adlandırması yerine ırkın içindeki renk tiplerine göre adlandırma şekli yaygın olarak kullanılmaktadır. Atlas ve zeytuni paçasızdır, diğerleri ise paçalıdır. Paçasız olanlarda göğüs gülü bulunur, paçalı olanlarda bulunmaz. Hepsi kolyeli ve benklidir (zülüflü). Kolye ile kastedilen kuşun göğüs kısmında düzgün bir “V” biçiminde yer alan beyazlıktır. Benk ya da zülüf ise genellikle “yanak yaması” olarak adlandırılan baş üzerindeki renkli bölümlerdir. Gökela ve kürenk de şerit (çubuk, kalem) vardır, diğerleri şeritsizdir. Hepsinde “kakül” adı verilen takka (üst tepe) bulunur. Takkanın baş tarafında kalan yarısı kafa ile birlikte vücudun kendi renginden, sırt tarafında kalan diğer yarısı ise beyaz olur. Bu ayrım takkanın tam tepe noktasından düzgün şekilde olmalıdır. Kanat telekleri vücudun kendi rengindedir, beyaz olmaz. Kuyruk telekleri ise, Atlas ve zeytunide vücudun kendi renginden, diğerlerinde ise beyaz olmalıdır. Kuyruk telek sayıları 12 adettir. Bu güvercinlerin hepsinde gaga ve tırnak beyaz renk olur. Göğsüak ırkı içindeki renk tiplerini aşağıda tek tek ele almak istiyoruz.

ATLAS Atlaslar siyah renklidir. Siyah renk bu kuşlarda zifiri olarak adlandırılan şekilde çok koyu ve parlak tonda olmalıdır. Atlaslarda paça bulunmaz. Ayakların dirsekten aşağısı tüysüzdür. Ancak Göğüslerinde gül adı verilen, bazı yörelerde ise kravat denilen bir fırfır (püskül) bulunmaktadır. Göğüs gülü boğazın hemen altından başlayarak göğse doğru düzgün bir şekilde uzanmalıdır. Göğüs gülü olması gereken uzunlukta ve yoğunlukta bulunmalıdır. Aksi bir durum güvercinin değer yitirmesine neden olur. Kanatlarda elif ya da saz adı verilen kırkanatlık durumu bulunmamalı, kuyruk ise siyah renk olmalıdır. Gaga ve tırnaklar ise beyaz olmalıdır. Siyah gaga kuşun % 10 değer yitirmesine neden olur. Atlaslarda, kuşun boyun ve göğüs kısmı düzgün bir kolye gibi beyaz olmalıdır. Bu güvercinlerde her iki yanakta kuşun kendi rengi ile aynı olmak üzere “benk” olarak adlandırılan zülüfler bulunur. Bu durum, kısaca kuşun başında ve vücudunda bulunan rengin, gerdana ve göğüsteki beyazlığın üzerine doğru uzaması halidir. Ancak bu zülüfler, beyazlık üzerinde kalmalı ve kuşun gövde rengine kadar ulaşıp birleşmemelidir. Bu güvercinlerin başlarında “kakül” adı verilen bir takka bulunur. Takka, düzgün şekilde kulaktan kulağa uzanacak biçimde olursa tercih nedenidir.

NARİNCİ

Narinciler sarı renklidir. Sarı renk bu güvercinlerde olabildiğince koyu tonda olmalıdır. Açık sarı tona sahip olanlar, tercih edilmemelidirler. Narinciler paçalıdırlar. Paça düzgün bir şekilde ayak parmaklarını örtecek uzunlukta olmalı, daha az ya da fazla olmamalıdır. Paça rengi vücut rengi ile aynı olmalı, farklı bir tonda ya da beyaz olmamalıdır. Bu güvercinlerin göğsünde gül bulunmaz. Ancak başlarında “kakül” adı verilen bir takka bulunur. Takka, düzgün şekilde kulaktan kulağa uzanacak biçimde olursa tercih nedenidir. Narincilerde, kuşun boyun ve göğüs kısmı düzgün bir kolye gibi beyaz olmalıdır. Bu güvercinlerde her iki yanakta kuşun kendi rengi ile aynı olmak üzere “benk” olarak adlandırılan zülüfler bulunur. Bu durum, kısaca kuşun başında ve vücudunda bulunan rengin, gerdana ve göğüsteki beyazlığın üzerine doğru uzaması halidir. Ancak bu zülüfler, beyazlık üzerinde kalmalı ve kuşun gövde rengine kadar ulaşıp birleşmemelidir. Bu şekilde olan zülüfler kuşun değerini düşürmektedir. Gaga ve tırnak beyaz renkte olmalıdır. Kanatlarda elif ya da saz adı verilen kırkanatlık durumu bulunmamalı, kuyruk ise akkuyruk olmalıdır.

CİĞERİ

Ciğeriler kırmızı renklidir. Bu kuşlar koyu kiremit ya da kızıla yakın bir renktedirler. Kırmızı renk bu güvercinlerde olabildiğince koyu tonda olmalıdır. Açık tona sahip olanlar, tercih edilmemelidirler. Ciğeriler paçalıdırlar. Paça düzgün bir şekilde ayak parmaklarını örtecek uzunlukta olmalı, daha az ya da fazla olmamalıdır. Paça rengi vücut rengi ile aynı olmalı, farklı bir tonda ya da beyaz olmamalıdır. Bu güvercinlerin göğsünde gül bulunmaz. Ancak başlarında “kakül” adı verilen bir takka bulunur. Takka, düzgün şekilde kulaktan kulağa uzanacak biçimde olursa tercih nedenidir. Ciğerilerde, kuşun boyun ve göğüs kısmı düzgün bir kolye gibi beyaz olmalıdır. Bu güvercinlerde her iki yanakta kuşun kendi rengi ile aynı olmak üzere “benk” olarak adlandırılan zülüfler bulunur. Bu durum, kısaca kuşun başında ve vücudunda bulunan rengin, gerdana ve göğüsteki beyazlığın üzerine doğru uzaması halidir. Ancak bu zülüfler, beyazlık üzerinde kalmalı ve kuşun gövde rengine kadar ulaşıp birleşmemelidir. Bu şekilde olan zülüfler kuşun değerini düşürmektedir. Gaga ve tırnak beyaz renkte olmalıdır. Kanatlarda elif ya da saz adı verilen kırkanatlık durumu bulunmamalı, kuyruk akkuyruk olmalıdır. Bu güvercinlerin başlarında “kakül” adı verilen bir takka bulunur. Takka, düzgün şekilde kulaktan kulağa uzanacak biçimde olursa tercih nedenidir.

GÖKELA (GÖKALA)

Gökela gök rengi olarak da adlandırılan mavi renktedir. Gök rengi bu güvercinlerde olabildiğince koyu tonda olmalıdır. Açık tona sahip olanlar, tercih edilmemelidirler. Gökelalar paçalıdırlar. Paça düzgün bir şekilde ayak parmaklarını örtecek uzunlukta olmalı, daha az ya da fazla olmamalıdır. Paça rengi vücut rengi ile aynı olmalı, farklı bir tonda ya da beyaz olmamalıdır. Bu güvercinlerin göğsünde gül bulunmaz. Ancak başlarında “kakül” adı verilen bir takka bulunur. Takka, düzgün şekilde kulaktan kulağa uzanacak biçimde olursa tercih nedenidir. Gökelalarda, kuşun boyun ve göğüs kısmı düzgün bir kolye gibi beyaz olmalıdır. Bu güvercinlerde her iki yanakta kuşun kendi rengi ile aynı olmak üzere “benk” olarak adlandırılan zülüfler bulunur. Bu durum, kısaca kuşun başında ve vücudunda bulunan rengin, gerdana ve göğüsteki beyazlığın üzerine doğru uzaması halidir. Ancak bu zülüfler, beyazlık üzerinde kalmalı ve kuşun gövde rengine kadar ulaşıp birleşmemelidir. Bu şekilde olan zülüfler kuşun değerini düşürmektedir. Gaga ve tırnak beyaz renkte olmalıdır. Siyah gaga kuşun değerini %10 kadar düşürür. Kanatlarda elif ya da saz adı verilen kırkanatlık durumu bulunmamalıdır. Kuyruk akkuyruk olmalıdır. Gökelaların en dikkat çekici özellikleri kanatlarının üzerinde kalem adını verdiğimiz şeritlerin bulunmasıdır. Bu şeritler Diyarbakır yöresinde “Şeftali” adı verilmektedir. Bu şeritler çok koyu tonda olmalıdırlar. Şeritleri açık olan ya da bulunmayan güvercinlere Diyarbakır yöresinde “habeş” denir ve soylu olarak görülmezler.

KÜRENK

Kürenk adı verilen güvercinler açık bir renge sahiptirler. Bu rengi kül rengi olarak ta tanımlayabiliriz. Diğer göğsüak renkleri arasında daha değerli olarak kabul edilirler. Taklacı güvercinlerdeki boz (sabuni) gibi bir renkleri vardır. Kül rengi bu güvercinlerde olabildiğince koyu tonda olmalıdır. Açık tona sahip olanlar, tercih edilmemelidirler. Kürenkler paçalıdırlar. Paça düzgün bir şekilde ayak parmaklarını örtecek uzunlukta olmalı, daha az ya da fazla olmamalıdır. Paça rengi vücut rengi ile aynı olmalı, farklı bir tonda ya da beyaz olmamalıdır. Bu güvercinlerin göğsünde gül bulunmaz. Ancak başlarında “kakül” adı verilen bir takka bulunur. Takka, düzgün şekilde kulaktan kulağa uzanacak biçimde olursa tercih nedenidir. Kürenklerde, kuşun boyun ve göğüs kısmı düzgün bir kolye gibi beyaz olmalıdır. Bu güvercinlerde her iki yanakta kuşun kendi rengi ile aynı olmak üzere “benk” olarak adlandırılan zülüfler bulunur. Bu durum, kısaca kuşun başında ve vücudunda bulunan rengin, gerdana ve göğüsteki beyazlığın üzerine doğru uzaması halidir. Ancak bu zülüfler, beyazlık üzerinde kalmalı ve kuşun gövde rengine kadar ulaşıp birleşmemelidir. Bu şekilde olan zülüfler kuşun değerini düşürmektedir. Gaga ve tırnak beyaz renkte olmalıdır. Siyah gaga kuşun değerini %10 kadar düşürür. . Kanatlarda elif ya da saz adı verilen kırkanatlık durumu bulunmamalıdır. Kuyruk ise akkuyruk olmalıdır. Kürenklerin en dikkat çekici özellikleri kanatlarının üzerinde kalem adını verdiğimiz şeritlerin bulunmasıdır. Bu şeritler Diyarbakır yöresinde “Şeftali” adı verilmektedir. Bu şeritler çok koyu tonda olmalıdırlar. Şeritleri açık olan ya da bulunmayan güvercinlere Diyarbakır yöresinde “habeş” denir ve soylu olarak görünmezler.

ZEYTUNİ

Zeytuniler, zeytin rengi olarak tarif edebileceğimiz şekilde zeytuni renkte olurlar. Bu rengi tanımlamak için çikolata ya da yanardöner diyebiliriz. Zeytuni renk bu kuşlarda çok koyu ve parlak tonda olmalıdır. Zeytunilerde paça bulunmaz. Ayakların dirsekten aşağısı tüysüzdür. Ancak Göğüslerinde gül adı verilen, bazı yörelerde ise kravat denilen bir fırfır (püskül) bulunmaktadır. Göğüs gülü boğazın hemen altından başlayarak göğse doğru düzgün bir şekilde uzanmalıdır. Göğüs gülü olması gereken uzunlukta ve yoğunlukta bulunmalıdır. Aksi bir durum güvercinin değer yitirmesine neden olur. Kanatlarda elif ya da saz adı verilen kırkanatlık durumu bulunmamalı, kuyruk ise zeytuni renkte olmalıdır. Akkuruk olmamalıdır. Gaga ve tırnaklar ise beyaz olmalıdır. Siyah gaga kuşun % 10 değer yitirmesine neden olur. Zeytunilerde, kuşun boyun ve göğüs kısmı düzgün bir kolye gibi beyaz olmalıdır. Bu güvercinlerde her iki yanakta kuşun kendi rengi ile aynı olmak üzere “benk” olarak adlandırılan zülüfler bulunur. Bu durum, kısaca kuşun başında ve vücudunda bulunan rengin, gerdana ve göğüsteki beyazlığın üzerine doğru uzaması halidir. Ancak bu zülüfler, beyazlık üzerinde kalmalı ve kuşun gövde rengine kadar ulaşıp birleşmemelidir. Bu güvercinlerin başlarında “kakül” adı verilen bir takka bulunur. Takka, düzgün şekilde kulaktan kulağa uzanacak biçimde olursa tercih nedenidir.

Logged

tekkesim

Savletli
*

Karma 30
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 697
Üye ID: 21
Nerden:

Aktiflik
Seviye
Deneyim

Gönderdigi Mesajlari Gör
« Yanıtla #18 : 01 Nisan 2007, 12:23:16 »



Ülkemizde “yelpaze kuyruk” dünyada ise “fantail” olarak adlandırılan güvercin ırkları içerisinde sınıflandırılan Gümüşkuyruklar, kuyruk telek sayılarının fazlalığı ve kuyruklarının duruşu ile dikkati çekerler. Ülkemizdeki yelpaze kuyruk ırlardan biri olan Gümüşkuyruklar, aslen Suriye kökenli güvercinlerdir. Suriye’de “Karakand” ya da “Hindi” adı ile bilinirler. Dünyada ise, “Karakand Fantail” ve “Syrian Fantail” adı ile tanınmaktadırlar. Ülkemizde ise bu güvercinlere Gümüşkuyruk ya da Karakan denilmektedir. Bu adlandırma Gümüşkuyrukların kuyruk teleklerinin tamamen beyaz olmasından kaynaklanmaktadır. Gerçekten de bu güvercinlerde kuyruk teleklerinin tamamı beyazdır. Güvercinin rengi ne olursa olsun kuyruk daima beyaz olur. Vücudun diğer kısımları kuşun kendi rengindendir. Ülkemizde yerel olarak, gez ve kırkkuyruk gibi adlarla da bilinmektedirler. Bu güvercinler Suriye kökenli olmakla birlikte, ülkemizde de hayli yaygındırlar. Bunun bir nedeni Suriye’nin eskiden Osmanlı devleti toprakları içinde bulunması sebebi ile her iki ülke arasında gerek tarihi gerekse coğrafi olarak bir çok ortak noktanın var olmasıdır. Osmanlı döneminden beri Arap yarımadası ülkeleri ve Suriye ile Türkiye arasında yoğun bir güvercin alışverişi yaşanmaktadır. Bu nedenle bu bölge ülkelerinin güvercinlerinin neredeyse tamamı ülkemizde de uzun yıllardır bilinmekte ve yetiştirilmektedir. Ülkemizde güneydoğu illerimizde yaygın ve değerli kabul edilirler. Yurt genelinde fazla yetiştirildiklerini söyleyemeyiz.

FİZİKİ ÖZELLİKLERİ

Gümüşkuyrukların düzgün ve yuvarlak bir başları vardır. Vücutları orta büyüklükte ve uzunluktadır. Gagaları siyah renkli ve ince olup orta uzunluktadır. Tırnaklar siyah renklidir. Gözleri fazla büyük değildir. Gözler inci rengi ve portakal tonları olurlar. Yelpaze kuyruk ırların çoğunda gözlenen boyun titretme hareketi bu kuşlarda da vardır ancak fazla değildir. Ayakları paçasızdır. Ayaklar kırmızı renkte olur ve biraz kısa gibidirler. Bu güvercinler kanatlarını kuyruklarının üzerinde taşırlar. Bu taşıma şekli önemlidir. Aksi şekilde taşıma hareketi kuşun ciddi şekilde değer kaybetmesine neden olur. Bu güvercinlerde kuyruğun duruş şekli çok önemlidir. Kuyruk her şeyden önce zemine paralel olmak durumundadır. Yukarı kalkık ya da yeri süpüren bir kuyruk duruş şekli istenmez. Bazı gümüşkuyruklarda kuyruğun duruş şekli ters “V” biçimindedir. Bu şekilde kuyruğa sahip olanları “Kırktelli” ya da “Kırkkuyruk” adı ile adlandırılırlar. Kuyruktaki telek sayısı 16–22 arasında değişir. Bu sayılar arası normal olarak kabul edilir. Bu güvercinlerde kuyruk üstü yağ bezesi bulunmaz.

RENK ÇEŞİTLERİ

Alaca : Beyaz üzerine serpilmiş şekilde renklidir. Gaga ve tırnak siyahtır. Kuyruk beyaz olmakla birlikte bazen arada renkli telekler olabilir. Şeritsizdir.
Siyah (Arap) : Bütün vücudu siyah olup sadece kuyruk tamamen beyazdır. Gaga ve tırnak siyahtır. Şeritsizdir. Karagümüş adı ile de bilinir.
Gök (mavi) : Renk olarak taklacı güvercinlerdeki gök gibidir. Bu rengin kirlisi de bulunur. Gaga ve tırnak siyahtır. Bu güvercinlerin kanatları üzerinde iki sıra şerit bulunur. Kuyruklar tamamen beyazdır. Gökgümüş adı ile bilinir.
Kırmızı ve Sarı : Daha nadir bulunan renklerdir. Eğer gümüşkuyruklar bu iki renk iseler “Halebi” adı ile de adlandırılmaktadırlar. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir nokta, Halebi adıyla bilinen ve sarı ile kırmızı renklerde gelen başka bir ırkımızın var olduğudur. Halebi ırkının da kuyruk teleklerinin tamamı beyaz olmakla birlikte kuyruk telek sayıları 12 den fazla olmaz ve bu kuşlar üst tepelidirler. Halebi ırkında kuyruk üstü yağ bezesi bulunur. Her iki ırkın birbirine karıştırılması gerekir.


Logged

tekkesim

Savletli
*

Karma 30
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 697
Üye ID: 21
Nerden:

Aktiflik
Seviye
Deneyim

Gönderdigi Mesajlari Gör
« Yanıtla #19 : 01 Nisan 2007, 12:24:24 »




Bu güvercinler zeytuni denilen zeytin rengindedirler. Ancak ton koyu ve parlak olmalıdır. Cansız olan renkler fazla tercih edilmezler. Göğüslerinde gül adı verilen, bazı yörelerde ise kravat denilen bir fırfır (püskül) bulunmaktadır. Göğüs gülü boğazın hemen altından başlayarak göğse doğru düzgün bir şekilde uzanmalıdır. Göğüs gülü olması gereken uzunlukta ve yoğunlukta bulunmalıdır. Başlarında “kakül” adı verilen bir takka bulunur. Takka, düzgün şekilde kulaktan kulağa uzanacak biçimde olursa tercih nedenidir. Kanat üzerlerinde şerit (kalem) adı verilen çubuk şeklinde iki sıra çizgi bulunur. Kalemleri kuşun renginin daha koyu bir tonudurlar. Kuyruk teleklerinin tamamı beyazdır ve 12 adettir. Göz rengi beyazdır. Gaga ve tırnaklar beyaz olmalıdır

« Son Düzenleme: 01 Nisan 2007, 12:26:54 Gönderen: senyor » Logged

tekkesim

Savletli
*

Karma 30
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 697
Üye ID: 21
Nerden:

Aktiflik
Seviye
Deneyim

Gönderdigi Mesajlari Gör
« Yanıtla #20 : 01 Nisan 2007, 12:28:18 »



Selçuklu ve İstanbullu ırklarının kırılmasıyla elde edilmiştir. Yaklaşık 1960’lı yıllardan bu yana üretilmekte ve Osmaniye’de yetiştirilmektedir. İlk üretim yeri Osmaniye’dir. Filo içindeki belli başlı ırkların yoğun ilgi görmesi ve yer yapması nedeniyle bu yeni kuşlar her zaman geri planda kalmıştır. Ama yurdum insanı bu kuşların ekileyici özellikleri sayesinde bu kuşları da artık ön plana almıştır. İstanbullu kırkuyruk beslemek artık filocuların vazgeçilmezi olmuştur. İstanbullu kırkkuyruk, İstanbullu çakmaklı kırkkuyruk olarak iki çeşidi bulunmaktadır. Ayrıca, Şafraların da bu kuşlarla eşlesmesiyle Şafra kırkkuyruklar elde edilmektedir.

Genel özellikleri renklerinin beyaza yakın ve tek bu renktedir, İstanbullular gibi. Orta boy bir kuştur. Takla atmazlar, tırnakları siyahtır, ayaklarında patik (tozluk) bulunmaktadır. Kuyrukları Selçuklu ırkından dolayı çoktur ama Selçuklu ırkı kadar geniş bir kuyruğa sahip değildir. Kuyruk telek sayısı ortalama 15 ve civarıdır. Kanatları üzerinde iki kalem ve kuyruklarında göze hitap edici Selçuklu ırkında olduğu gibi bir şerit bulunmaktadır. Bunlar siyah ve koyu olmalıdır. Kafa yapısı yuvarlak bir şekildedir, kuşun kekmeği siyah ve orta boyludur, gözler kırmızı veya çakır olabilir. Kafada fulya (mencuri, öntepe) bulunmamaktadır. Bu kuşları İstanbullularla tekrar eşleştirmelerden kuyruğu az, patiksiz, değeri olmayan kuşlar alınmaktadır. Bu son derece yanlıştır. Irkın genel özelliğini bozmaktadır. Artık bunlar belli başlı bir ırk olmuştur.

Uçum olarak bir filo özelliği göstermekte ve İstanbullular kadar güzel bir uçuş stili bulunmaktadır. Biraz nazlıdırlar, yuvaya ve yavrusuna son derece düşkündürler. Yavuzluğu olan bir kuştur. Karışmalarda uçurulmaktadır.

Logged

tekkesim

Savletli
*

Karma 30
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 697
Üye ID: 21
Nerden:

Aktiflik
Seviye
Deneyim

Gönderdigi Mesajlari Gör
« Yanıtla #21 : 01 Nisan 2007, 12:29:50 »



Oryantal makaracısı (Oriental roller) ve İzmir makaracısı (Smyrna roller) adı ile dünya üzerinde tanınan ve köken olarak ülkemizden kaynaklanan bu iki ırkın tarihi oldukça eskilere ve Osmanlı devletinin kuruluş yıllarına kadar gitmektedir. 16. yüz yılda yaşamış olan Osmanlı gezgini Evliya Çelebi, Seyahatname adlı eserinde bu ırklar hakkında bilgiler vermektedir. Osmanlı Devleti döneminde bu ırların nasıl adlandırıldıkları hakkında şu anda kesin bir bilgi sahibi değiliz. Bugün dünya üzerinde bilinen adlandırma, bu güvercinlere çok sonraları Avrupa’da verilmiş olan adlardır. Bu ırkların İngiltere’ye ilk gönderiliş tarihi 1870 li yıllarda, Osmanlı padişahı Sultan Abdülaziz döneminde olmuştur. Aynı yıllar bir çok güvercin ırkımızın da Avrupa ve Amerika’ya gönderildiği yıllardır. Gerek Oryantal makaracı gerekse İzmir makaracısı ırkları birbirine yakın ve akraba ırklardır. Hatta başlangıçta Avrupa’da bu ırklar tek bir ırk olarak değerlendiriliyorlar ve sadece “Oriental roller” adı ile biliniyorlardı. “Oriental roller” adını bu ırk için ilk kez 1876 yılında İngiltere’de Ludlow kullanmıştır. 1887 yılında gene İngiltere’de Lyell adlı yetiştirici ise bu güvercinlere “Turkish Roller” adını vermiştir. 1890 yılında Alman kuşbilimci H. Martens tarafından İzmir makaracıları ayrı bir ırk olarak tanımlanmıştır. 1914 yılında Almanya’da ilk Oriental roller kulübü kurulmuştur. Daha sonraki yıllarda ırk içindeki bir takım farklılıklar daha da dikkat çekmiş ve Dietz adlı yetiştirici 1929 yılında, bu farklılıkları göz önüne alarak bu ırkı, “Smyrna roller” ve “Kurdistan roller” olarak ikiye ayırarak değerlendirmiştir. Bu ayrımın temelinde Türkiye üzerinden İngiltere’ye ve Amerika’ya gönderilen güvercinlerin, bugünkü İran ve Irak gibi ülkelerden gönderilenleri ile İzmir bölgesinden gönderilenleri arasında bazı farklılıkların bulunmasıdır. En başta İzmir’den giden makaracılar siyah, kırmızı ve sarı düz renklere sahiptiler. İran ve Irak’dan gidenler ise mavi-bronz ve kumlu renklere sahip olup şeritli kuşlardı. Bu güvercinlerin şeritleri kahverengimsi sarı bir tonda idi. Renksel farklılıkların yanı sıra bazı yapısal farklılıklar da bulunmaktaydı. Dietz’in adlandırdığı “Kurdistan roller” tanımlaması, İran ve Irak’dan gönderilen güvercinleri, “Smyrna roller” adlandırması ise İzmir’den giden güvercinleri kapsamaktadır. Oryantal makaracılarımızın Amerika’ya gönderilişi ise 1920 li yıllardan itibaren başlamıştır. Ancak belgelerle saptanan ilk gönderme 1927 yılında Bronx hayvanat bahçesine yapılmıştır. 1930 lu yıllarda bu süreç hızlanmıştır. 1950 li yıllarda Doğu Almanya’da da bu güvercinlerimizle ilgili bir kulüp kurulmuştur. Bu güvercinlerin Avrupa ve Amerika’ya ilk gönderiliş tarihlerinden itibaren bu ülkeler tarafından çeşitli ıslah çalışmalarında bulunulmuştur. Yapılan bazı melezlemeler ile ırka yeni özellikler kazandırılmıştır. Zaman içinde yeni makaracı ırkların ortaya çıkması sağlanmıştır. Bugün dünya üzerinde bulunan makaracı ırkların bir çoğunun atası, dünyada “Oriental roller” ve “Smyrna roller” adı ile bilinen Anadolu kökenli ırklardır.

İZMİR MAKARACISI TARİHÇE

Bu güvercinlerin, 1870 yılında Osmanlı padişahı Sultan Abdülaziz döneminde ilk olarak Avrupa’ya gönderildiğini biliyoruz. 1890 yılında Alman kuşbilimci H. Martens tarafından İzmir makaracıları. Oryantal makaracılardan ayrılarak ayrı bir ırk olarak tanımlanmıştır. 1929 yılında ise İngiltere’de Dietz adlı yetiştirici yeni tanımlanan bu ırka, Avrupa’ya gönderildiği şehre bakarak “Smyrna roller” ismini vermiştir. İzmir makaracıları, Amerika’ya ilk gönderildikleri 1920 li yıllarda ise “Oriental roller” adı ile adlandırılıyor ve “tuz gölü şehri güvercinleri” olarak biliniyorlardı. Tuz gölü şehri ile kastedilen İzmir ilimizdir. Bilindiği gibi İzmir ilinin bitişiğinde eskiden daha büyük olan ve bugün “Çamaltı tuzlası” olarak adlandırdığımız büyük bir tuz gölü bulunmaktadır. Smyrna kelimesi antik dönemde İzmir kentini tanımlamak için kullanılan bir kelime idi. Eski İzmir kenti (Smyrna), İzmir’de bugünkü Bayraklı semtinin bulunduğu yerde kurulmuştu. Buranın adı Smyrna idi. Daha sonra şehir M.Ö 334 yılında bugünkü Kadifekale semtinin bulunduğu yere taşınmıştır. Günümüzde Türkiye’de Smyrna adlandırması, antik dönemdeki İzmir için kullanılmaktadır. İzmir makaracıları, İzmir ilimizin antik isminden kaynaklanarak batılı yetiştiriciler tarafından 20. Yüzyılın başlarında “Smyrna roller” olarak adlandırılmışlardır. Günümüz Türkiye’sinde bu güvercinler İzmir Makaracısı adı ile bilinmektedirler.

ÜLKEMİZDE İZMİR MAKARACILARI

Günümüz Türkiye’sinde İzmir makaracılarına pek rastlanmaktadır. Sanırım bu ırkımızı yitirdik. Rastladığımız güvercinler ad olarak İzmir makaracısı olarak adlandırılsalar da bu ırkın olması gereken biçimine sahip kuşlar değildir. Birbirine yakın akraba olan Oryantal makaracılar ile İzmir makaracıları ülkemizde genellikle karıştırılma eğilimindedir. Bunun temelinde İzmir makaracısı ile Oryantal makaracının aynı kuş oldukları doğrultusundaki yaklaşımlar bulunmaktadır. İzmir Makaracılarının dünya üzerinde de sayıları ve yetiştiricilerinin çok azaldığını söyleyebiliriz. Eskiden Yugoslavya’da bulunduğu bilinen bu güvercinler, bugün eski Yugoslavya’yı oluşturan ülkelerden Bosna’da hala yetiştirilmektedirler. Belki de dünya üzerinde bir tek burada kalmışlardır. Buradaki yetiştirici sayıları ise çok azdır. Bu durum ırk içinde kan tazelemesi yapılmasını engelleyecek hale gelmektedir. Böyle giderse ve gerekli önlemler alınmazsa kısa zaman içersinde bu ırkı dünya üzerinde tamamen kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalabiliriz. İzmir makaracısı ırkımızı yetiştiren ve bu ırka emek vermiş iki yetiştiricinin bu konudaki değerlendirmelerini aşağıda vermek konun daha iyi kavranabilmesi açısından yararlı olacaktır.

DR. MİLAN GILIÇ’A GÖRE İZMİR MAKARACILARI

Bosnalı yetiştiricilerden Dr. Milan Gılıç’in aktardığına göre, İzmir makaracıları hakkında anlatılan çok eski bir efsane, bu güvercinlerin kökeninin aslında çok eski dönemlere ve M.Ö 2000 li yıllara kadar gittiğini düşündürmektedir. Bu yıllarda Mezopotamya’da Sümer dilinde İnanna olarak geçen savaş ve cinsel aşk tanrıçası İştar’ın, bir güvercinin kanadına iğne takarak onun uçmasını engellediği söylenir. Buna karşın uçmaya çalışan güvercin ise havada makara yaparak (geriye doğru taklalar atarak) yere düşer. Bu hareket sonrası güvercinin kanatlarının kanadığı gözlenir. Böylece bu güvercinlerin makara yapmaya alıştıkları söylenir. İzmir makaracılarının kanatları oldukça uzundur. Uzun olan bu kanatlar bugün hayli hassaslaşmışlardır. Uzun uçuşlardan sonra kuşun kanatlarında kanama meydana gelebilir. Bu olay sanki efsanenin tekrarı gibidir. Kanatlar aynı efsanede olduğu gibi güvercin yere indiğinde kanlı olurlar. Dr. Milan Gılıç’ın belirttiğine göre, İzmir makaracılarında kuyruk telek sayıları tam olarak 16 dır. Bu sayı ne bir eksik ne de bir fazla olmalıdır. Telek değiştirme ya da tüy düşürme gibi olaylar haricinde bu sayı kesindir ve ırkın saf olduğu anlamına gelir. Bazı kaynaklarda belirtildiği gibi 16–22 arası kuyruk telek sayısı doğru değildir. 16 telekten fazla olan her sayı ırkın kırıldığı anlamına gelir. Kuyrukta bulunan çifte tüyler (renk olarak iki tüyün aynı olması) kuşun ırkının saf olduğunu gösterir. İzmir makaracıları daha ince ve uzun bir vücuda sahiptirler. Kuyrukları daha uzundur. Bu durum kuşun daha da ince görünmesine neden olur. Gagaları da gene dikkat çekici şekilde ince olur ve Oryantal makaracılarına göre belirgin olarak uzundur. Gaga rengi kemik rengi olur. Bazı kaynaklarda siyah renk kuşlarda gaganın siyah olabileceği belirtilme birlikte bu doğru değildir. İzmir Makaracılarında siyah kuşlarda da gaga, kemik rengi olmak durumundadır. Gözler inci rengidir. Farklı bir renk kabul edilemez. İnci rengi göz bütün renkler için geçerlidir. Kuşun renginin değişmesi göz renginin değişmesini gerektirmez.

KEMAL KUKAVİCA VE İZMİR MAKARACILARI

Saraybosna’da bu güvercinleri yetiştiren Kemal Kukavica’nın belirttiğine göre bu güvercinler 300 yılı aşkın bir süredir bu ülkede yetiştirilmektedirler. Hatta söylenenlere göre geçmişleri daha da eskilere gitmektedir. Ancak bu konuda bir belge bulunmamaktadır. 1936 İzmir/Foça doğumlu olan Kemal Kukavica 1942 yılından beri Saraybosna’da yaşamakta ve 1950 yılından bu yana İzmir makaracılarını yetiştirmektedir. Kendisi yurt dışında İzmir makaracıları ile bir çok yarışmalara katılıp çeşitli dereceler almıştır. Saraybosna (Sarajevo) kenti Bosna’nın başşehridir. Bu nedenle bazı Bosna’lı yetiştiriciler bu güvercinleri “Sarajevo roller” (Sarajevski prevrtaci) olarak adlandırırlar. Oysa bu güvercinler Bosna’ya da eski devirlerde İzmir’den gelmişlerdir. Ünlü Osmanlı gezgini Evliya Çelebi Seyahatnamesinde 1660 lı yıllarda Mısır, Suriye ve Türkiye’den Smyrna’dan deve yüklü kervanların buraya yük taşıdığını ve bu yükler arasında oriental güvercinlerin ve başka çeşitli güvercinlerin bulunduğunu belirtmektedir. Bosna’da bu güvercinler 19. Yüzyılın sonunda “Bosnalı” (Bosnians) olarak adlandırılıyorlardı. Daha sonra 2. Dünya savaşı sonrasında (1945) “Izmirci” ve “Izmirnians” adları ile anılmaya başladılar. Kemal Kukavica’nın belirttiğine göre “İzmir Güvercini” adlandırması yaygın olarak kullanılıyor. Günümüzde Bosna’da daha çok “Sarajevo roller” (Sarajevski prevrtaci) adı tercih edilmektedir. Bu ırkın Bosnalı yetiştiricileri, İzmir makaracılarının dünyanın en eski ve en saf ırkları arasında olduğunu görüşündedirler. Irkın orijinal formunun kırılmaksızın yıllar boyunca korunduğunu ve ırkın soyunda başka ırlarla karışma olmadığını belirtmektedirler. Bu bakımdan diğer roller ırklarının dejenere ırklar olduğu ve bu nedenle gerçek anlamda sınıflandırılamayacağı görüşündedirler. İzmir Makaracıları ile Oryantal makaracı akraba ırklar olduklarından bir çok bakımdan benzerdirler. Ancak her iki ırk arasında bazı temel farklılıklar bulunmaktadır.

FİZİKİ ÖZELLİKLERİ

İzmir makaracılarını görebilme imkanım olmadığı için yazılı kaynaklardan, bazı fotoğraf ve çizimlerden anlayabildiğim kadarıyla bu ırkın fiziki yapısını tarif etmeye, Oryantal makaracı ile ayrım noktalarını açıklamaya çalışacağım. İzmir makaracılarında kafa biçimi ve gaga oldukça önemlidir. Kafaları Oryantal makaracılara göre biraz daha ince ve minyon yapılıdır. Alın biraz daha dışarı çıkıktır. Böylece Oryantal makaracılardaki kubbe biçimli kafa yapısı bu kuşlarda görülmez. Gaga ise belirgin olarak daha uzun ve incedir. Gaganın ince ve uzun oluşu kuşa kibar bir görünüm kazandırmaktadır. Gaga rengi kesinlikle siyah renk olmamalıdır. Gözler mutlaka açık renk olmak durumundadır. Bu kuşların koyu renk gözlü olanlarına rastlanmaz. Göğüs fazla geniş ve yapılı değildir. Kuyruk uzun yapılıdır. Genellikle kanat uçlarından daha uzun olur. Kuyruk uzun olduğu için bu güvercinler daha alımlı bir görünüme sahip olurlar. Oryantal makaracılarda aranılan bir özellik olan kuşun sırt bölümündeki ahenkli çukurluk bu güvercinlerde kuyruğun uzun olması nedeni ile bulunmaz. Kanatlar kuyruk altında taşınmakla birlikte yere değmezler. Kuyruk geniş bir yapıya sahip değildir. Kuyruk telek sayısı Dr. Milan Gılıç’ın belirttiği gibi 16 telekle sınırlıdır. Daha az ya da daha fazla olması ırkın kırıldığı anlamına gelmektedir. Bacaklar koyu kırmızı ve biraz kısa gibidir. Ayaklarda kesinlikle paça olmamalıdır. Bu güvercinlerde tepe bulunmaz.

RENK ÇEŞİTLERİ

İzmir Makaracılarında renk çeşitliliği fazla değildir. Bu güvercinlerde renkler kesinlikle cinsiyete bağlıdırlar. Erkekler beyaz temel renk üzerinde siyah ince çizgilerle kaplı şekilde olurlar. Bu siyah çizgiler kırmızımsı ve mavi yansıma yaparlar. Erkeklerde rengin ters çevrilmesi nadir de olsa görülebilir. Dişiler ise, siyah, mavi veya gri renkli olurlar.

Logged

tekkesim

Savletli
*

Karma 30
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 697
Üye ID: 21
Nerden:

Aktiflik
Seviye
Deneyim

Gönderdigi Mesajlari Gör
« Yanıtla #22 : 01 Nisan 2007, 12:31:17 »



Diyarbakır’da bulunan dört yerel güvercin ırkından biri olan Ketme ırkı güvercinler, kendi içinde, Ketmeatlas, Bozak, Ketmeciğeri, Ketmegökela, Ketmekürenk, Ketmeyusufi olmak üzere 6 renk grubuna ayrılmıştır. ketmegökela ile ketmekürenk’in ayakları paçalıdır. Diğerlerinin ise ayaklarında paça bulunmaz. Paçalı olan 2 renk tipinde göğüs gülü bulunmaz. Paçalı olmayan 4 renk grubunda ise göğüs gülü bulunur. Bu açıdan göğsüak ırkı ile karşılaştırıldığında tersi bir durumun var olduğunu söyleyebiliriz. Bu 6 renk tipinin hepsinde kakül olarak adlandırılan takka bulunmaktadır. Takka vücut rengi ile aynı renk olmak durumundadır. Bu güvercinlerin tamamının kanat ve kuyruk teleklerinin hepsi beyaz olmalıdır. Göğsüaklarla olan önemli ayrım noktalarından biri de budur. Göğsüaklarda kanat telekleri vücudun kendi rengindendir. Kuyruk telekleri ise Atlas ve Zeytunide kendi renginden diğerlerinde beyazdır. Ketmelerde gaga ile göz arasında bulunan ve “küpe” denilen kısmın beyaz olması gerekmektedir. Bunun yanı sıra, “Halta” adı verilen çenenin altındaki tüylerde beyazlık bulunmamalıdır. Ayrıca gaga ile göz arasında “sakar” adı verilen küçük üçken bir alanın kuşun kendi renginden olması gerekmektedir. Kuyruk telek sayıları 12 adettir. Ketmelerin tamamında kafanın üzerinde başı örtecek şekilde küçük bir beyazlık bulunur.

KETMEATLAS

Bu güvercinler siyah renklidir. Bu renk ne kadar koyu, parlak ve canlı ise kuş o kadar değer kazanır. Ayaklarında paça bulunmaz. Ayaklar bilekten itibaren tüysüzdürler. Bu güvercinler “kakül” adı verilen takkaya sahiptirler. Takka kulaktan kulağa doğru düzgün bir biçimde uzanmalıdır. Takkasız olanları ciddi şekilde değer yitirirler. Takka vücut rengi ile aynı renk yani siyah olmak durumundadır. Bu güvercinde göğüs gülü (fırfır) bulunur. Göğüs gülü boğazın hemen altından başlayarak göğse doğru düzgün bir şekilde uzanmalıdır. Göğüs gülü olması gereken uzunlukta ve yoğunlukta bulunmalıdır. Aksi bir durum güvercinin değer yitirmesine neden olur. Ketmeatlasların kanat telekleri ile kuyruk teleklerinin tamamı beyaz olmak zorundadır. Gene aynı şekilde küpeler beyaz olmalıdır. “Halta” adı verilen çenenin altındaki tüylerde beyazlık bulunmamalıdır. Ayrıca sakar adı verilen gaga ile göz arasında küçük üçken bir alanın kuşun kendi renginden, yani siyah olması gerekmektedir, kafanın üzerinde miğfer gibi küçük bir beyazlık bulunur.

BOZAK

Bu güvercinler sarı renklidir. Bu renk ne kadar koyu, parlak ve canlı ise kuş o kadar değer kazanır. Ayaklarında paça bulunmaz. Ayaklar bilekten itibaren tüysüzdürler. Bu güvercinler “kakül” adı verilen takkaya sahiptirler. Takka kulaktan kulağa doğru düzgün bir biçimde uzanmalıdır. Takkasız olanları ciddi şekilde değer yitirirler. Takka vücut rengi ile aynı renk yani sarı olmak durumundadır. Bu güvercinde göğüs gülü (fırfır) bulunur. Göğüs gülü boğazın hemen altından başlayarak göğse doğru düzgün bir şekilde uzanmalıdır. Göğüs gülü olması gereken uzunlukta ve yoğunlukta bulunmalıdır. Aksi bir durum güvercinin değer yitirmesine neden olur. Bozakların kanat telekleri ile kuyruk teleklerinin tamamı beyaz olmak zorundadır. Gene aynı şekilde küpeler beyaz olmalıdır. “Halta” adı verilen çenenin altındaki tüylerde beyazlık bulunmamalıdır. Ayrıca sakar adı verilen gaga ile göz arasında küçük üçken bir alanın kuşun kendi renginden, yani sarı olması gerekmektedir. Bu kuşlarda kafanın üzerinde miğfer gibi küçük bir beyazlık bulunur.

KETMECİĞERİ

Bu güvercinler kırmızı renklidir. Bu renk ne kadar koyu, parlak ve canlı ise kuş o kadar değer kazanır. Ayaklarında paça bulunmaz. Ayaklar bilekten itibaren tüysüzdürler. Bu güvercinler “kakül” adı verilen takkaya sahiptirler. Takka kulaktan kulağa doğru düzgün bir biçimde uzanmalıdır. Takkasız olanları ciddi şekilde değer yitirirler. Takka vücut rengi ile aynı renk yani sarı olmak durumundadır. Bu güvercinde göğüs gülü (fırfır) bulunur. Göğüs gülü boğazın hemen altından başlayarak göğse doğru düzgün bir şekilde uzanmalıdır. Göğüs gülü olması gereken uzunlukta ve yoğunlukta bulunmalıdır. Aksi bir durum güvercinin değer yitirmesine neden olur. Ketmeciğerilerin kanat telekleri ile kuyruk teleklerinin tamamı beyaz olmak zorundadır. Gene aynı şekilde küpeler beyaz olmalıdır. “Halta” adı verilen çenenin altındaki tüylerde beyazlık bulunmamalıdır. Ayrıca sakar adı verilen gaga ile göz arasında küçük üçken bir alanın kuşun kendi renginden, yani kırmızı olması gerekmektedir. Bu kuşlarda kafanın üzerinde miğfer gibi küçük bir beyazlık bulunur.

KETMEGÖKELA

Bu güvercinler gök (mavi) renklidir. Bu renk ne kadar koyu, parlak ve canlı ise kuş o kadar değer kazanır. Ayaklarında paça vardır. Paçalar düzgün bir şekilde ayak parmaklarını örtecek uzunlukta olmalıdırlar. Paçanın rengi kuşun vücut rengi ile aynı olmalı, kesinlikle daha açık bir tonda bulunmamalıdır. Bu güvercinler “kakül” adı verilen takkaya sahiptirler. Takka kulaktan kulağa doğru düzgün bir biçimde uzanmalıdır. Takkasız olanları ciddi şekilde değer yitirirler. Takka vücut rengi ile aynı renk yani mavi olmak durumundadır. Bu güvercinde göğüs gülü (fırfır) bulunmaz. Ketmegökelaların kanat telekleri ile kuyruk teleklerinin tamamı beyaz olmak zorundadır. Gene aynı şekilde küpeler beyaz olmalıdır. “Halta” adı verilen çenenin altındaki tüylerde beyazlık bulunmamalıdır. Ayrıca sakar adı verilen gaga ile göz arasında küçük üçken bir alanın kuşun kendi renginden, yani mavi olması gerekmektedir. Bu kuşlarda kafanın üzerinde miğfer gibi küçük bir beyazlık bulunur.

KETMEKÜRENK

Bu güvercinler kül rengidirler. Renk olarak taklacı güvercinlerdeki boz (sabuni ) gibidirler. Bu renk ne kadar koyu, parlak ve canlı ise kuş o kadar değer kazanır. Ayaklarında paça vardır. Paçalar düzgün bir şekilde ayak parmaklarını örtecek uzunlukta olmalıdırlar. Paçanın rengi kuşun vücut rengi ile aynı olmalı, kesinlikle daha açık bir tonda bulunmamalıdır. Bu güvercinler “kakül” adı verilen takkaya sahiptirler. Takka kulaktan kulağa doğru düzgün bir biçimde uzanmalıdır. Takkasız olanları ciddi şekilde değer yitirirler. Takka vücut rengi ile aynı renk yani kül rengi olmak durumundadır. Bu güvercinde göğüs gülü (fırfır) bulunmaz. Ketmekürenklerin kanat telekleri ile kuyruk teleklerinin tamamı beyaz olmak zorundadır. Gene aynı şekilde küpeler beyaz olmalıdır. “Halta” adı verilen çenenin altındaki tüylerde beyazlık bulunmamalıdır. Ayrıca gaga ile göz arasında küçük üçken bir alanın kuşun kendi renginden, yani kül rengi olması gerekmektedir. Bu kuşlarda kafanın üzerinde miğfer gibi küçük bir beyazlık bulunur.

KETMEYUSUFİ

Bu güvercinler zeytuni renklidirler. Bu renk ne kadar koyu, parlak ve canlı ise kuş o kadar değer kazanır. Ayaklarında paça bulunmaz. Ayaklar bilekten itibaren tüysüzdürler. Bu güvercinler “kakül” adı verilen takkaya sahiptirler. Takka kulaktan kulağa doğru düzgün bir biçimde uzanmalıdır. Takkasız olanları ciddi şekilde değer yitirirler. Takka vücut rengi ile aynı renk yani sarı olmak durumundadır. Bu güvercinde göğüs gülü (fırfır) bulunur. Göğüs gülü boğazın hemen altından başlayarak göğse doğru düzgün bir şekilde uzanmalıdır. Göğüs gülü olması gereken uzunlukta ve yoğunlukta bulunmalıdır. Aksi bir durum güvercinin değer yitirmesine neden olur. Ketmeyusufilerin kanat telekleri ile kuyruk teleklerinin tamamı beyaz olmak zorundadır. Gene aynı şekilde küpeler beyaz olmalıdır. “Halta” adı verilen çenenin altındaki tüylerde beyazlık bulunmamalıdır. Ayrıca gaga ile göz arasında küçük üçken bir alanın kuşun kendi renginden, yani zeytuni olması gerekmektedir. Bu kuşlarda kafanın üzerinde miğfer gibi küçük bir beyazlık bulunur..

Logged

tekkesim

Savletli
*

Karma 30
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 697
Üye ID: 21
Nerden:

Aktiflik
Seviye
Deneyim

Gönderdigi Mesajlari Gör
« Yanıtla #23 : 01 Nisan 2007, 12:33:08 »



Dört ayrı ırk olarak sınıflandırılan Diyarbakır yerel güvercinlerinden biri olan Kızılbaş ırkı güvercinler, kendi içinde Karabaş, Sarıbaş, Kızılbaş, Mavibaş ve Zeytunibaş adı verilen 5 ayrı renk grubuna ayrılmaktadır. Kızılbaş ırkında, altıncı renk grubu olan kül rengi elde edilememiştir. Kızılbaş ırkının genel özellikleri, bütün renk tiplerinde aynıdır. Sadece renkler farklı olur. Bu genel özellikleri şöyle sıralayabiliriz. Bu ırkın tamamı kakül adı verilen şekilde takkalı (kepezli) kuşlardır. Bu güvercinlerin baş kısımları takka ile birlikte boğaza kadar miğferlidir. Yani kafadaki renk, takkayı da içine alacak şekilde boğaza kadar iner. Bu güvercinlerin tamamı yanak yamalı yani zülüflüdür (benkli), zülüfler kuşun kendi renginden olmalıdır. Kızılbaş ırkında ayırt edici bir özellik bu kuşların kanat teleklerinin 4–5 tanesinin uçlarının kuşun kendi renginden olmasıdır. Aynı şekilde, kuyruk teleklerinin tamamı da kuşun kendi rengi ile aynı olmalıdır. Bu güvercinlerde vücudun kalan kısımları tamamen beyaz olmak zorundadır. Kuyruk telek sayıları 12 adettir.

KARABAŞ

Bu güvercinler siyah renklidirler. Siyah renk olabildiğince koyu tonda olmalıdır. Açık olanlar değer yitirirler. Bu güvercinlerde “kakül” adı verilen takka bulunur. Takka kulaktan kulağa doğru düzgün bir biçimde uzanmalıdır. Takkasız olanları ciddi şekilde değer yitirirler. Takka vücut rengi ile aynı renk yani siyah olmak durumundadır. Dikkat çekici özellikleri, kuşun başının miğfer takmış gibi kuşun boğazına kadar uzanacak şekilde siyah renkli olmasıdır. Bu güvercinlerde her iki yanakta kuşun kendi rengi ile aynı olmak üzere “benk” olarak adlandırılan zülüfler bulunur. Bu durum, kısaca kuşun başında ve vücudunda bulunan rengin, gerdana ve göğüsteki beyazlığın üzerine doğru uzaması halidir. Bu kuşların kanat teleklerinin 4–5 tanesinin uçlarının kuşun kendi renginden yani siyahtır. Aynı şekilde, kuyruk teleklerinin tamamı da siyah olmalıdır. Bu güvercinlerde vücudun kalan kısımları tamamen beyaz olmak zorundadır.

SARIBAŞ

Bu güvercinler sarı renklidirler. Sarı renk olabildiğince koyu tonda olmalıdır. Açık olanlar değer yitirirler. Bu güvercinlerde “kakül” adı verilen takka bulunur. Takka kulaktan kulağa doğru düzgün bir biçimde uzanmalıdır. Takkasız olanları ciddi şekilde değer yitirirler. Takka vücut rengi ile aynı renk yani sarı olmak durumundadır. Dikkat çekici özellikleri, kuşun başının miğfer takmış gibi kuşun boğazına kadar uzanacak şekilde sarı renkli olmasıdır. Bu güvercinlerde her iki yanakta kuşun kendi rengi ile aynı olmak üzere “benk” olarak adlandırılan zülüfler bulunur. Bu durum, kısaca kuşun başında ve vücudunda bulunan rengin, gerdana ve göğüsteki beyazlığın üzerine doğru uzaması halidir. Bu kuşların kanat teleklerinin 4–5 tanesinin uçlarının kuşun kendi renginden yani sarıdır. Aynı şekilde, kuyruk teleklerinin tamamı da sarı olmalıdır. Bu güvercinlerde vücudun kalan kısımları tamamen beyaz olmak zorundadır.

KIZILBAŞ

Bu güvercinler kırmızı renklidirler. Kırmızı renk olabildiğince koyu tonda olmalıdır. Açık olanlar değer yitirirler. Bu güvercinlerde “kakül” adı verilen takka bulunur. Takka kulaktan kulağa doğru düzgün bir biçimde uzanmalıdır. Takkasız olanları ciddi şekilde değer yitirirler. Takka vücut rengi ile aynı renk yani kırmızı olmak durumundadır. Dikkat çekici özellikleri, kuşun başının miğfer takmış gibi kuşun boğazına kadar uzanacak şekilde kırmızı renkli olmasıdır. Bu güvercinlerde her iki yanakta kuşun kendi rengi ile aynı olmak üzere “benk” olarak adlandırılan zülüfler bulunur. Bu durum, kısaca kuşun başında ve vücudunda bulunan rengin, gerdana ve göğüsteki beyazlığın üzerine doğru uzaması halidir. Bu kuşların kanat teleklerinin 4–5 tanesinin uçlarının kuşun kendi renginden yani kırmızıdır. Aynı şekilde, kuyruk teleklerinin tamamı da kırmızı olmalıdır. Bu güvercinlerde vücudun kalan kısımları tamamen beyaz olmak zorundadır.

MAVİBAŞ

Bu güvercinler mavi (gök) renklidirler. Mavi renk olabildiğince koyu tonda olmalıdır. Açık olanlar değer yitirirler. Bu güvercinlerde “kakül” adı verilen takka bulunur. Takka kulaktan kulağa doğru düzgün bir biçimde uzanmalıdır. Takkasız olanları ciddi şekilde değer yitirirler. Takka vücut rengi ile aynı renk yani mavi olmak durumundadır. Dikkat çekici özellikleri, kuşun başının miğfer takmış gibi kuşun boğazına kadar uzanacak şekilde mavi renkli olmasıdır. Bu güvercinlerde her iki yanakta kuşun kendi rengi ile aynı olmak üzere “benk” olarak adlandırılan zülüfler bulunur. Bu durum, kısaca kuşun başında ve vücudunda bulunan rengin, gerdana ve göğüsteki beyazlığın üzerine doğru uzaması halidir. Bu kuşların kanat teleklerinin 4–5 tanesinin uçlarının kuşun kendi renginden yani mavidir. Aynı şekilde, kuyruk teleklerinin tamamı da mavi olmalıdır. Bu güvercinlerde vücudun kalan kısımları tamamen beyaz olmak zorundadır.

ZEYTUNİBAŞ

Bu güvercinler zeytuni (zeytin rengi) renklidirler. Zeytuni renk olabildiğince koyu tonda olmalıdır. Açık olanlar değer yitirirler. Bu güvercinlerde “kakül” adı verilen takka bulunur. Takka kulaktan kulağa doğru düzgün bir biçimde uzanmalıdır. Takkasız olanları ciddi şekilde değer yitirirler. Takka vücut rengi ile aynı renk yani zeytuni olmak durumundadır. Dikkat çekici özellikleri, kuşun başının miğfer takmış gibi kuşun boğazına kadar uzanacak şekilde zeytuni renkli olmasıdır. Bu güvercinlerde her iki yanakta kuşun kendi rengi ile aynı olmak üzere “benk” olarak adlandırılan zülüfler bulunur. Bu durum, kısaca kuşun başında ve vücudunda bulunan rengin, gerdana ve göğüsteki beyazlığın üzerine doğru uzaması halidir. Bu kuşların kanat teleklerinin 4–5 tanesinin uçlarının kuşun kendi renginden yani zeytunidir. Aynı şekilde, kuyruk teleklerinin tamamı da zeytuni olmalıdır. Bu güvercinlerde vücudun kalan kısımları tamamen beyaz olmak zorundadır.

Logged

tekkesim

Savletli
*

Karma 30
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 697
Üye ID: 21
Nerden:

Aktiflik
Seviye
Deneyim

Gönderdigi Mesajlari Gör
« Yanıtla #24 : 01 Nisan 2007, 12:35:05 »



Manisa güvercin yetiştiriciliğinde ülkemizin önde gelen kentleri arasındadır.

Güvercin sevgisinin Manisa’da yaygın olmasını en başta, şehrin bir “Osmanlı Şehzade Sancağı” olarak “İmparatorluk sarayının” imkanlarına sahip olmasına bağlayabiliriz.

Bilahare, “güvercinleri” Spil Dağı, Sultan Yaylası ve Yeşil Manisa Dağlarından, geniş ve verimli Manisa Ovasının, tekrar Yunt dağlarına uzanan zengin coğrafyasında ve bu coğrafya üzerindeki güneşi bol, ılıman iklimimde bulabiliriz.

Nihayet, halkın da güvercinlerin rengarenk ve çeşitli cinslerdeki güzelliklerini seyir eyleyip, onları besleyip, geliştirecek refah seviyesinde ve hayvan severlikte ileri derecede insanlar olduklarını ifade edebiliriz.

Nitekim, Manisa Şehzade Sarayına özgü, “Sultan Güvercini”, “Hünkari” ırkı bu refah ve incelik anlayışının birleşmesi ile, Osmanlı Sultanlarının kendilerine has bir mükemmel ırk geliştirme isteği sonucu, yüzyılların emek ve birikimi ile meydana gelmiştir.

Üç kıtaya yayılmış Osmanlı topraklarındaki farklı ırktaki güvercinler, Manisa Sarayında toplanmış ve burada zengin bir güvercin koleksiyonu oluşturulmuştur. Bu çeşitlilik içinde melezleşme çalışmaları sonucu üretilen “Hünkari” ırkı, kanaryadan küçük gagaları ve her renkteki ebruli-dantelli ve bir tüy veya telekte, en az üç renkli desenleriyle eşsiz güzellikte bir güvercin cinsi olarak günümüze kadar ulaşmıştır.

Ondokuzuncu yüzyıldan itibaren Saray tarafından yabancı misafirlere hediye edilen Hükariler Avrupa’ya yayılmış, oradan Amerika’ya da geçerek bütün dünyada tanınmış olup, bu gün de ismi, kökenini çağrıştıracak şekilde, göğüslerindeki gül diye adlandırılan kendi içinde dönen , dalgalı, kıvırcık tüyler sebebiyle, “doğu fırfırı” anlamına gelen “Oriental frill” olarak anılmakta, Amerika ve Avrupa’ da dernekleri bulunmaktadır.

1864 yılında ilk defa H. P. Caridia tarafından alınıp, İngiltere’ye götürüldüğü bilinen Hünkariler, 1879 yılında da Amerika’nın önde gelen kentlerinden New York’ta National Columbarian Society tarafından ilk defa sergilenmiştir.

Küçük gagaları sebebiyle kendi yavrularını beslemekte zorlanan Hünkariler süt annesi olan daha büyük gagalı güvercinler tarafından büyütüldüğünden, yetiştirilmeleri zor ve sınırlı olmakta, halis ölçülerde olanlarına daha ender rastlanmaktadır. Hatta damızlık olanlar Avrupa ülkelerinden, bilhassa da Almanya’dan geri getirilmektedirler.

Tamamının ayakları tüylü-paçalı, başlarının üstü sivri çıkıntı tüylü-tepeli ve göğsü kıvırcık tüylü-güllü olan Hünkariler, iki ana renk kompozisyonu içinde toplanırlar.

Birinci gurupta, baş, boyun, göğüs alt ve sırt beyaz, yalnızca kanat üstleri ve kuyruk ebruli-dantelli mavi, gri, kahve, kırmızı, siyah renk desenlidirler. Kuyruk uçlarında padişah mührü anlamına yorumlanan, bir beyaz metal para şeklinde desen mevcuttur. Kuyruk uçlarındaki bu beyaz ebruli işlemeye bu yüzden “mühür” veya “alem” denilir. Bu guruba yurtdışında “satinette” adı verilirken bizde ” kanat-kuyruk işlemeli ” çamkabuğu, mavi , gibi isimlerle anılırlar.

İkinci gurup ise, baş, boyun, göğüs alt ve sırt koyu renkli olup, kanat ve kuyrukları ebruli-dantel desenlidir. Bu guruba da dışarıda “blondinette” denirken bizde “tam çamkabuğu”, “arap ozan” kara çil, mavi ,sarı, kırmızı “sümbüllü” kırmızı çil denilmektedir. Yine kuyruklar ve kanat uçları mühürlü ve alemlidir.

Bu iki ana gurubun dışında , göz altı-alın renkli, kanat üzerleri mavi, beyaz veya kırmızı kuşaklı olanları da vardır.

Manisa ve çevresinde halen yaygın olarak bulunan Hünkarilerin orijinal renkleri çamkabuğu, sarı, kırmızı, mavi, siyah sümbüllü, kanat uçları ve kuyrukları açık renk oyalı-ebruli süslemeli olup, beyaz üzeri kanat ve kuyrukları aynı renklerle süslü olanları da görebilmek mümkündür. Bu renk ve desen zenginliğine rağmen, bu gün için yaygın bulunan Hünkarilerin gaga uzunluğu, dünya ölçeğinde orijinal olarak tabir edilen Avrupa ve Amerika’daki çok iyi korunmuş ve hatta gelişimi devam etmiş, emsallerinden yarım santimetre uzunluğunda büyüktür. Bu nedenle hünkarilerin yurtiçinde de en kısa gagalıları, en makbul olanlardır. Bu sebeple gerek müsabakalarda, gerekse ticari alım-satımlarda önce gaga uzunluğuna bakılır.

Ancak, yurtdışında burunun altında dışarıya bir uzantı vermeyen adeta ”sıfır” uzunlukta bir gaganın, beslenme ve yavru besleme imkanını zorlayan yapısının doğal hayata ve üreme fonksiyonuna aykırı bulunması , bir tartışma konusu olabilir.

Ama zaten, Manisa’da mevcut hünkarilerin gaga ölçüleri de, besleme, üreme fonksiyonlarını karşılamaya yeterli ölçüde ve kırık tabir edilen karışmış örneklerinin dışında, seçilerek beslenen ve el değiştiren Hünkariler gayet küçük gagalıdır.

Bu gaga kısalığındaki birkaç milimetrelik fark sebebi ile, Manisa’da halen mevcut hünkari güvercinlerine Avrupa ve Amerika’daki hemcinslerine nazaran ırkı bozulmuş gözüyle bakamayacağımız gibi, aksine beslenme ve üreme şartları ölçeğinde, daha doğal ve orijinal olarak kabul etmemiz gereği meydandadır.

Nitekim, 1907 ve 1914 yılları arasında İngiltere’de yayınlanmış, “Feathered Word Magazin” dergisinin kapağı olan “Oriental Pigeon” (doğu güvercini) adlı çizme resimde tüm Hünkari modelleri gösterilirken , gaga yapıları da; Manisa’daki mevcut örneklerine daha yakın, Avrupa’daki şimdiki örneklerinden biraz daha yapılıdır.

Keza, Amerika’nın en önde gelen Hünkari “Oriental Frill” derneğinin İnternette www.pigeonclubusa.com adı ile ulaşılabilen web sitesinde logo olarak kullanılan temsili resim de yukarıdaki örneğin sonuçlarına ulaşmak mümkündür. Logo daki gaga daha belirgin iken, yarışmalarda dereceye girmiş hünkarilerin fotoğraflarında neredeyse gagalarının bulunmadığı görülmektedir. Bu durum, sergilenen kuşlarının bir miktar özel bir makasla gagalarının kısaltılmasından kaynaklansa da, melezleşme çalışmalarıyla, gaga kısalmasının devam ederek, doğal üreme ve beslenme şartlarını zorladığını göstermektedir.

Manisa ve çevresindeki Hünkarilerle, yurtdışındaki Hünkariler arasındaki diğer bir fark da, yerli hünkarilerin avuç içi kadar küçük yapıda olmasının karşısında , yurtdışındaki hünkarilerin oldukça iri görünmesidir. Bu durum bir miktar beslenmeyle ilgili olarak açıklanabilse de , bu husus da bir gelişme ve farklılık olarak tespit edilmelidir. Ancak bu durumun da, ırkta bir kırılma olarak kabul edilmesi doğru olmaz, bu farklılıkların beslenme, korunma ve gelişme şartlarına bağlı olarak 150 yıllık süreç içinde meydana çıkması olağan karşılanmalıdır.

Her halükarda bütün dünyada menşei Manisa Şehzade Sarayları olduğu kabul edilen , Sultan Güvercini Hünkari kuşlarını, her iki versiyonunu da, en halis ölçüleriyle yetiştirme gayretimizi sürdürmeliyiz. Bunun için Hünkarinin gerek yurtiçi , gerek yurtdışı örneklerini muhafaza etmeli, güzellikleri arttırmanın öncelikli yolu olarak, her güvercin meraklısının bu güzide ırka yer vermesinin yanı sıra, Manisa ve çevresindeki her park ve bahçesinde de bir” Hünkari Evi” bulabilmeliyiz.

Böylece, Manisa’nın dağ lalesi Anemon’u, Manisa ovasının çekirdeksiz üzümü Sultani’si gibi, dünyalar güzeli bir kuş çeşidi olan Manisa Sultan Güvercini Hünkarimizi, bir Manisa markası olarak bütün dünyada tescil ve ilan edebiliriz.

Öyleyse, asırlar boyu sevip, beslediğimiz memleketimizin ender ırklarından, başta Hünkari olmak üzere “Sultan Güvercinlerine” sahip çıkalım, onları koruyalım ki, Onlar da bizim gönlümüzü ve kendi gök kubbemizi süslemeye devam etsinler.

Logged

Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Güvercinler Ve Ikları Hakkında bilgiler
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Site Map | Arsiv| Arsiv1| Arsiv2 | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss|
MySQL KullanıyorPHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006-2008, Simple Machines

XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Bu Sayfa 3.287 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu